Facebook Hakkında..

28 Ağustos 2009

facebook hakkında bir yazı

Murat Çehreli, turk.internet.com sitesinde Facebook ve Sosyal Ağlar konusunda hoş ve eğlenceli bir yazı kaleme almış. İşte o yazı:

Facebook'ta Olmak

Sosyal ağ devi Facebook, artık herkesin kabul ettiği bir fenomen. Kimileri, onu Recep İvedik'te olduğu gibi "Amele Sitesi" olarak nitelerken, kimileri sosyalleşmede bir "hub" olarak değerlendiriyorlar. Amaçlar farklı olsa da araç aynı. Ancak, kimi zaman kimilerinin saatlerini geçirdikleri Facebook bile bir noktadan sonra sıkıcı olabiliyor. İşte, kullanıcılar bunları, yani sosyal ağ devinin sıkıcı yanlarını üşenmemiş, bir araya getirmişler.

"What's on your mind? (Ne düşünüyorsun?)" sorusuyla kullanıcılar, o anki ruh hallerini, ne yaptıklarını tüm arkadaşlarıyla paylaşıyorlar. Kimilerinin, dikkatle takip ettikleri bu bölüm kimileri için basmakalıp olabiliyor. Tweet'ler aracılığıyla arkadaş ve tanıdıkların güncellemeleri paylaşmalarına aracılık eden Twitter'da yazılan her 100 tweet'ten 40'ının kimselerin okumadığı, boş cümleler olduğu tespit edilmiş. Çok da şaşırtıcı olmasa gerek.

Vakit öldürmeye birebir mini testler, Facebook'un kimi kullanıcılarının canını sıkan bir başka yanını oluşturuyor. Her açtığında yeni bir boş testle karşılaşmanın ne demek olduğunu sanıyorum yaşayanlar iyi biliyordur. Konuştuğum akl-ı selim kullanıcılar, sosyal ağ platformunun, bir 'geyik' ortamı yakalamaktan çok daha fazlası olduğunun zamanla daha iyi anlaşılacağına inanıyor.

En ince detayına kadar kendileriyle ilgili bilgileri ortaya dökenler, ilgi odağı oluşturabildiklerini zannedebilirler ancak görünen bunun pek de öyle olmadığı yönünde. Sosyal ağlarda kimin listesinde daha fazla arkadaşa sahip olduğu kimi zaman bir böbürlenme vesilesi olabiliyor. Ancak, ilginç bir biçimde hiç kimse, arkadaş listesindeki isimlerden kaçıyla yüzyüze görüştüğü bilgisini vermek istemiyor. Bu arada, ortalama bir Facebook kullanıcısının 120 arkadaşı bulunduğunu belirtmemizde fayda var. Pek çok kişi, birisinin 1000 ve üzerinde arkadaşı olabilmesi için dünyaya mal olmuş birisi olması gerektiğini dile getiriyor.

Facebook'un, en trajikomik yanlarından bir diğeriniyse insanların en söylenmeyecek şeyleri bile burada ifşa etmeleri oluşturuyor. Dünyanın hiç bir coğrafyasında edebe uymayacak, aile içinde kalması gereken sırlar detayıyla anlatılabiliyor.

İlk olarak kısa mesajlarla karşılaşmaya başladığımız dil katliamı, sosyal ağlarda alabildiğine devam ediyor. Her insanın kendisini bir ifade ediş biçimi olmakla birlikte, dilin müptezelleştirilmesi pek de kabul edilir bir şey olmasa gerek. En azından gelecek nesiller açısından..

Komik ve bir o kadar da absürd bir diğer olguysa; hiç tanımadığınız birisinin sırf isim benzerliği dolayısıyla gelip profilinize yorumlar yazabiliyor olması. Ama en dramatiğiyse kocaman resminiz orada dururken gelip sizin profilinize sırf isim benzerliği dolayısıyla bir başkasının fotoğrafını eklemesi. Sosyal ağlar bir yerlere gidiyor ama asıl sorulması gereken "nereye" sorusu olmalı.
Yazar: Murat Çehreli

Yazının Tamamı..

Oruç ve Faydaları..

21 Ağustos 2009

ramazan ayıOruç, bize daima Allah'ı hatırlatır, sorumluluk duygusunu geliştirir. Bir ay boyunca devam eden bu manevî eğitim sonucu Allah korkusu kalblere iyice yerleşir, bunun olumlu tesiri ile de insan davranışlarını kontrol altına alarak her türlü kötülükten uzaklaşmış olur. Oruç, basit bir "aç kalma" olayı değildir. Onu sadece bu yönüyle değerlendirmek son derece yanlış olur. Oruç, köklü bir irade terbiyesi, insanı kötü alışkanlıklardan temizleyen, çirkin davranışlardan uzaklaştıran ve iyi huylar kazandıran bir ahlak eğitimidir.

