Facebook Hakkında..
28 Ağustos 2009

Murat Çehreli, turk.internet.com sitesinde Facebook ve Sosyal Ağlar konusunda hoş ve eğlenceli bir yazı kaleme almış. İşte o yazı:
Facebook'ta Olmak
Sosyal ağ devi Facebook, artık herkesin kabul ettiği bir fenomen. Kimileri, onu Recep İvedik'te olduğu gibi "Amele Sitesi" olarak nitelerken, kimileri sosyalleşmede bir "hub" olarak değerlendiriyorlar. Amaçlar farklı olsa da araç aynı. Ancak, kimi zaman kimilerinin saatlerini geçirdikleri Facebook bile bir noktadan sonra sıkıcı olabiliyor. İşte, kullanıcılar bunları, yani sosyal ağ devinin sıkıcı yanlarını üşenmemiş, bir araya getirmişler.
"What's on your mind? (Ne düşünüyorsun?)" sorusuyla kullanıcılar, o anki ruh hallerini, ne yaptıklarını tüm arkadaşlarıyla paylaşıyorlar. Kimilerinin, dikkatle takip ettikleri bu bölüm kimileri için basmakalıp olabiliyor. Tweet'ler aracılığıyla arkadaş ve tanıdıkların güncellemeleri paylaşmalarına aracılık eden Twitter'da yazılan her 100 tweet'ten 40'ının kimselerin okumadığı, boş cümleler olduğu tespit edilmiş. Çok da şaşırtıcı olmasa gerek.
Vakit öldürmeye birebir mini testler, Facebook'un kimi kullanıcılarının canını sıkan bir başka yanını oluşturuyor. Her açtığında yeni bir boş testle karşılaşmanın ne demek olduğunu sanıyorum yaşayanlar iyi biliyordur. Konuştuğum akl-ı selim kullanıcılar, sosyal ağ platformunun, bir 'geyik' ortamı yakalamaktan çok daha fazlası olduğunun zamanla daha iyi anlaşılacağına inanıyor.
En ince detayına kadar kendileriyle ilgili bilgileri ortaya dökenler, ilgi odağı oluşturabildiklerini zannedebilirler ancak görünen bunun pek de öyle olmadığı yönünde. Sosyal ağlarda kimin listesinde daha fazla arkadaşa sahip olduğu kimi zaman bir böbürlenme vesilesi olabiliyor. Ancak, ilginç bir biçimde hiç kimse, arkadaş listesindeki isimlerden kaçıyla yüzyüze görüştüğü bilgisini vermek istemiyor. Bu arada, ortalama bir Facebook kullanıcısının 120 arkadaşı bulunduğunu belirtmemizde fayda var. Pek çok kişi, birisinin 1000 ve üzerinde arkadaşı olabilmesi için dünyaya mal olmuş birisi olması gerektiğini dile getiriyor.
Facebook'un, en trajikomik yanlarından bir diğeriniyse insanların en söylenmeyecek şeyleri bile burada ifşa etmeleri oluşturuyor. Dünyanın hiç bir coğrafyasında edebe uymayacak, aile içinde kalması gereken sırlar detayıyla anlatılabiliyor.
İlk olarak kısa mesajlarla karşılaşmaya başladığımız dil katliamı, sosyal ağlarda alabildiğine devam ediyor. Her insanın kendisini bir ifade ediş biçimi olmakla birlikte, dilin müptezelleştirilmesi pek de kabul edilir bir şey olmasa gerek. En azından gelecek nesiller açısından..
Komik ve bir o kadar da absürd bir diğer olguysa; hiç tanımadığınız birisinin sırf isim benzerliği dolayısıyla gelip profilinize yorumlar yazabiliyor olması. Ama en dramatiğiyse kocaman resminiz orada dururken gelip sizin profilinize sırf isim benzerliği dolayısıyla bir başkasının fotoğrafını eklemesi. Sosyal ağlar bir yerlere gidiyor ama asıl sorulması gereken "nereye" sorusu olmalı.
Yazar: Murat Çehreli
Facebook'ta Olmak
Sosyal ağ devi Facebook, artık herkesin kabul ettiği bir fenomen. Kimileri, onu Recep İvedik'te olduğu gibi "Amele Sitesi" olarak nitelerken, kimileri sosyalleşmede bir "hub" olarak değerlendiriyorlar. Amaçlar farklı olsa da araç aynı. Ancak, kimi zaman kimilerinin saatlerini geçirdikleri Facebook bile bir noktadan sonra sıkıcı olabiliyor. İşte, kullanıcılar bunları, yani sosyal ağ devinin sıkıcı yanlarını üşenmemiş, bir araya getirmişler.
"What's on your mind? (Ne düşünüyorsun?)" sorusuyla kullanıcılar, o anki ruh hallerini, ne yaptıklarını tüm arkadaşlarıyla paylaşıyorlar. Kimilerinin, dikkatle takip ettikleri bu bölüm kimileri için basmakalıp olabiliyor. Tweet'ler aracılığıyla arkadaş ve tanıdıkların güncellemeleri paylaşmalarına aracılık eden Twitter'da yazılan her 100 tweet'ten 40'ının kimselerin okumadığı, boş cümleler olduğu tespit edilmiş. Çok da şaşırtıcı olmasa gerek.
Vakit öldürmeye birebir mini testler, Facebook'un kimi kullanıcılarının canını sıkan bir başka yanını oluşturuyor. Her açtığında yeni bir boş testle karşılaşmanın ne demek olduğunu sanıyorum yaşayanlar iyi biliyordur. Konuştuğum akl-ı selim kullanıcılar, sosyal ağ platformunun, bir 'geyik' ortamı yakalamaktan çok daha fazlası olduğunun zamanla daha iyi anlaşılacağına inanıyor.
