Kek Türkler!
08 Haziran 2009
Türk Milleti olarak biraz saf olduğumuz doğru. Bu saflığı aslında samimiyetimize, sıcak kanlılığımıza veya art niyetsiz oluşumuza da bağlayabiliriz ama bu yüzden çok fazla keklendiğimiz de bir gerçek. Şimdi bu da nerden çıktı derseniz, Yusuf Gezgin'in aşağıdaki yazısını okuyunca anlayacaksınız. Artık keklenmeyelim diyorum ve yazıyı ilginize sunuyorum.. S.K.
KEK TÜRKLER
Tarihte Türk ismiyle Orta Asya’da kurulan ve Göktürk Kitabeleri denilen ilk Türkçe anıtları bırakan, iyi işler yapmış GökTürkler vardır. Bir de 20. yüzyılı; Türk ve Müslüman olmayan naylon Türkçülerin arkasından koşarak ıskalayan, 21. yüzyılda hala ayıkmayan, Türk'üm, Türkçüyüm diyen, hamasi sloganlar atan ama Türklerin enerjisini emen, emeklerini heba eden, kripto vatandaşların oltasına gelen KEK-TÜRKLER var.
KEK-TÜRKLER, 20. yüzyılda Türk olmayan ama Türkçülüğün esaslarını yazan, Türk milliyetçiliğinin temellerini atıp liderliğini yapan bir kısım Sebatay ve Ermeninin ardında koşturmakla geçirdiler ömürlerini. Türkçülük yapıyoruz ve Türkiye’yi kurtarıyoruz zannederek, üretilmiş birkaç sloganın ardından global projelerin malzemesi oldular. Kardeşin kardeşe kırdırıldığı, Türkün Türk’e vurdurulduğu, ülkenin kan gölüne çevrildiği cepheleşmelerde kendilerini bir ülkünün, bir misyonun sahibi zannederek anarşinin, kargaşanın, şiddetin tarafı oldular. 1980 öncesinin alacakaranlığında Komünizme karşı mücadele ettikleri, devleti kurtardıkları, mukaddesatı korudukları söylendi kendilerine, buna inandılar ve bu inançla mücadele ettiler. Pek çok ülkücü genç canını feda etti bu yolda. İnşallah, o ölenler (samimi iseler) şehit olmuşlardır. Ama 1980 darbesi patlayan flaş gibi bütün gerçekleri ortaya çıkardı, Rusya’dan beslendiği söylenen, komünizmi getireceği korkusu pompalanan aşırı sol grupların da; devleti, mukaddesatı, Türklüğü koruduğu zannı ile hareket eden ülkücü grupların da ipi ABD’ye çıkıyordu. ABD güdümündeki derin devlet gladyo, hem solu, hem sağı beraberce kullanıyordu ve bunlar eliyle bir ülkenin önünü kesiyor, ayağa kalkmasını engelliyor, insanlarımızı birbirine kırdırıyordu. 1980 darbesiyle her iki tarafın da biraz aklı erenleri nasıl keklendiklerini anladılar. Aklı başına gelen solcuların pek çoğu liberalleşti, ticarete atıldı ve hayattan zevk almanın yolunu seçti. İdeolojinin karın doyurmadığının farkına vardı. Bu gün medyada yer alan "tatlısu balıkları"nın pek çoğu dünkü aşırı solculardır. Ülkeyi kurtardığını düşünen ülkücülerin aklı erenleri ise, ya mutaassıp birer dindar oldular veya dünyalarını kazanmaya yöneldiler.
1980 darbesi hem solcuların hem sağcıların aynı karanlık el tarafından nasıl kullanıldığını ve keklendiğini ortaya çıkardı. Ama aradan geçen 30 yıla rağmen hala parlak sloganların, içi boş hayallerin, sonuçsuz hamasetlerin peşinde koşarak ülkücülük yaptığını sanan yığınla "Kek Türk" vardır. Ulusalcılarla kek Türkleri ayrı tutmakta fayda var. Ben ulusalcılıkta en küçük bir iyi niyet ve millilik görmüyorum. Onların Türk'ten anladıkları kripto ecnebi "Beyaz Türk"; ulustan anladıkları ise manevi ve tarihi değerlerden arındırılmış, son 80 yıla hapsedilmiş suni bir topluluktur.
KEK Türklerden kastım; aslı kara olan, ama ne idüğü belirsiz, ucunun nereye çıktığı belli olmayan hareketlerin ardından gözü kapalı, sloganların talimatıyla yürüyen ve Türkçülük yaptığını zannederken, Türklük ve millet aleyhine kullanılan Kara Türklerdir. Yazılarımda sıkça belirttiğim gibi, bana en ağır gelen şey Anadolu'nun gariban insanlarının münafıkça akımların arkasından gitmeleri ve inandıkları ideallerin aksine kullanılıyor olmalarıdır. Kara Türkleri ayıktırma niyetiyle yazdığım her yazıdan sonra maalesef "satılmış, hain, sen Türk olamazsın" gibi ithamlarla, iftiralarla karşılaştım.