Orucun mertebeleri:

Birincisi; imsaktan akşama kadar yemekten, içmekten ve cinsel arzulardan sakınmak suretiyle tutulan oruçtur. Bu oruç, şartları yerine getirildiği için sahihtir. Ancak orucun asıl gayesine ulaşmak için oruçlunun ikinci mertebeye yükselmesi lazımdır.

İkincisi; birinci maddedekilerle birlikte, kulak, göz, dil, el, ayak ve diğer organları günahlardan uzaklaştırmak suretiyle tutulan oruçtur. Çünkü bu, organlar üzerinde olumlu etkisini gösteren ve sahibine ahlakî faziletler kazandırarak gayesine ulaşan oruçtur.

Sağlık Açısından Oruç

Sağlam insanlara orucun hiç bir zararı yoktur. Aksine "Oruç tutunuz, sıhhat bulursunuz." hadis-i şerifinde işaret edildiği gibi vücûda faydası vardır. Sindirim sisteminin 8-16 saat dinlenmesi, kendi kendini toparlaması çok faydalıdır.

Oruç normal sıhhatli olan insanlar için çok faydalı bir perhiz teşkil eder. Az yemek ve itidal ile yaşamak sonucu oruç tutanlar genellikle Ramazanda bir kaç kilo zayıflarlar. Bu suretle 11 ay zarfında vücutta depo edilen zararlı yağlar erimiş olur. Bu ise asrımızda herkese tavsiye edilen en önemli sağlık kuralıdır. Çünkü şişmanlık şeker hastalığına pek yakındır. Ayrıca damar sertliği, kalb hastalığı, tansiyon yüksekliği ve buna bağlı pek çok hastalığa müsait bir zemin hazırlar. Demek oluyor ki oruç, bütün bu dertlerden insanı koruyucu bir etki yapar.

Bu gerçeği, sadece bizim bilim adamlarımız değil, konuyu inceleyen yabancı bilim adamları da dile getirmektedir:

1940 Nobel Tıp Ödülü'nü kazanan ünlü bilim adamı, Dr. Alexis Carrel "L'Hamme, Cet İnconnu" adlı eserinde: "Oruç sırasında organizmalarda depo edilmiş besin maddelerinin harcandığını, sonradan bunların yerine yenilerinin geldiğini, böylece bütün vücutta bir yenilenme olduğunu ve orucun sağlık bakımından çok yararlı olduğunu." söyler.

Oruç tutmakla bir süre nimetlerden uzak kalan kimse bunların değerini daha iyi anlar. Sahip olduğu nimetlerden bir süre uzak kalmak insana, onları daha iyi korumasını, israf etmemesini ve nimetleri kendisine veren Allah'a daha çok şükretmesini öğretir. Nimetlere şükür ise onların çoğalmasına vesile olur.

Allah Teala şöyle buyuruyor: "Andolsun, şükrederseniz elbette (nimetimi) artırırım." Sabır, başarıya ulaşmanın en önemli şartlarından biridir. Sahip olduğu helal şeylere oruçlu olduğu için el sürmeyen kimse; iradesine hakim olmuş, nefsini zorluklara alıştırarak terbiye etmiş ve üstün bir meziyet kazanmış olur.

Böyle bir insan, sıkıntılar karşısında sarsılmaz, bunlara kolaylıkla sabreder ve güçlükleri yenerek başarıya ulaşır. Acılı ve üzüntülü durumlar karşısında sabır ve tahammül göstererek soğukkanlılığını korur.

*******************

Orucun birçok maddi ve manevi faydalari vardir. Bunlardan bazıları şöyledir:
İnsan nefsinin aşırı isteklerine ve ihtiraslarına engel olur. Oruç tutanlar daha sabırlı ve metin olurlar. Peygamberimizin, "Oruç sabrın yarısıdır." ve "Sabır imanın yarısıdır." hadislerinden orucun, imanın dörtte biri olduğu anlaşılmaktadır.

Senenin diğer aylarında devamlı çalışan ve yorulan mide, oruç sayesinde dinlenme imkânı bulur. Oruç, toplumun ahlâki hayatını değiştirir, iyiye ve güzele götürür.

