Evrim Safsatası ve Tarih Masalı..

24 Nisan 2009

video
"Hani şu taş devirleri var ya? Evlere şenlik, uyduranların hayal gücüne hayran olmamak elde değil. Cilalı, yontma taş devirleri, mağaralar, ilkel insanlar vs. Umarım bunlara da inanmıyorsunuzdur! Önce kendinize şunu sorun: darwine ve evrim teorisine inanıyor musunuz? Cevabınız hayırsa, bu tarih masalına da inanmamanızı tavsiye ederim. Çünkü tarih, evrim safsatasına bina edilerek yazılmıştır. Bu teoriye göre evren tesadüfen oluşmuş, insan tesadüfen oluşup zamanla gelişmiş, önceleri maymunken fikir değiştirip adam olmaya karar vermiş, daha sonra üşenmeyip tekerlek ve yazıyı icat etmiştir. Anlasalardı bu masala maymunlar bile gülerdi!!.." S.K.-2002

Yukardaki satırlar, yıllar önce Aklıma Takılanlar başlığıyla yazdığım bir sayfadan alıntıdır. Görüyorum ki toplumumuzda evrim teorisinin ciddi etkileri var. Bu safsata pek bilinmeyen antik çağlarla da desteklendiği ve ders kitaplarına kadar girdiği için beyinlere kazınmış adeta. Mütedeyyin insanlarda bile "acaba ilk insanlar evrim sonucu meydana gelmiş olabilir mi? acaba Allah bu şekilde yaratmış olabilir mi?" gibi tereddütler var. Oysa bunlar tamamen asılsız vesveselerden ibaret. Çünkü Kur'an bunu açık bir dille reddediyor, Hz. Adem'in yaratılışını ve dünyaya gönderilişini detaylı olarak anlatıyor. Bu anlatıma göre bazıları Adem (A.S.)'ın simge olduğu gibi yanlış yorumlara giriyor, oysa Kur'anda anlatılanlara göre bu sözkonusu değil, simge olarak ele alınacaksa; bu, Hz. Adem değil, Cennetteki Yasak Ağaç veya Yasak Meyve olabilir.

Allahü teala Kur'an-ı Kerim'de mealen buyuruyor ki: "Allah nezdinde İsa'nın durumu, Adem'in durumu gibidir. Allah onu topraktan yarattı. Sonra ona "OL!" dedi ve oluverdi." (Al-i İmran, 59) Burada değinilen durum, Hz.İsa'nın ve Hz. Adem'in babasız dünyaya gelmeleridir.

Peygamberimiz (SAV), Hz. Adem hakkında : « Allahü teala Adem'i (aleyhisselam) yeryüzünün her tarafından aldırdığı topraktan yarattı. Bu sebeple zürriyetinden siyah, beyaz, esmer, kırmızı renkte olanlar olduğu gibi, bazıları da bu renklerin arasındadır. Bazısı yumuşak, bazısı sert, bazısı halis ve temiz oldu. » (Hadis-i şerif, Müsned-i Ahmed bin Hanbel) buyurmuştur.

Kur'an'da Hz. Adem'in yaratılışı bakın nasıl anlatılıyor:

Rabbin meleklere: "Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın" demişti. (Hicr 15/28-29)

Rabbin meleklere şöyle demişti: "Ben çamurdan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan ona üflediğim zaman ona secdeye kapanın." (Sad 38/71-72)

Meleklere, "Adem'e secde edin" demiştik, İblis müstesna hepsi secde ettiler, o ise kaçındı, büyüklük tasladı ve inkar edenlerden oldu. (Bakara 2/34)

And olsun ki, sizi yarattık, sonra şekil verdik, sonra meleklere, "Adem'e secde edin" dedik; İblis'ten başka hepsi secde etti, o secde edenlerden olmadı. (Araf 7/11)

Meleklere: "Adem'e secde edin" demiştik, İblis'ten başka hepsi secde etmiş, o ise: "Çamurdan yarattığına mı secde edeceğim?" demişti. (İsra 17/61)

Allah, "Sana emrettiğim halde, seni secdeden alıkoyan nedir?" dedi, "Beni ateşten onu çamurdan yarattın, ben ondan üstünüm" cevabını verdi. (Araf 7/12)

Allah: "Ey İblis! Secde edenlerle beraber olmaktan seni alıkoyan nedir?" dedi.