Daha önce, 1980 öncesinde sabahlara kadar duvarlara ülkücü sloganlar yazdığımı, pek çok arkadaşımın o bulanık, sisli ortamda öldürüldüğünü, pek çoğunun dayak yediğini, hapse girdiğini yazmadım. Yani kendimin de bir dönem keklenenlerden olduğunu şimdiye kadar ifade etmedim. Derdim; Anadolu’nun ezik, mağdur, son iki asrın çilesini, sıkıntılarını, savaşlarını, muhaceretlerini omuzlamış bu kesiminin uyanmasını sağlamak! Daha fazla istismar edilmesinin önüne geçmek! Bunun için de çok şey istemiyorum, sadece bu kesimin yediğimiz onca kazıktan sonra daha dikkatli olmalarını, her parlak sloganın, fikrin; her güzel konuşanın, iyi nutuk atanın arkasından gitmemelerini öneriyorum. İnsanların nutuklarına değil, yaptıklarına, fiillerine dikkat etmelerini, keklenmemelerini arzu ediyorum. Kişileri, olayları ve yaşanan süreçleri inandığınız değerlere ve hedeflediğiniz ideallere, ülkülere yaklaştırma açısından sorgulamalarını salıklıyorum.
Türkiye’de bir dönem büyük bir deprem olmuş ve ülkenin bütün köşeleri işgal edilmiş, bütün değerleri altüst olmuştur. Bu toprakların gerçek sahipleri olan Kara Türkler hayatın her alanından dışlanmış, yokluğa, yoksulluğa, cehalete mahkûm edilmiştir. Türk ve Türkçü vurgular, milliyetçilik gibi kavramlar Türklerin aleyhine, Türkleri sindirmek için kullanılır hale gelmiştir. Bu depremden sonra sinirlerimizi ele geçiren haramiler, bize ait kalelerin, bize ait mevzilerin başına geçmişler ve ideallerimizin, söylemlerimizin içini boşaltmışlardır. Kandırılmaya müsait bazı Kek-Türkleri yanlarına çekerek Kara Türklere, Anadolu insanına karşı kullanmışlardır. Mübalağalı şekilde Türkçü vurgular yapan organizasyonların, partilerin, derneklerin nirengi noktalarına, adında Türkçülüğe ait vurgular taşıyan gayrı milli ve gayrı Müslim naylon Türkçüler geçirmişlerdir. Bu organizasyonlarla bir kısım Kara Türkleri peşlerinden sürükleyerek, hem Türk insanının enerjisini emmiş, hülyalarını boşa çıkarmış; hem de ülkede çatışma, kamplaşma ve vuruşmalara zemin hazırlamışlardır.
Bu ülkede Türkçülüğün temellerini atanların, Türkçülüğü ideoloji haline getirenlerin hiç birisi Türk değildir, Türkleşmiş hiç değildir. Sadece bir projenin gereği olarak o role büründürülmüş kimselerdir. Moiz Kohen iken Munis Tekinalp olan haham çocuğu da, Ziya Gökalp de, Adıvar’lar da Köprülüler de Türk değildir. Müslüman olduklarını da düşünmüyorum. Türkçülüğün daha sonraki "bol Türk soslu" isimler taşıyan liderleri de Türk değildir. Efsanevi liderin memleketinin neresi olduğuna, dedelerinin mezarlarına, geriye doğru asıllarına, akrabalarına ait bir bilgisi, malumatı olan var mıdır? Bu ülkede herkesin köyü, kökeni, dedesi, ninesi ve onların mezarları bellidir. Bu Türkçülerden pek çoğunun çocukları bilinir; ama ne kardeşleri ne dedeleri, ne amca çocukları bilinmez. Çünkü soyağacı çıkarıldığında ailenin diğer dallarına hangi misyonlar verildiği, nelerle meşgul oldukları ortaya çıkacaktır. Onun için bu tür insanların yukarıya doğru soyağaçları, kökleri, akrabaları bilinmez. Mübalağalı Türk vurgularıyla bu şüpheler izale edilmeye çalışılır. Çoğu zaman ispatı mümkün olmayan destansı hikâyelerle bunların kökü, kökeni kutsallaştırılır ve bizim kek-Türkler bunlara kolayca inanırlar.
Şimdi bu sayın Kek-Türklerimize sorarım: bu ülkede yıllardır Türkçü akımlar vardır. Türklüğe bu akımların, bölme-vuruşturma, kan dökme dışında hangi katkısı olmuştur?
Beyler! bu işler sloganla, hamasetle, içi boş örgütlerle yapılmaz. Bu tür örgütlerin, KEK-Türklerin keklenme süresini uzatmak ve kontrol etmeye devam etmek için üretilmiş naylon organizasyonlar olduğunu hala anlayamadınız mı?