Zenginler, oruç sayesinde fakir ve yoksulların durumunu daha iyi anlar. Böylece bireyler arasında yardımlaşma, acıma, şefkat ve merhamet duyguları gelişir. İlâhi bir emir olduğu için Ramazan'da kendisine helâl olan şeyleri bile yapmayan kimse haramlara hiç yaklaşmaz.

"Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevincidir; diğeri de Rabb'ine kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku (halüf), Allah indinde misk kokusundan daha hoştur."

"Bir kimse Ramazan'ın faziletine inanarak ve mükafatını Allah'dan umarak oruç tutarsa geçmiş günahları affolunur."

İlgili Yazılar:
Peygamber Efendimizin Doğumu (Mevlit Kandili)
Kutlu Doğum Haftası
Miraç Kandili
Yaratılış, Kabe ve Altın Oran
Regaib Kandili
Sure ve Ayet Sayıları grafiğinde ortaya çıkan Allah (c.c.) yazısı
Berat Gecesi
Regaib Kandili
orucun faydaları, oruç tutmanın faydaları, orucun önemi, hadislerde oruç, orucun faziletleri, oruç nedir, ramazan nedir?, oruç nasıl tutulmalı, ibadet, sevap, günah, haram, oruçlu insan, sağlık için oruç, orucun sağlığa faydaları, orucun sevabı, sabır, iman, midei karaciğer, sindirim, açlık

Yazının Tamamı..

Nasihatler..

Evliya Çelebi, Seyahatnâme'sinde babası Derviş Mehmet Zılli'nin öğütlerini naklederek gelecek nesillere şunları söylüyor:

Ey oğul!

- Helâl olanı ye, Besmelesiz asla yemek yeme!

- Haram ve yasak edilen şeylere yaklaşma!

- İyi adını kötüye çıkaracak davranışlarda bulunma!

- Sırrını sakla!

- Kötü ile arkadaş olma, pişman olursun!

- Daima hedefin ileri olsun, geriye takılıp kalma!

- Kimsenin hakkına göz dikme!

- Sana ait olmayan bir şeye el uzatma!

- İki kişi konuşurken gizlice dinleme!

- Haline şükret, ekmek ve tuz hakkını gözet!

- Davetsiz bir yere gitme, gidersen emin olduğun yere git!

- Evden eve söz taşıma, komşularınla iyi geçin!

- Güzel ahlâklı ol!

- Herkesle iyi geçin!

- Güler yüzlü ve tatlı sözlü ol!

- İnatçı ve kötü sözlü olma!

- İhtiyarlara hürmet et, senden büyüklerin önünden yürüme!

- Kanaatkâr ol, çünkü kanaat tükenmez bir hazinedir!

- Cimri olma, elin ve evin yoksullara açık olsun!

- Elindeki imkânları israf etme!

- Daima temiz ol, her an abdestli bulunmaya çalış!

- Tanıştığın kimselerden bir şey isteme, yoksa itibarını kaybedersin!

- Namazını terk etme, ilim ve erdemle meşgul ol!

evliya çelebi, seyahatname, öğütler, nasihatler, güzel sözler, doğruluk, erdem, fazilet, iyi bir insan olmanın yolları, yöntemleri, kuralları, nedir, nelerdir, nasıl davranılır? helal, haram, yasak, cimrilik, iyilik, kötülük, israf, namaz, abdest, ibadet,

Yazının Tamamı..

Komşuluk Hakkında..

16 Ağustos 2009

komşuluk ilişkileri, İslamda komşuluk

Dinimizde komşuluk ilişkileriyle ilgili iki altın düstur var. Bunlar;

1) Komşunu asla rahatsız etme!
2) Komşudan gelen rahatsızlığa katlan!

Bu iki kuraldan sadece birisi bile uygulansa, komşular arasında hiçbir kavga, gürültü kalmaz. Bunlar öyle değerli ve faydalı prensipler ki, sosyal hayatın her alanında uygulanabilecek ve bir çok sıkıntının, henüz meydana gelmeden önüne geçebilecek mahiyettedir. Bunlar aslında iyi niyetli, hoşgörülü ve sabırlı insanların zaten sıradan davranış şekilleridir. Bunlar doğru yaşayanların karakteridir..

Günümüzde maalesef, insanımızda anormal ve aşırı bir güvensizlik hakim. Kimse birbirine güvenmiyor. Komşular birbirlerini tanımıyor ve herkes tanımadığı kişilere potansiyel suçlu nazarıyla bakıyor. Ben dahil olmak üzere, çoğumuz komşularımızı tanımıyoruz ve tanımak, kaynaşmak adına fazla birşey yaptığımız da söylenemez.

