Türkçe Olimpiyatları
01 Haziran 2009
Türkçe Olimpiyatları'nın bu yıl yedincisi düzenleniyor, 14 ülke ile başlandı, 115 ülkeye ulaştı. Dünyanın her yerinde okullar açmak, üstelik bu okulları o ülkelerde en başarılı okullar yaparak büyük bir saygınlık kazandırmak gerçekten anlatılması, tarif edilmesi çok zor bir başarı. Geleceğe ümitle ve güvenle bakmamızı sağlıyor bu okullar..
İlk gördüğünüz okul hangi ülkedeydi?
Prof. Dr. Mehmet Sağlam (Türkçe Olimpiyatları Tertip Komitesi Başkanı): "Moğolistan'da. Şartlar çok zor, bizim kolay kolay yaşayabileceğimiz bir coğrafya değil. İnsanlar evlerin üzerine kurdukları çadırlarda yaşıyor. Dört bin metre yükseklikte bir yer. İki üç ay ot çıkıyor. İklimin keskinliği insanların yüzünde. Tam bir mağduriyet ülkesi.. Fakat bizim gençler oraya kadar gitmişler, hayran olmamak mümkün değil.."
Nedir orada sizi etkileyen?
Prof. Dr. Mehmet Sağlam: "Moğolistan'daki okulda öğretmenlik yapan gençle konuşuyoruz; kendisinin de eşinin de Boğaziçi Üniversitesi'nden mezun olduğunu anlatıyor. Ben de bu askerlik ne zaman bitecek havasında "Burada ne kadar kalacaksın, Türkiye'ye dönüş ne zaman?" diye sordum. Yani bu mağduriyet, bu çile senin için ne zaman bitiyor.. "Efendim biz buralara geri dönmek için gelmedik" dedi. Ben o genç adamın bu cümlesi, bu inancı karşısında yerin dibine girdim. Yıllar sonra o çocuğa başka bir ülkede yine aynı şekilde hizmet ederken rastladım..."
Kaynak: Zaman
İlk gördüğünüz okul hangi ülkedeydi?
Prof. Dr. Mehmet Sağlam (Türkçe Olimpiyatları Tertip Komitesi Başkanı): "Moğolistan'da. Şartlar çok zor, bizim kolay kolay yaşayabileceğimiz bir coğrafya değil. İnsanlar evlerin üzerine kurdukları çadırlarda yaşıyor. Dört bin metre yükseklikte bir yer. İki üç ay ot çıkıyor. İklimin keskinliği insanların yüzünde. Tam bir mağduriyet ülkesi.. Fakat bizim gençler oraya kadar gitmişler, hayran olmamak mümkün değil.."
Nedir orada sizi etkileyen?
Prof. Dr. Mehmet Sağlam: "Moğolistan'daki okulda öğretmenlik yapan gençle konuşuyoruz; kendisinin de eşinin de Boğaziçi Üniversitesi'nden mezun olduğunu anlatıyor. Ben de bu askerlik ne zaman bitecek havasında "Burada ne kadar kalacaksın, Türkiye'ye dönüş ne zaman?" diye sordum. Yani bu mağduriyet, bu çile senin için ne zaman bitiyor.. "Efendim biz buralara geri dönmek için gelmedik" dedi. Ben o genç adamın bu cümlesi, bu inancı karşısında yerin dibine girdim. Yıllar sonra o çocuğa başka bir ülkede yine aynı şekilde hizmet ederken rastladım..."
Kaynak: Zaman



7 yorum var.. (Yorum Oku - Yorum Ekle):
Müthiş bir iftihar tablosu...
Onlar bu günlerin( günümüzün )hoşgörü temsilcileri...
Hani asırlar önce, herşeyini geride bırakıp Medine'ye hicret eden sahabiler var ya; işte o ruha sahip gençler onlar...
Rabbim o coşkuyu bizlere de nasip etsin..
17 ülke ile başlanmamış mıydı? Ben öyle hatırlıyorum.
*Güzel yazı olmuş, teşekkürler.
Haberin kaynağında 14 ülke olarak geçiyor. Nereden nereye gelindiğini vurgulamak için belirtilmiş yoksa kesin rakam çok da önemli değil...
serdar kardesim yazılarını çok yakından takip ediyorum gerçekten güzel paylaşımlar yapıyorsun
eline emegine yüregine sağlık birde senden mail güvenligi hakkında bir makale istiyorum insanların bilinçlenmesi lazım sanal alemde
karamail nedir hedefe nasıl yönlerndirirlir
şu sıralar moda oltu genellikle olta saldırısında kullanılıyor
Teşekkürler Ali. Spam mailler ve mail güvenliği hakkındaki yazılar için: Bakınız..
Bu destanın bir fikir mimarı var.
Sovyetler yıkıldığında, Süleymaniye Camii’nin kürsüsünden, "Ata yurdumuza, Türkistan’a bir vefa borcumuz var. Gün bugündür. Bugün giderseniz sizi orada bekleyenler var. Geç kalır yarın giderseniz, oralara vize ile girmekte bile zorlanırsınız." diyen bir ufuk insanı. Gözleri buğulu, ağlamaklı konuşuyor. Onu dinleyenler söylediklerini makul buluyorlar. Önce Türk cumhuriyetleri, sonra haritada yerini bulamayacağımız ülkelere kadar gidilmiş.
Bu bir kahramanlık destanıdır. Belletmen, öğretmen ve idarecilerle bir eğitim ordusu ve onların hemen yanı başında gönülleri çok zengin himmet kahramanı işadamları.
"Türkiye, uluslararası alanda hak ettiği yerde olmak istiyorsa, dünyanın her yerinde olmalıdır." diye hedef gösteren güzel insana, dünya çocuklarının armağanıdır bu destan.
Türkçeyi dünya dili yapan, gönülleri sevgiyle buluşturan, siyasi kavgaların, dünya telâşesinin ortasında, gelip bize şefkati, iyiliği, barışı hatırlatan bütün muhabbet kahramanlarına selam olsun.
Hüseyin Gülerce - Zaman
Kültürel değerlerin İnsanlık ortak çatısı altında gün yüzüne çıkartılması ve kopuk ilişkilerin aşılarak diyalog köprülerinin kurulması aynı dili konuşmakla mümkün olacaktır.
Yorum Gönder