Bu ülkede pek çok kritik noktaya, kuruma hakim olan kripto ecnebiler, hem diğer unsurları tahrik etmek, hem de Türk unsurunu kontrol etmek ve enerjisini heba etmek için Türkçülüğe ciddi yatırımlar yapmıştır. Dün Sebatayların, Siyonistlerin yapılandırdığı, Türkçü soslara sahip akım ve görüşlerin içinde bu gün maalesef (kripto) Ermeniler çok etkin ve etkilidirler. Türkçü, ulusalcı görünen pek çok şahsiyetin üstü hafifçe kazındığında altından Ermeni kimlikler çıkmaktadır. Ergenekon örgütünün son dönemde medyaya düşen pek çok aktörü enteresan bir şekilde Ermeni kökenlere sahiptirler.
Sayın KEK-TÜRKLER! Sloganların, içi boş hamasi söylemlerin peşinden sorgulamadan koşma dönemi hala bitmedi mi?
Adının sağına soluna bol "Türk"lü ünvanlar kondurmuş münafıkların izinden gözü kapalı yürümeyi ne zaman bırakacağız?
Kek-Türkler, eline Türkçülük ve milliyetçilik bayrağını almış Türk Milletini, milliyetçileri çıkmaz sokaklara sokan, sürekli duvarlara toslatan kripto ecnebilere hala itibar etmektedirler. Türk varlığına ve huzuruna kasteden Ergenekon’u Türklük adına müdafaa edebilmektedirler.
Ergenekon çerçevesinde yürütülen mücadele, gücünü Türk insanından alan milli kuvvetlerle, İsrail-ABD güdümündeki kripto ecnebilere karşı yürütülmektedir. Ama her türlü hokkabazlığı, madrabazlığı meslek edinmiş bu cenahlar, pek çok Kek-Türk’e kendilerini "milli", kendileriyle mücadele edenleri ise "ABD uşağı", "gayrı milli" diye boyayıp pazarlayabilmektedirler.
Kek-Türklere ve aldatılan, milli duygularına hitap edilerek dolmuşa bindirilen kara Türklere tavsiyem: bari Ergenekon’dan içeriye tıkılanların hayatlarına, akraba bağlantılarına, geçmişlerine, yaptıklarına bakın! Ortalama Anadolu insanı ile ortak paydaları var mı ona bakın!
KEK-TÜRKLER, Türk’ün 5000 yıllık en eski kurumu Türk ordusunu, 1908'den sonra eline geçiren çapulcu ecnebilerden ibaret sanıp, kripto yapıların temizlenmesini "asker karşıtlığı" olarak görebilmektedirler. TSK’nın gerçek manada bir Türk ordusu olması için çetelerden, kanun dışı yapılardan temizlenmesinden rahatsızlık duyanlara şahit olmaktayız.
Milletin kendine dönüş çabasının bir sonucu olan "bağırsak temizleme mücadelesini" bir gruba, bir cemaate mal ederek meseleyi hem sulandıran, hem de küçük gösterenlere şaşırıyorum.
Ergenekon’un ve kurumlara, topluma yerleşmiş çetelerin, kanserli hücrelerin tasfiyesi; 2 asır önce planlanan, 100 yıldır icra edilen örtülü bir işgalden kurtuluş mücadelesidir. Ergenekon’un tasfiyesi bünyenin kanserlerden temizlenmesi, sinirlerimizin iltihaplardan arındırılması çabasıdır.
KEK-TÜRK dedimse, Kürtler kendilerini bu tasnifin dışında zannetmesinler. Onlar da Kürt haklarını savunduğunu iddia eden ama ucu Ergenekon’la aynı yere çıkan PKK ve onun siyasi uzantıları tarafından keklenmektedirler. Bu ekiplerin projelerine malzeme olarak 1000 yıllık kardeşlerine ve ülkelerine karşı mücadele eden Kürtleri de Kek-Türkler arasında sayabiliriz.
İki asırdır kekleniyoruz. Kılıktan kılığa giren bu kripto ecnebilerin tezgahına geliyoruz. Bazıları için daha uyanma vakti gelmedi mi?
Yusuf Gezgin / Aktif Haber
İlgili yazılar:
Beyaz Türklerin Kara Ayakları
Sabetaycılık nedir? Sabetaycılar Kimlerdir?