O: "Balçıktan, işlenebilen kara topraktan yarattığın insana secde edemem" dedi. (Hicr 15/32-33)

Allah: "Ey İblis Kudretimle yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir? Böbürlendin mi? Yoksa gururlananlardan mısın?" dedi.

İblis: "Ben ondan daha üstünüm. Beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın" dedi.

Allah: "Defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Din gününe kadar lanetim senin üzerinedir" dedi. (Sad 38/75-78)

"Ey Adem! Eşin ve sen cennette kal, orada olandan istediğiniz yerde bol bol yiyin, yalnız şu ağaca yaklaşmayın; yoksa zalimlerden olursunuz" dedik. (Bakara 2/35)

"Ey Adem! Doğrusu bu (şeytan), senin ve eşinin düşmanıdır. Sakın sizi cennetten çıkarmasın, yoksa bedbaht olursun. Doğrusu cennette ne acıkırsın, ne de çıplak kalırsın; orada ne susarsın, ne de güneşin sıcağında kalırsın" dedik. (Taha 20/117-119)

Şeytan oradan ikisinin de ayağını kaydırttı, onları bulundukları yerden çıkardı, onlara "Birbirinize düşman olarak inin, yeryüzünde bir müddet için yerleşip geçineceksiniz" dedik.

"Orada yaşar, orada ölür ve oradan dirilip çıkarılırsınız" dedi.(Araf 7/24-25)

----------------------------------------------------------------------
Evrimle ilgili birkaç yazı:

Dünya ile güneş başlangıçta aynı mahiyette iken, dünya okyanuslarla, ormanlarla, hayvanlarla, insanlarla doldu da beriki neyi bekliyor. Niçin evrim geçirmiyor? Çok iyi biliyoruz ki o da tekâmül etse ortada ne güneş kalır, ne dünya. O halde, soruyu şöyle değiştirelim: Güneşin tekâmülüne kim müsaade etmiyor?

Evrimi, Darwin’den de önce savunan Lamarck şöyle diyor: "Zürafanın atası, geyiğe benzeyen ve boynu uzun olmayan bir türdü. Ortamda yeterince ot bulamayınca ağaç yapraklarını yemeye mecbur kaldı. Alt yapraklar bittikçe daha yükseklere erişebilmek için çabaladı. Böylece boynu uzadı, nesilden nesile geçtikçe daha fazla arttı ve bugünkü zürafa ortaya çıktı." (NOT: O kadar uğraşıp uzayacağına, uçmayı öğrenseymiş keşke.. S.K.)

İyi de; meyve ağaçları niye meyve verecek şekilde evrim geçirdiler? Meyveleri kendileri mi yiyeceklerdi? İnsanın hizmetine verilen at, bu çevikliğini otları yakalamak için mi kazanmış dersiniz? Öküz, yükümüzü taşımak için mi güçlü oldu? Tavuk, elimizden kaçmamak için mi uçamayacak şekilde evrim geçirdi?
Prof.Dr. Alaaddin Başar

------------------------------------------------------------------
taş devriBize "ilkel mağara adamları" olarak tanıtılan insanların, gerçekte günümüzdeki ressamları aratmayacak bir yeteneğe ve estetik anlayışına sahip olduklarını hiç duydunuz mu? Evrimciler tarafından "maymun adam" gibi gösterilmeye çalışılan Neandertal ırkının, müzik aletleri yaptığını, giyim-kuşam zevkine sahip olduğunu, kızgın kumlarda biçimli sandaletlerle gezdiğini biliyor muydunuz?