İşin garip tarafı, bu hastalık sadece bizim gibi genç nesillerde değil, eskilerde de bir hayli yaygın. Bizler çocukken, daha TV'ler hayatımızda bu kadar yer etmemişken, ailecek komşulara gidip gelinirdi. Çaylar içilir, yanında bisküvi yenirdi. Bu ziyaretler bizim için tatlı birer anı olarak kaldı. Bunlar aslında toplumu kaynaştıran, birlik beraberliği sağlayan, fikir alışverişini arttıran, sosyalleşmeyi sağlayan faydalı muhabbetlerdi.. Serdar Kocaoğlu - 15.08.2009

Konuyla ilgili bazı hadisler:

"Komşusu aç iken tok yatan, gerçek mümin değildir."
"Komşusuna eziyet eden, bana eziyet etmiş olur."

Peygamber Efendimiz'e (sav) dediler ki:

"Falanca kadın geceyi ibadetle geçirir, gündüzleri oruç tutar, çalışır ve sadaka verir ama dili ile komşularına eziyet eder."

Rasûlullah (sav): "O kadında hayır yoktur, O cehennemliktir." dedi.

Ashab: "Falanca kadın ise, farz namazları kılar, yağı alınmış peynirleri sadaka verir ve hiç kimseye eziyet etmez." dediler.

Rasûlullah (sav) buyurdular ki: "Bu kadın cennet ehlindendir."

---------------
Benzer Yazılar:
İhtiyarların Kavgası ve Bu Ülkeye Dair..
Kurbanın Düşündürdükleri..
Nasihatler..
komşuluk ilişkileri nasıl olmalıdır, iyi komşuluk, komşular, komşulukla ilgili hadisler, dinimize göre komşuluk, İslamın komşuluğa bakışı, komşuluğun kuralları

Yazının Tamamı..

Public ve Private IP Adresi Nedir? NAT Nedir?

10 Ağustos 2009

Public (Real) ve Private IP nedir?

Aşağıdaki aralıklarda kalan IP adresleri, Internet Assigned Numbers Authority (IANA) tarafından Yerel Ağlar (LAN: Local Area Network) için ayrılmıştır. Bu yüzden bu IP adresleri internet üzerinde kullanılamazlar.

10.0.0.0 – 10.255.255.255
172.16.0.0 – 172.31.255.255
192.168.0.0 – 192.168.255.255

Bu aralıklar dışında kalan IP adresleri Public veya Real olarak adlandırılan gerçek IP adresleridir. (224.0.0.0 ve sonrası özel amaçlı kullanım içindir.)

NAT (Network Address Translation) Nedir?

NAT, kısaca Public ve Private IP'lerin birbirine dönüştürülmesidir. Örneğin; yerel ağda 192.168.2.2 IP adresli bir bilgisayarınız varsa, internete çıkarken bu adres Public IP'ye dönüştürülür. Çünkü yukarda belirtildiği gibi 192.168.'li IP'ler sadece yerel ağlarda kullanılmak üzere ayrılmıştır ve internette kullanılamazlar.

Örneği daha da somutlaştıracak olursak; evde ADSL üzerinden bir web sitesine girdiğinizde lokal IP adresinizden farklı bir IP adresi görürsünüz. Çünkü bilgisayarınızda tanımlı IP (lokal IP), ADSL Modeminiz tarafından NAT işlemiyle farklı ve gerçek bir IP adresine dönüştürülür. Dönüştürülen IP, internet servis sağlayıcınız (Ör: TTNet) tarafından size atanmış Public IP adresinizdir..

Serdar Kocaoğlu / MCSE:S / 04.08.2009

İlgili Yazılar:
ADSL Modem ve Kablosuz Ağ Güvenliği
İnternetten film ve mp3 indirmek engellenebilir mi?
Kablosuz İnternet Hizmeti Vermek?
DNS Ayarlarına Dikkat!
Windows Server 2003'e Uzak Masaüstü ile konsol bağlantısı nasıl yapılır?

Yazının Tamamı..

Ölümden öte bütün dertlere çare: Çörekotu

06 Ağustos 2009

çörek otu

Ebu Hüreyre (RA) anlatıyor: "Peygamber Efendimiz (ASM) buyurdular ki: "Ölüm dışında hiçbir hastalık yoktur ki çörek otunda onun için bir deva bulunmasın."