Gizli Dünya Devleti
Derin Devletin Derin Analizi
Türkiye'deki Derin Yapının Deşifresi
Dünyayı Yöneten Para Baronları
Rothschild Hanedanlığı
türk, türkler, göktürkler, türk milleti, yusuf gezgin, türkçe, türkiye, müslüman, kripto, gizli, ecnebi, yabancı, azınlık, türkçülük, milliyetçilik, milli, turancılık, faşizm, kafatasçılık, sabetay, sebataycılık, sabetaycılar, ermeni, rum, yahudi, dönme, anarşi, komunizm, darbe, 12 eylül, ihtilal, ülkücüler, rusya, abd, israil, gladyo, gladio, nato, cia, cunta, derin devlet, ergenekon, kontrgerilla, alparslan türkeş, sol, sağ, ideoloji, siyaset, çatışma, slogan, ulusalcılık, beyaz türkler, anadolu, ziya gökalp, halide edip, adnan, adıvar, moiz kohen, akım, siyonist, siyonizm, asker, ordu, tsk, pkk, kürtler
Tarihte Türk ismiyle Orta Asya’da kurulan ve Göktürk Kitabeleri denilen ilk Türkçe anıtları bırakan, iyi işler yapmış GökTürkler vardır. Bir de 20. yüzyılı; Türk ve Müslüman olmayan naylon Türkçülerin arkasından koşarak ıskalayan, 21. yüzyılda hala ayıkmayan, Türk'üm, Türkçüyüm diyen, hamasi sloganlar atan ama Türklerin enerjisini emen, emeklerini heba eden, kripto vatandaşların oltasına gelen KEK-TÜRKLER var.
KEK-TÜRKLER, 20. yüzyılda Türk olmayan ama Türkçülüğün esaslarını yazan, Türk milliyetçiliğinin temellerini atıp liderliğini yapan bir kısım Sebatay ve Ermeninin ardında koşturmakla geçirdiler ömürlerini. Türkçülük yapıyoruz ve Türkiye’yi kurtarıyoruz zannederek, üretilmiş birkaç sloganın ardından global projelerin malzemesi oldular. Kardeşin kardeşe kırdırıldığı, Türkün Türk’e vurdurulduğu, ülkenin kan gölüne çevrildiği cepheleşmelerde kendilerini bir ülkünün, bir misyonun sahibi zannederek anarşinin, kargaşanın, şiddetin tarafı oldular. 1980 öncesinin alacakaranlığında Komünizme karşı mücadele ettikleri, devleti kurtardıkları, mukaddesatı korudukları söylendi kendilerine, buna inandılar ve bu inançla mücadele ettiler. Pek çok ülkücü genç canını feda etti bu yolda. İnşallah, o ölenler (samimi iseler) şehit olmuşlardır. Ama 1980 darbesi patlayan flaş gibi bütün gerçekleri ortaya çıkardı, Rusya’dan beslendiği söylenen, komünizmi getireceği korkusu pompalanan aşırı sol grupların da; devleti, mukaddesatı, Türklüğü koruduğu zannı ile hareket eden ülkücü grupların da ipi ABD’ye çıkıyordu. ABD güdümündeki derin devlet gladyo, hem solu, hem sağı beraberce kullanıyordu ve bunlar eliyle bir ülkenin önünü kesiyor, ayağa kalkmasını engelliyor, insanlarımızı birbirine kırdırıyordu. 1980 darbesiyle her iki tarafın da biraz aklı erenleri nasıl keklendiklerini anladılar. Aklı başına gelen solcuların pek çoğu liberalleşti, ticarete atıldı ve hayattan zevk almanın yolunu seçti. İdeolojinin karın doyurmadığının farkına vardı. Bu gün medyada yer alan "tatlısu balıkları"nın pek çoğu dünkü aşırı solculardır. Ülkeyi kurtardığını düşünen ülkücülerin aklı erenleri ise, ya mutaassıp birer dindar oldular veya dünyalarını kazanmaya yöneldiler.
1980 darbesi hem solcuların hem sağcıların aynı karanlık el tarafından nasıl kullanıldığını ve keklendiğini ortaya çıkardı. Ama aradan geçen 30 yıla rağmen hala parlak sloganların, içi boş hayallerin, sonuçsuz hamasetlerin peşinde koşarak ülkücülük yaptığını sanan yığınla "Kek Türk" vardır. Ulusalcılarla kek Türkleri ayrı tutmakta fayda var. Ben ulusalcılıkta en küçük bir iyi niyet ve millilik görmüyorum. Onların Türk'ten anladıkları kripto ecnebi "Beyaz Türk"; ulustan anladıkları ise manevi ve tarihi değerlerden arındırılmış, son 80 yıla hapsedilmiş suni bir topluluktur.
KEK Türklerden kastım; aslı kara olan, ama ne idüğü belirsiz, ucunun nereye çıktığı belli olmayan hareketlerin ardından gözü kapalı, sloganların talimatıyla yürüyen ve Türkçülük yaptığını zannederken, Türklük ve millet aleyhine kullanılan Kara Türklerdir. Yazılarımda sıkça belirttiğim gibi, bana en ağır gelen şey Anadolu'nun gariban insanlarının münafıkça akımların arkasından gitmeleri ve inandıkları ideallerin aksine kullanılıyor olmalarıdır. Kara Türkleri ayıktırma niyetiyle yazdığım her yazıdan sonra maalesef "satılmış, hain, sen Türk olamazsın" gibi ithamlarla, iftiralarla karşılaştım.