Büyük olasılıkla bunların hemen hiçbirini daha önce duymadınız. Aksine, bu insanların yarı maymun yarı insan, konuşma yeteneğinden yoksun, dik duramayan, sadece garip hırıltılar çıkaran, vahşi mağara adamları olduğu yanılgısına kapılmış olabilirsiniz. Çünkü bu büyük yalan, yaklaşık 150 yıldır dünyanın dört bir yanında insanlara telkin edilmektedir.

Bu telkinin amacı ise, materyalist felsefeyi ayakta tutabilmektir.

Materyalist, yani maddeci felsefe, Yaratıcı'nın varlığını inkar eder. Gerçekleri saptıran bu görüşe göre, evren ve madde ezelidir, yani bir başlangıcı, dolayısıyla bir yaratıcısı yoktur. Bu batıl inancın sözde bilimsel temelini ise evrim teorisi oluşturur. Çünkü materyalistler, evrenin bir Yaratıcısı olmadığını iddia ettikleri için bu evrendeki canlılığın ve düzenin nasıl ortaya çıktığına kendilerince bir açıklama getirmeleri gerekmektedir. Evrim teorisi bu amaçla kullanılan bir senaryodur. Bu senaryoya göre, evrendeki tüm düzen ve canlılık, tesadüflerin sonucunda kendiliğinden oluşmuştur. İlkel dünyada bulunan bazı cansız maddeler tesadüfen biraraya gelerek ilk canlı organizmayı oluşturmuşlardır. Milyonlarca yıl süren tesadüfler sonucunda ise bu ilk canlı organizmanın evrimleşmesiyle evrim zincirinin en sonunda bulunan insan meydana gelmiştir. Her biri imkansız olan milyonlarca aşamanın sonucunda meydana geldiği iddia edilen insanın tarihi de, yine bu senaryoya uygun olarak hikayeleştirilmiştir.

Hiçbir bilimsel delili olmayan bu anlatıma göre insanlık tarihi şöyledir: Nasıl ki canlılık ilkel bir organizmadan, en gelişmiş organizma olan insana kadar ilerlemişse, insanlık tarihi de en ilkel insan toplumundan en gelişmiş insan toplumuna doğru ilerleme göstermiş olmalıdır. Bu, bilimsel dayanağı olmayan bir varsayımdır. Ve bu varsayım, materyalist felsefenin ve evrim teorisinin iddialarına göre hazırlanmış olan insanlık tarihinin temelini teşkil eder.

Evrimci bilim adamları, tek hücreden çok hücreye ve ardından maymundan insana doğru uzayan sözde evrim sürecini açıklayabilmek için, tarihin gelişimini de senaryolaştırmışlardır. Bunun için ilkel insanın yaşam şeklini açıklayan "mağara devri", "taş devri" gibi hayali dönemler uydurmuşlardır. "İnsanlar maymunlarla ortak bir atadan türemişlerdir" yalanını savunan evrimciler, bu iddialarını kendilerince kanıtlayabilmek için arayışa girmişler ve arkeolojik kazılarda buldukları her taş ya da ok parçasını veya bir çömleği bu doğrultuda yorumlamışlardır. Oysa karanlık bir mağarada postlara bürünerek oturan, konuşma yeteneği olmayan yarı insan yarı maymun canlılar, yalnızca birer hayal ürünüdür. İlkel insan hiçbir zaman var olmamış, taş devri hiçbir zaman yaşanmamıştır.

Biyoloji, paleontoloji, mikrobiyoloji, genetik bilimler başta olmak üzere bilim alanında yaşanan gelişmeler bugün evrim iddiasını tamamen yıkmıştır. Canlı türlerinin birbirlerine dönüşüp evrimleştikleri iddiasının geçersizliği anlaşılmıştır. Aynı şekilde insan da maymun benzeri canlılardan evrimleşmemiştir. İnsan, var olduğu günden bu yana insandır. Var olduğu günden bu yana da yüksek bir kültüre sahiptir. Dolayısıyla "tarihin evrimi" de hiçbir zaman gerçekleşmemiştir.

İnsan bu dünyaya evrimle değil, Allah'ın kusursuz yaratmasıyla gelmiştir.
Harun Yahya

29 yorum var.. (Yorum Oku - Yorum Ekle):

Kumsal 25 04 2009 10:24  

Banada maymun olayı sacma geliyor
ama bilimide göz ardı etmemek gerek!