Çörekotu, son yıllarda tüm dünyanın ilgi gösterdiği bir şifa kaynağına dönüştü. Antik Yunan döneminin meşhur doktoru Dioscorides'in baş ve diş ağrısı tedavilerinden El Biruni'nin yazılı eserlerine, İbn-i Sina'nın üzerine yaptığı çalışmalardan Mısır'ın efsanevî hükümdarı Tutankamun'un kabrine, İncil ayetlerinden Peygamber Efendimiz'in hadislerine kadar tarihin hemen her döneminde çörekotunun gizemli etkilerine ve şanına rastlamak mümkün.

Bu konuya günümüzün bilim adamları da ilgisiz kalmamış, Amerika ve Avrupa'da yoğun bir şekilde çörekotu üzerine araştırmalar yapılıyor...

Deva uzakta değil, mutfakta

Tarih boyunca destekleyici bir tedavi aracı olarak bilinegelmiştir çörek otu. Özellikle Akdeniz çevresindeki toplumlarda yaygın bir şekilde kullanılırken bugün tüm dünyanın ilgi gösterdiği bir şifa kaynağı durumuna gelmekte... Antik Yunan döneminin meşhur doktoru Dioscorides'in baş ve diş ağrısı tedavilerinden El Biruni'nin yazılı eserlerine, İbn-i Sina'nın üzerine yaptığı çalışmalardan Mısır'ın efsanevi hükümdarı Tutankamun'un kabrine, İncil ayetlerinden Peygamber Efendimiz'in hadislerine kadar tarihin hemen her döneminde çörek otunun gizemli etkilerine ve şanına rastlamak mümkün. Bu konuya günümüzün bilim adamları da ilgisiz kalmamış, Amerika ve Avrupa'da yoğun bir şekilde çörek otu üzerine araştırmalar yapılmış.

İlaç yapımında da kullanılıyor

Toplum olarak bitkisel çözümler konusunda yeteri kadar bilinçli olmadığımız için çörek otunu da hakkıyla değerlendirebildiğimiz söylenemez. Oysa çörek otunun bugün insanların etkisi altında bulunduğu birçok rahatsızlığa deva olduğu biliniyor. Almanya ve Mısır'da çeşitli ilaçların yapımında kullanılan çörek otunun başlıca faydaları şunlar: Bağışıklık sistemindeki düzensizlikleri giderir, romatizma ve alerji tedavisinde kullanılır, vücuda dinçlik ve kuvvet verir, mide ve bağırsak gazlarını giderir ve hazmı kolaylaştırır. Bunların dışında suyu sivilcelere iyi gelirken kokusu da baş ağrısını gidermede etkili.

Çörek otu, daha çok hamur işlerinde kullanılan bir ot olmasının yanında şifa verici etkisini artırmak adına pek çok alternatif kullanım şekline sahip. Fiyatı da oldukça uygun. Baharatçılardan ve aktarlardan kolayca elde edilebilecek çörek otunun bir kilogramı 10-15 TL arasında.

Çörek otu yağı neye iyi gelir?

Astım ve bronşiyal problemler: Kahve içerisine bir çay kaşığı çörek otu yağı karıştırılıp günde iki defa alınır. Aynı zamanda, her gece çörek otu yağı ile göğüs ovulur ve kaynar su içindeki çörek otu yağının buharı nefesle içeri çekilir.

Sırt ağrısı ve romatizmal problemler: Az bir miktar çörek otu yağının hafifçe ısıtılması ve daha sonra romatizmalı alanın yoğun bir şekilde sıvazlanması da faydalı bir kullanım yoludur.

İshal: Bir fincan yoğurt ile bir çay kaşığı çörek otu yağının karıştırılıp belirtiler kayboluncaya kadar karışımdan günde iki defa içilmesi tavsiye ediliyor.

Grip ve soğuk algınlığı: Her bir burun deliğine 3-4 damla çörek otu yağı akıtmak, burun tıkanıklığına ve soğuk algınlığına iyi geliyor.

Saç problemleri: Çörek otu yağı ile düzenli bir şekilde saçlara masaj yapılması, saçların erken kırlaşmasını önlüyor.

Baş ağrısı: Alın ve kulaklara yakın yüz kısımları çörek otu yağı ile ovularak kafa bandajlanır. Aynı zamanda bir çay kaşığı çörek otu kahvaltıdan önce alınır.