Daha önce, 1980 öncesinde sabahlara kadar duvarlara ülkücü sloganlar yazdığımı, pek çok arkadaşımın o bulanık, sisli ortamda öldürüldüğünü, pek çoğunun dayak yediğini, hapse girdiğini yazmadım. Yani kendimin de bir dönem keklenenlerden olduğunu şimdiye kadar ifade etmedim. Derdim; Anadolu’nun ezik, mağdur, son iki asrın çilesini, sıkıntılarını, savaşlarını, muhaceretlerini omuzlamış bu kesiminin uyanmasını sağlamak! Daha fazla istismar edilmesinin önüne geçmek! Bunun için de çok şey istemiyorum, sadece bu kesimin yediğimiz onca kazıktan sonra daha dikkatli olmalarını, her parlak sloganın, fikrin; her güzel konuşanın, iyi nutuk atanın arkasından gitmemelerini öneriyorum. İnsanların nutuklarına değil, yaptıklarına, fiillerine dikkat etmelerini, keklenmemelerini arzu ediyorum. Kişileri, olayları ve yaşanan süreçleri inandığınız değerlere ve hedeflediğiniz ideallere, ülkülere yaklaştırma açısından sorgulamalarını salıklıyorum.
Türkiye’de bir dönem büyük bir deprem olmuş ve ülkenin bütün köşeleri işgal edilmiş, bütün değerleri altüst olmuştur. Bu toprakların gerçek sahipleri olan Kara Türkler hayatın her alanından dışlanmış, yokluğa, yoksulluğa, cehalete mahkûm edilmiştir. Türk ve Türkçü vurgular, milliyetçilik gibi kavramlar Türklerin aleyhine, Türkleri sindirmek için kullanılır hale gelmiştir. Bu depremden sonra sinirlerimizi ele geçiren haramiler, bize ait kalelerin, bize ait mevzilerin başına geçmişler ve ideallerimizin, söylemlerimizin içini boşaltmışlardır. Kandırılmaya müsait bazı Kek-Türkleri yanlarına çekerek Kara Türklere, Anadolu insanına karşı kullanmışlardır. Mübalağalı şekilde Türkçü vurgular yapan organizasyonların, partilerin, derneklerin nirengi noktalarına, adında Türkçülüğe ait vurgular taşıyan gayrı milli ve gayrı Müslim naylon Türkçüler geçirmişlerdir. Bu organizasyonlarla bir kısım Kara Türkleri peşlerinden sürükleyerek, hem Türk insanının enerjisini emmiş, hülyalarını boşa çıkarmış; hem de ülkede çatışma, kamplaşma ve vuruşmalara zemin hazırlamışlardır.
Bu ülkede Türkçülüğün temellerini atanların, Türkçülüğü ideoloji haline getirenlerin hiç birisi Türk değildir, Türkleşmiş hiç değildir. Sadece bir projenin gereği olarak o role büründürülmüş kimselerdir. Moiz Kohen iken Munis Tekinalp olan haham çocuğu da, Ziya Gökalp de, Adıvar’lar da Köprülüler de Türk değildir. Müslüman olduklarını da düşünmüyorum. Türkçülüğün daha sonraki "bol Türk soslu" isimler taşıyan liderleri de Türk değildir. Efsanevi liderin memleketinin neresi olduğuna, dedelerinin mezarlarına, geriye doğru asıllarına, akrabalarına ait bir bilgisi, malumatı olan var mıdır? Bu ülkede herkesin köyü, kökeni, dedesi, ninesi ve onların mezarları bellidir. Bu Türkçülerden pek çoğunun çocukları bilinir; ama ne kardeşleri ne dedeleri, ne amca çocukları bilinmez. Çünkü soyağacı çıkarıldığında ailenin diğer dallarına hangi misyonlar verildiği, nelerle meşgul oldukları ortaya çıkacaktır. Onun için bu tür insanların yukarıya doğru soyağaçları, kökleri, akrabaları bilinmez. Mübalağalı Türk vurgularıyla bu şüpheler izale edilmeye çalışılır. Çoğu zaman ispatı mümkün olmayan destansı hikâyelerle bunların kökü, kökeni kutsallaştırılır ve bizim kek-Türkler bunlara kolayca inanırlar.
Şimdi bu sayın Kek-Türklerimize sorarım: bu ülkede yıllardır Türkçü akımlar vardır. Türklüğe bu akımların, bölme-vuruşturma, kan dökme dışında hangi katkısı olmuştur?
Beyler! bu işler sloganla, hamasetle, içi boş örgütlerle yapılmaz. Bu tür örgütlerin, KEK-Türklerin keklenme süresini uzatmak ve kontrol etmeye devam etmek için üretilmiş naylon organizasyonlar olduğunu hala anlayamadınız mı?