Serdar Kocaoğlu 26 04 2009 01:08  

Bilimi gözardı etmemiz söz konusu değil ama yaratıcısını bile tanımayan bir bilimi biz hiç tanımayız. Birileri öyle göstermeye çalışsa da gerçek bilim hiçbir zaman İslam ve Kuranla çelişmemiştir ve çelişmeyecektir..

melancoly 26 04 2009 20:07  

Öncelikle bu konuya Değindiği İçin Serdar Kocaoğluna Teşekkürü Bir Borç Bilirim...

Evrim Teorisi Benimde Başlı Başına Rahatsız Olduğum Bir Konu.

Bu Konuda 12 Mart 2009 Tarihinde Haber 7 yazarı Mehmet Ali Bulut, Bediüzzaman'ın Tabiat Risalesi ile Darwin'i susturduğunu yazdı.Sizinle Paylaşmak İstedim...


Nerede bir ahmak, dangalak, önündeki masanın ustasız olmadığını bildiği halde şu koca kâinatı tesadüflerin eseri sanacak kadar basiretsiz ve beyinsiz varsa bakıyorum aynı zamanda Darwin’i savunuyorlar' diyen Bulut, evrim teorisinin kanıtlanmamış bir varsayım olduğunu ifade etti.

Bulut, Bediüzzaman'ın Tabiat Risalesi eserinden örnekler verdiğini hatırlattı ve şunları yazdı:

'Bediuzzaman, Tabiat Risalesinde sadece Darwin’e değil, onun arkasından gidecek olanlara da enfes örneklerle cevaplar vermiş. İşte onlardan bir örnek:

“Birinci Muhal: Bir eczahanede, gayet muhtelif maddelerle dolu, yüzer kavanoz şişeler bulunuyor. O edviyelerden (ilaçlık malzeme) , zîhayat bir macun (bir canlı yapılması) istenildi. Hem hayattar, harika bir tiryak, onlardan yapılmak icap etti. Geldik, o eczahanede, o zîhayat macunun ve hayattar tiryakın çoklukla efradını gördük. O macunlardan herbirisini tetkik ettik.

Görüyoruz ki, o kavanoz şişelerden herbirisinden, bir mizan-ı mahsusla, bir iki dirhem bundan, üç dört dirhem ötekinden, altı yedi dirhem başkasından, ve hâkezâ, muhtelif miktarlarda eczalar alınmış. Eğer birinden, bir dirhem ya noksan veya fazla alınsa, o macun zîhayat olamaz, hâsiyetini gösteremez. Hem o hayattar tiryakı da tetkik ettik. Herbir kavanozdan bir mizan-ı mahsusla bir madde alınmış ki, zerre miktarı noksan veya ziyade olsa, tiryak hassasını kaybeder. O kavanozlar elliden ziyade iken, herbirisinden ayrı bir mizanla alınmış gibi, ayrı ayrı miktarda eczaları alınmış.

Acaba hiçbir cihette imkân ve ihtimal var mı ki, o şişelerden alınan muhtelif miktarlar, şişelerin garip bir tesadüf veya fırtınalı bir havanın çarpmasıyla devrilmesinden, herbirisinden alınan miktar kadar, yalnız o miktar aksın, beraber gitsinler ve toplanıp o macunu teşkil etsinler? Acaba bundan daha hurafe, muhal, bâtıl bir şey var mı? Eşek muzaaf bir eşekliğe girse, sonra insan olsa, 'Bu fikri kabul etmem' diye kaçacaktır.

İşte bu misal gibi, herbir zîhayat, elbette zîhayat bir macundur. Ve herbir nebat, hayattar bir tiryak gibidir ki, çok müteaddit eczalardan, çok muhtelif maddelerden, gayet hassas bir ölçüyle alınan maddelerden terkip edilmiştir. Eğer esbaba, anâsıra isnad edilse ve 'Esbab icad etti' denilse, aynen eczahanedeki macunun, şişelerin devrilmesinden vücut bulması gibi, yüz derece akıldan uzak, muhal ve bâtıldır.