En ince detayına kadar kendileriyle ilgili bilgileri ortaya dökenler, ilgi odağı oluşturabildiklerini zannedebilirler ancak görünen bunun pek de öyle olmadığı yönünde. Sosyal ağlarda kimin listesinde daha fazla arkadaşa sahip olduğu kimi zaman bir böbürlenme vesilesi olabiliyor. Ancak, ilginç bir biçimde hiç kimse, arkadaş listesindeki isimlerden kaçıyla yüzyüze görüştüğü bilgisini vermek istemiyor. Bu arada, ortalama bir Facebook kullanıcısının 120 arkadaşı bulunduğunu belirtmemizde fayda var. Pek çok kişi, birisinin 1000 ve üzerinde arkadaşı olabilmesi için dünyaya mal olmuş birisi olması gerektiğini dile getiriyor.
Facebook'un, en trajikomik yanlarından bir diğeriniyse insanların en söylenmeyecek şeyleri bile burada ifşa etmeleri oluşturuyor. Dünyanın hiç bir coğrafyasında edebe uymayacak, aile içinde kalması gereken sırlar detayıyla anlatılabiliyor.
İlk olarak kısa mesajlarla karşılaşmaya başladığımız dil katliamı, sosyal ağlarda alabildiğine devam ediyor. Her insanın kendisini bir ifade ediş biçimi olmakla birlikte, dilin müptezelleştirilmesi pek de kabul edilir bir şey olmasa gerek. En azından gelecek nesiller açısından..
Komik ve bir o kadar da absürd bir diğer olguysa; hiç tanımadığınız birisinin sırf isim benzerliği dolayısıyla gelip profilinize yorumlar yazabiliyor olması. Ama en dramatiğiyse kocaman resminiz orada dururken gelip sizin profilinize sırf isim benzerliği dolayısıyla bir başkasının fotoğrafını eklemesi. Sosyal ağlar bir yerlere gidiyor ama asıl sorulması gereken "nereye" sorusu olmalı.
Yazar: Murat Çehreli



3 yorum var.. (Yorum Oku - Yorum Ekle):
1 ay kullandım sonra hesabımı fesh ettim . Nedeni mi? Gerçekten saçmalık dolu ve sadece insanların bazı arzularını doyurma ihtiyacına yönelik olmasını gösterebilirim...
Yukarıda ki yazıda olduğu gibi kimsenin okadar arkadaşı olamaz, var diye iddia ediyorsa ARKADAŞ kelimesinin anlamını bilmiyordur.
Önceleri icq ,mirc ,msn,skype en son olarakta bu çıktımıza başımıza.Sorun kullananların çoğuna amaçları neymiş. Geç nesilin çoğu bence sırf bir kız/erkek arkadaş bulurum yeni ortamlara akarım veya geliştiremediği benliğini ve karekterini başkalarına "BAK ASLINDA BEN BUYUM" demek için açmıştır. Yararlı noktaları varmıdır elbette vardır. Ama 5- 6 tane yararı var derken götürdüklerini hesap etmememiz anlamına gelmez. Yakında başımıza taş yağmasını yakın görüyorum...
Demeyin sen herşeyi irdeliyormusun diye, sormayın !!! Elimden geldiğince irdelerim hafsalam aldığınca.
Ha aklımdayken soyleyim geçen şu 3g ciler ile karşılaştım Ankamall'da, sordum çocuklara bir bilgileri yokmuş ne kadar radyasyon yaydığının. Dedim bu suç değil mi belirtmeniz gerekmiyormu dedim afalladılar. :) Nerde pürüz varsa biz buluyor demişlerdir ama napim dayanamadım böö geldi T.v lerde gazetelerde , neşriyatlarda görmekten ...
Hayırlı Ramazanlar .
ERLİK M.B
2005'te askere giderken henüz hiçkimsenin bilmediği ama 2006'da askerden döndüğümde nedense herkesin üye olduğunu öğrendiğim acayip bir site bu Facebook! Ben de bikaç sene önce üye olup etrafa yarım saat bakındıktan sonra, bana göre olmadığını düşünüp üyeliğimi silmiştim. Ancak sonraları, blogumdaki yazılarımı Facebook üzerinden arkadaşlarla paylaşmanın iyi olacağını düşünerek tekrar üye oldum.
Yalnız, Facebookta gördüğüm kadarıyla ilginç bir durum var: Yıllardır görmediğiniz onlarca arkadaşınızı ekliyorsunuz, onlar da sizi ekliyor ama hiç kimse birbiriyle konuşmuyor, muhatap olmuyor. Ne selam var ne sabah! Bu aslında, uzun süredir görüşmediğiniz biriyle yolda karşılaşıp da yalandan selamlaşıp konuşmadan gitmek gibi bişey. İşte bu yüzden oldum olası sevmedim bu online uygulamaları. Bu yüzden MSN de kullanmıyorum.. Birinin online olduğunu görüp de onunla konuşmamak veya görünmeyim diye offline olmak vs. hoş şeyler değil..
Bu yeni bir dünya. ve standarları ve gelenekleri belirlenmeli. Eski geleneksel yaklaşımlarla değerlendiremeyiz.
Ancak biliyoruz ki iyi ve kötü, doğru ve yanlış öz olarak hiç değişmez.
Yorum Gönder