Bu ülkede pek çok kritik noktaya, kuruma hakim olan kripto ecnebiler, hem diğer unsurları tahrik etmek, hem de Türk unsurunu kontrol etmek ve enerjisini heba etmek için Türkçülüğe ciddi yatırımlar yapmıştır. Dün Sebatayların, Siyonistlerin yapılandırdığı, Türkçü soslara sahip akım ve görüşlerin içinde bu gün maalesef (kripto) Ermeniler çok etkin ve etkilidirler. Türkçü, ulusalcı görünen pek çok şahsiyetin üstü hafifçe kazındığında altından Ermeni kimlikler çıkmaktadır. Ergenekon örgütünün son dönemde medyaya düşen pek çok aktörü enteresan bir şekilde Ermeni kökenlere sahiptirler.
Sayın KEK-TÜRKLER! Sloganların, içi boş hamasi söylemlerin peşinden sorgulamadan koşma dönemi hala bitmedi mi?
Adının sağına soluna bol "Türk"lü ünvanlar kondurmuş münafıkların izinden gözü kapalı yürümeyi ne zaman bırakacağız?
Kek-Türkler, eline Türkçülük ve milliyetçilik bayrağını almış Türk Milletini, milliyetçileri çıkmaz sokaklara sokan, sürekli duvarlara toslatan kripto ecnebilere hala itibar etmektedirler. Türk varlığına ve huzuruna kasteden Ergenekon’u Türklük adına müdafaa edebilmektedirler.
Ergenekon çerçevesinde yürütülen mücadele, gücünü Türk insanından alan milli kuvvetlerle, İsrail-ABD güdümündeki kripto ecnebilere karşı yürütülmektedir. Ama her türlü hokkabazlığı, madrabazlığı meslek edinmiş bu cenahlar, pek çok Kek-Türk’e kendilerini "milli", kendileriyle mücadele edenleri ise "ABD uşağı", "gayrı milli" diye boyayıp pazarlayabilmektedirler.
Kek-Türklere ve aldatılan, milli duygularına hitap edilerek dolmuşa bindirilen kara Türklere tavsiyem: bari Ergenekon’dan içeriye tıkılanların hayatlarına, akraba bağlantılarına, geçmişlerine, yaptıklarına bakın! Ortalama Anadolu insanı ile ortak paydaları var mı ona bakın!
KEK-TÜRKLER, Türk’ün 5000 yıllık en eski kurumu Türk ordusunu, 1908'den sonra eline geçiren çapulcu ecnebilerden ibaret sanıp, kripto yapıların temizlenmesini "asker karşıtlığı" olarak görebilmektedirler. TSK’nın gerçek manada bir Türk ordusu olması için çetelerden, kanun dışı yapılardan temizlenmesinden rahatsızlık duyanlara şahit olmaktayız.
Milletin kendine dönüş çabasının bir sonucu olan "bağırsak temizleme mücadelesini" bir gruba, bir cemaate mal ederek meseleyi hem sulandıran, hem de küçük gösterenlere şaşırıyorum.
Ergenekon’un ve kurumlara, topluma yerleşmiş çetelerin, kanserli hücrelerin tasfiyesi; 2 asır önce planlanan, 100 yıldır icra edilen örtülü bir işgalden kurtuluş mücadelesidir. Ergenekon’un tasfiyesi bünyenin kanserlerden temizlenmesi, sinirlerimizin iltihaplardan arındırılması çabasıdır.
KEK-TÜRK dedimse, Kürtler kendilerini bu tasnifin dışında zannetmesinler. Onlar da Kürt haklarını savunduğunu iddia eden ama ucu Ergenekon’la aynı yere çıkan PKK ve onun siyasi uzantıları tarafından keklenmektedirler. Bu ekiplerin projelerine malzeme olarak 1000 yıllık kardeşlerine ve ülkelerine karşı mücadele eden Kürtleri de Kek-Türkler arasında sayabiliriz.
İki asırdır kekleniyoruz. Kılıktan kılığa giren bu kripto ecnebilerin tezgahına geliyoruz. Bazıları için daha uyanma vakti gelmedi mi?
Yusuf Gezgin / Aktif Haber
İlgili yazılar:
Beyaz Türklerin Kara Ayakları
Sabetaycılık nedir? Sabetaycılar Kimlerdir?