Elhasıl, şu eczahane-i kübrâ-yı âlemde, Hakîm-i Ezelînin mizan-ı kazâ ve kaderiyle alınan mevâdd-ı hayatiye, hadsiz bir hikmet ve nihayetsiz bir ilim ve herşeye şâmil bir irade ile vücut bulabilir. 'Kör, sağır, hudutsuz, sel gibi akan küllî anasır ve tabâyi ve esbabın işidir' diyen bedbaht (Darwin) , 'O tiryak-ı acip, kendi kendine, şişelerin devrilmesinden çıkıp olmuştur' diyen divane bir hezeyancı, sarhoş bulunan bir ahmaktan daha ziyade ahmaktır. Evet, o küfür ahmakane, sarhoşâne, divanece bir hezeyandır.” (Tabiat Risalesi)

“Canlılar üzerindeki hesapsız hâtemlerden (yani, Allah’ın eseri olduğunu gösteren işaretlerden) yalnız şu hâteme bir bak: Birtek canlı, câmiiyeti (sayısız program ve kabiliyetleri kendisinde barındırıyor olması) sebebiyle, kâinatın küçültülmüş bir misaline, âlem ağacının çiçekli bir meyvesine ve bütün yaratılmışların münevver bir çekirdeğine benzer ki, Fâtır-ı Hakîm (her bir şeyi olması gerektiği gibi tasarlayıp var eden Allah) ekser envâ-ı âlemin nümunesini onda derc etmiştir. Güya o canlı, bütün kâinattan hikmetle tayin edilmiş nizamlarla(prensipler-kanunlarla) sağılan bir katredir. Ve hassas ilmî mizanlarla (ölçülerle) bütün kâinattan alınmış câmi’ bir noktadır. Onun içindir ki, bütün kâinatı birden tasarrufu altında tutamayan birisinin, en küçük bir canlıyı dahi yaratması mümkün değildir.

Elhasıl, aklı bozulmamış bir kimse anlar ki, meselâ balarısını birçok şeye bir nevi fihriste yapan, insanın mahiyetinde kâinat kitabının bir çok meselelerini yazan, incir çekirdeğinde koca incir ağacının programını yerleştiren, beşer kalbini binlerce âleme numune ve pencere yapan ve beşerin hafızasında insanın tarihçe-i hayatını ve onu ilgilendiren şeyleri tafsilâtıyla yazan, ancak herşeyin Hâlıkı (yaratıcısı) olan Zat olabilir. Ve böyle bir tasarruf, Âlemlerin Rabbine mahsus olan bir hâtemdir.”

Saygılar...

Adsız 27 04 2009 08:06  

Bence çok eğlenceli...

Bakıyorum bu "maymunlara" gülüyorum , neşeleniyorum; bazende korkuyorum ya hipopotamdan geldik diye düşünselerdi ... Amanın amanın ...
"Hüüooop kime diyoz kardeşim alooo, pışşşttt , orda dikilen gözlüklü...Atmayın şunlara fınıdık fıstık..."

"
a- Anne bizi nasıl dünyaya geldik?
b- Maymunlar getirdi yavrum, maymunlar...
a- Evet, peki geçen hayvanat bahçesinde gördüklerimiz niye kafeste...?
b- Ah yavrım onlar hiç kafeste olurmu! ofis orası ofis!!!"


"DİKKAT HAYVANLARA pardon ATALARINIZA YANAŞMAK TEHLİKELİ VE YASAKTIR"

Evrime devam!!!


M.B ERLİK

aktifmutfak 27 04 2009 12:30  

bu kadar insanın altına evrime inanıyorum..yada Allah a inanıyorum veya inanmıyorum demek çok tehlikeli gibi...cevabı zor bir konu.herzaman tartışmaya açık..ama çok güzel yazmışsın arkadaşım .tebrikler.

porahov 04 05 2009 06:36  
Bu kayıt, yazar tarafından kaldırıldı.
Adsız 04 05 2009 18:19  

En sevdiğim maymun örümcek maymunudur...