Sağlıklı cilt: Bir çorba kaşığı çörek otu yağı ile bir çorba kaşığı zeytinyağı karıştırılır. Bu karışım ile yüz ovulur ve en az bir saat böyle devam edilir. Sabunla yıkanır ve durulanır.

Yüksek tansiyon: Kahvaltıdan önce her sabah iki diş sarımsakla birlikte herhangi bir içeceğe bir çay kaşığı çörek otu yağı karıştırarak alın. Çörek otu yağı ile bütün vücudunuzu ovun ve üç günde bir kez 1,5 saat güneş ışınlarına maruz bırakın. Bu işlemlere bir ay devam edin.

Uyku bozukluğu: Balla karıştırılmış herhangi bir sıcak içeceğe bir çay kaşığı çörek otu yağı ilave edilip akşamları içmeye devam edilir.

***

Çörek otunun kullanım şekilleri

Şeker hastalığı
Bir fincan bütün çörek otu, bir fincan su teresi veya hardal tohumu, yarım fincan nar kabuğu ve yarım fincan şahtere otu karıştırılır. Toz haline getirmek için mikserden geçirilir. Bir ay boyunca, her gün kahvaltıdan önce bir çay kaşığı çörek otu yağı ile birlikte bir çay kaşığı karışım alınır. Hindistan'da yaygın bir kullanım şekli olan bu tarif, daha çok şeker hastalığına karşı etkili.

Saman nezlesi
Bir yemek kaşığı çörek otu bir bardak limon suyuna karıştırılıp hastalık belirtileri kayboluncaya kadar günde iki kez alınır.

Kaynak: ZAMAN/FURKAN AKSOY

Yazının Tamamı..

Berat Gecesi..

05 Ağustos 2009

Şaban Ayı'nın 15. gecesi yani bu gece (5-6 Ağustos gecesi) Berat (Beraat) Gecesidir. Peygamber Efendimiz (ASM) bir hadis-i şeriflerinde Berat Gecesinin feyiz ve bereketini şöyle anlatmıştır:

"Şâban'ın 15. gecesi geldiğinde geceyi ibadetle, gündüzü de oruçlu olarak geçirin. O gece güneş battıktan sonra Allah rahmetiyle dünya semasına tecelli eder ve şöyle seslenir:

"İstiğfar eden yok mu, affedeyim ve bağışlayayım. Rızık isteyen yok mu, hemen rızık vereyim. Başına bir musibet gelen yok mu, hemen sağlık ve afiyet vereyim." Böylece tan yerinin ağarmasına kadar bu şekilde devam eder."

Peygamber Efendimiz (ASM), Berat gecesinde Allah'a şöyle dua etmiştir:

"Allah'ım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım. Senden yine sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen kendini sena ettiğin gibi yücesin."

Peygamber Efendimiz (SAV) bu gecede af dışı kalanları şu hadisleri ile bildirmektedir:

"Muhakkak ki Allah, Şâban'ın onbeşinci gecesinde rahmetiyle yetişip herşeyi kuşatır. Bütün mahlukatına mağfiret eder. Yalnızca müşrikler ve kalbleri düşmanlık hissiyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler müstesna!"

"Yüce Allah, bu gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur; ancak kâhin, sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan veya ana-babasını inciten yahut zinâya ısrarla devam eden müstesna."

"Allah Teâlâ Şâban'ın onbeşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına asi olanlarla Allah'a ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını bağışlar."

(Sadakte ve bil hakkı natakte, Ya Rasulullah!..)

İlgili Yazılar:
Miraç Kandili..
Regaib Kandili..
Mevlit Kandili..
Kutlu Doğum Haftası
Yaratılış, Kabe ve Altın Oran..
Kurbanın Düşündürdükleri..

Yazının Tamamı..

Son 1 Yılın Değerlendirmesi ve Teşekkür..

01 Ağustos 2009

Aşağıdaki grafikte de görüleceği üzere; son 1 yıldaki aylık ziyaretçi rakamlarına göre SerdarKocaoglu.com.tr'nin yükselişi devam ediyor. Tüm ziyaretçilere, takip edenlere, RSS ve Mail abonelerime, yorum yazanlara velhasılı bu rakamlarda payı olan herkese teşekkür ederim.
Beni izlemeye devam edin..
Serdar Kocaoğlu - MCSE:S - 01.08.2009

Son 1 yıla ait aylık ziyaretçi sayıları:


Aylık Ziyaretçi Sayıları

Yazının Tamamı..


Bu Sayfayı Facebook'ta Paylaş

YUKARI