Gizli Dünya Devleti
Derin Devletin Derin Analizi
Türkiye'deki Derin Yapının Deşifresi
Dünyayı Yöneten Para Baronları
Rothschild Hanedanlığı
türk, türkler, göktürkler, türk milleti, yusuf gezgin, türkçe, türkiye, müslüman, kripto, gizli, ecnebi, yabancı, azınlık, türkçülük, milliyetçilik, milli, turancılık, faşizm, kafatasçılık, sabetay, sebataycılık, sabetaycılar, ermeni, rum, yahudi, dönme, anarşi, komunizm, darbe, 12 eylül, ihtilal, ülkücüler, rusya, abd, israil, gladyo, gladio, nato, cia, cunta, derin devlet, ergenekon, kontrgerilla, alparslan türkeş, sol, sağ, ideoloji, siyaset, çatışma, slogan, ulusalcılık, beyaz türkler, anadolu, ziya gökalp, halide edip, adnan, adıvar, moiz kohen, akım, siyonist, siyonizm, asker, ordu, tsk, pkk, kürtler



8 yorum var.. (Yorum Oku - Yorum Ekle):
"...Moiz Kohen iken Munis Tekinalp olan haham çocuğu da, Ziya Gökalp de, Adıvar’lar da Köprülüler de Türk değildir. Müslüman olduklarını da düşünmüyorum. Türkçülüğün daha sonraki "bol Türk soslu" isimler taşıyan liderleri de Türk değildir. Efsanevi liderin memleketinin neresi olduğuna, dedelerinin mezarlarına, geriye doğru asıllarına, akrabalarına ait bir bilgisi, malumatı olan var mıdır?..."
Efsanevi Liderden kasıt kimdir?
Ergenekon'un kilit ismi, sözde Türk milliyetçisi Veli Küçük Ermeni çıktı..
Biyografilere ağırlık veren Chronicle Dergisi, haziran sayısında çarpıcı bir dosya yayınladı. "Küçükoğulları ve Veli Küçük" başlıklı haberde, Bilecik Türkmen köyünün bilinenin aksine bir Ermeni yerleşkesi olduğu belirtiliyor. Günümüzde tek bir Ermeni'nin bile yaşamadığının anlatıldığı haberde, köyün Osmanlı kayıtlarına göre yüzde 85'inin Ermeni olduğu belirtiliyor.
Resmi belgelere dayanarak Ermeni ailelerin vergi kayıtlarını yayınlayan dergi, Veli Küçük'ün kökeni üzerinde duruyor. Habere göre Veli Küçük, 9 Mayıs 1944'te Bilecik'e bağlı Gölpazarı ilçesinin Türkmen köyünde dünyaya geldi. Osmanlı kayıtları, Türkmen köyünde Ermenilerin çoğunlukta olduğunu gösteriyor.
Soyadı Kanunu'nun kabulünden sonra bazı köy ahalisi Küçük soyadını almış.
Habere göre, Veli Küçük anadili gibi Ermenice konuşabiliyor.
Fransa'da adam Polonyadan gelmis yahudi, Senegal'den gelmiş zenci, Kuzey Afrika'dan gelmiş Berberi ama hepsi de: "ben Fransızım" diyor. Sarkozy Macaristan'dan gelmiş Cumhurbaşkanı olmuş. Camiye giden de kiliseye giden de Fransız kimliğiyle kendini ifade ediyor.
Biz neden böyleyiz, neyi paylaşamıyoruz?
Eski türklerin çoğu zaten müsliman değildi bunu kastetdiyseniz . Çoğu şamanist inançlara göre sentezlenmiş bir müslümalık taşıdılar. Zaten söylevleride ümmetçilik üzerine kurulmuş değildir. Çoğunluk ırkçılık üzerinde yoğunlaşmıştır.
Biz neyi paylaşamıyoruz...
Türk milleti silah çekmeyene , hainlik yapmayana asla silah çekmez...Osm. İmp. dağılma nedenlerine bakarsanız iç ve dış güçlerin etkisiyle kökeni farklı olan grupların bir başkaldırışı olmaktadır.Bu gün farkımı var , bence yok aynı senaryonun 3. perdesi. Milleti oluşturan bireyler birbiryle ters düşmeye başlarsa eğer yıkımın geleceğinden şüphede duyulmaz. Sonu gelmez ütopyalar da koşulmasıda engellenemez.
ERLİK M.B
Erlik, eski Türklerden kastettiğin hangi Türklerdir bilemiyorum ama Türklerin İslam'ı kabul ettikten sonra şamanizm inançlarını terkettikleri kesin.
Orta Asyadaki Türklerde de tek tanrı inancı olduğu iddia ediliyor. Kitabelerdeki yer ve gök tanrısı olarak yapılan çevirilerin yanlış olduğu, aslında bu ifadenin doğrusunun "yerin ve göğün tanrısı" şeklinde olduğu, dolayısıyla Türklerin, Allah'ın bir olduğuna inandıkları söyleniyor, bu da İslam'ı hemen benimsemelerini izah ediyor..
Doğru olduğun kısımlar var fakat hemen bir örnekleme yapayım. Bilirsiniz kötü bir şeyden bahsederken hemen "Allah korusun " der ve yakında tahta varsa tahtaya vururuz. Neden acaba? Enski şamanist inançlarda her cisimlerin bir ruhu olduğu kabul edilir. Örneğin ; dağın , denizin , ovanın vb... Buradada tahtaya vurarak onun ruhununda koruması için dinsel gözükmeyen fakat yakın amaçlı bir eylem gerçekleştirilir...
Şuan bile buna benzer eylemler yurdumuzda yapılmaktadır. Yağmur duası yapıldıktan sonra at kurban etmeler, havaya ateş etmler , davul çalmalar gibi bir çok davranış geçerliliğini devam etmektedir.
Yurdumuzda kökleşmiş gerçek Alevi kültürüne bakarsanız izlerini daha ayrıntılı görebilirsiniz. Şimde bana alevi arkadaşlar kızacaklar ama bu bir gerçektir. Türkiye aleviği ve bilmem nerenin Aleviliği arasında dağlar kadar fark vardır. Bilmem nere derken ne kastedtim bilir misiniz. İran ve Büyük devrimden (Türkiye Cumhuriyeti'nin Kurulması) sonra sözde Türklüğü kabullenip aslı ermeni olan vatandaşlar. Bazıları gerçekten bunu gönülle yapmış olabilirler fakat büyük bir kesim eyleme geçmenin zamanını beklemektedirler. Bunların çoğu ben kürt'üm diye aslı gerçekten kürt olan ve gönlü devlet için çarpanlarının arasına sızmış, bir kısmı ise ben alevi Türk'üyüm diyerek bizlerin arasına sızmıştır. Eylemlerini tek bir amaç doğrultsunda farklı kollardan yapmışlardır. Şuanı
ncelerseniz sorunların temelinde ne yattığını en ince ayrıntısında görebilirsiniz.
Türklerin Tek bir tanrı inancı dediğin/dedikleri gibi var olmuş ve islamiyeti kabullerinde kolaylık sağlamıştır. Lakin bazı eskiden kalma eylemler islamiyetle sentez edilmiş ve dinin belki göze çarpmayacak yerlerine serpilmiştir.
Bildiğiniz üzere Türklerin hepsi zaten islamiyeti seçmemişlerdir. Yine tek tanrı inancı olan kutsal dinleri seçenlerde vardır(bknz. Hıristiyan ve yahudi olan türkler).
Şuan günümüzde bu inançlarını devam ettirmektedirler. Kutsal din harici seçim yapanlar yokmudur. Elbette vardır budistler ve halen Paganist olanlar vs.
Neyse işi uzatmayım ve konuya döneyim. YUkarıda bahsetdiğim Eski Türkler Osmanlı'nın son dönemi ve Cumhuriyetin başlangıç döneminde eylemlerde bulunanlardır. Ha bazıları gerçekten müslimandır sonra benimde başımı ağrıtmayın bak bunu dedin diye :))
Selam ve sevgiyle , umarım tesbitlerimde yanlışlarım yoktur. Sağlıcakla.
ERLİK M.B
Türk erlerine seslsniyorum,Türkler hiç bir zaman şamanist olmamışlardır,Moğollarda şamanizim vardır,Çinlilerde hinduzim,Türklerde ise Hazreti nuha dayanan bir kavimdir hep tek allaha inanmışlardır,Orhun abidelerindeki hitabelerdeki yazılarda dikkatle incelenip okunursa islamlığı yaşayan bir kavim olduğu açıktır,Nasıl ki imam eşari Müslüman olmadan vermiş olduğu fetbaları sonradan çürüttü ise,Bunu iyi değerlendiren islam düşmanları onun fetbası gibi sunum yaparak bilgi kirliliği yapmışlardır,böyle bilgi kirliliği Türkler içinde yapılmıştır,Türk ve islam tarihini çok iyi bilmemiz gerekmektedir biz Türkler,ilimde fende,Edebiyatta, bilimin her dalında ilmen fennen ve dinen çok iyi yetişmeliyiz yoksa ,Devşirmeler,sabataylar ve hainler bir çokları Türk islam inanç ve töresini yıkmak için bu faliyetlere hep devam edecekler,Konuşmayalım çalışalım,çalıştıralım,kazanalım ve başarlar bizim olsun yoksa,okumak yazmak cehalet alır eşşeklik baki kalır sözünde ders çıkararak hep uyanık olmalıyız.Daima başı dik bağımsız özgür tek buyruktur,hiç bir kim ve kimsenin buyruğuma girmez ve girmemiştir Dünyada tek millettir ama düşmanı çoktur çünkü ALLAH düşmanları onlarında düşmanıdır.Yüce Peykamberimiz Muhammet Mustafa S.A.S mekkeden medineye hicretinde sahabeden ve esaptan ya RESULALLAH sizler Türkistan elinde daha iyi huzur bulursunuz orası emin yerler deyince, Sevgili Peykamberimizde buyuruyorki o en son,diyor Yüce peykamberimizinde böyle itimadına mazhar olmuş bir millet olmak şerefine sahip TÜRKÜZ.
Gerçeğe yardım edeyim: Ziya Gökalp Türk'tür, bilimsel olarak kanıtlanmıştır, şeceresi ortadadır. Ziya Gökalp'in Türk olmadığını iddia etmek, ülkemizi paramparça etmek, Türkleri kendilerine köle yapmak isteyen sömürücü güçlere hizmet eden kişilerin işidir.
Yorum Gönder