M.B ERLİK

melancoly 04 05 2009 22:25  

Adsız Kardeşim Bu kadar Maymunları Sevdiğini Karşıt Düşünceleri Çürütme Babında Söylemen Anlamsız Yani Sen Aynaya Bakınca da Maymun Görüyor musun?? Merak ettim...

Serdar Kocaoğlu 05 05 2009 00:30  

melancoly, mb erlik adlı arkadaş sanırım örümcek maymununun neden hala örümcek veya maymun olmadığını, neden kararsız kaldığını ima etmiş galiba :)

Bu noktadan hareketle benim de aklıma şu soru takıldı:
Malum; deve, at, eşek, kedi, köpek gibi hayvanlar binlerce (en az 3-5 bin) yıldır aynı. Yani binlerce yıldır evrim konusunda bir arpa boyu bile yol almamışlar. İlginç değil mi, neden acaba? Evrimcilerden cevap bekliyorum.. Sakın evrimlerini tamamladıklarını veya 3-5 bin yılın evrim süreci için çok kısa bir zaman olduğunu söylemeye kalkmasınlar..

Serdar Kocaoğlu 05 05 2009 00:49  

porahov, çünkü ateistlerin yaratılış gerçeğine karşı tek tutar dalı bu teoridir. ateistler inançsızlıklarını ve inkarlarını bu teoriye dayandırıp bu teoriden besleniyorlar. aksi defalarca ispatlanmasına rağmen materyalist bilimin ve bazı güç odaklarının da destek ve teşvikiyle bu senaryo yaşatılmaya çalışılıyor.

Allah'a inananları rahatsız eden nokta ise şu: Allah'ın varlığını inkar ederek kainatın kendiliğinden var olduğunu kabul etmek bizim inancımıza göre Allah'a küfretmekle eşdeğerdir. Böyle birşey de asla hoşgörülecek bir tutum değildir. Bu inkar aynı zamanda yaratılan ve Allah'ı zikreden her varlığa, her zerreye, her atoma, insanlığa yani bütün mevcudata haksızlık ve hakaret içerdiği için sonsuz Cehennem ateşine müstahaktır..

porahov 05 05 2009 02:57  
Bu kayıt, yazar tarafından kaldırıldı.
Adsız 05 05 2009 09:10  

Sn. Serdar bey sizdeki zekaya bir daha şahit oldum ,tekrar sizi takdir ediyorum. Tam C.Yılmazın dediği gibi leb demeden çorum cevabını yapıştırdınız. :)

Ayrıca aynaya baktığımda gerçekten merak ediyorsanız söyleyim ne gördüğümü.

Elbette "Eşref-i mahluk"...

Gerçek yalın ve açık Kuran-ı kerimde geçtiği gibi...
Hani ben Kuran'dan başka bir kaynak görmediğimden...(Peygamberimizin yaptıkları ve söyledikleri her zaman kabulümüzdür , Elhamdülillah. Zaten peygamberimiz de Kuran dışında bir şey de ne yapmış ne söylemiş)...

Bazen yüzlerce cümle yazı yazmaktansa bir tanecik yazmak güzeldir. Çünkü şu anki toplumumuz bana göre düşünmekten, eyleme geçmekten yoksun bir toplum. İnsanları düşünmeye sevketmek bence daha güzel...

"BU adam bunu niçin yazdı?
Bu adam bunu neden yazdı?
Bu adama bunun ile ne anlatmaya çalıştı?
Bu adam gerçekte lafazan mı?...Vb."



Halen benim en sevdiğim Maymun "Örümcek maymunu".

Saygılarımla. Sürçü lisan ettiysem affola...

M.B ERLİK

Adsız 05 05 2009 11:21  

Koskoca bilimsel bir süreç var, 150 yıllık araştırmadan ve giderek kanıtları çoğalan bir teoriden bahsediyoruz. Ve bu kadar zekaya sahip insanın olayı maymuna indirgemesi ne kadar gülünç geliyor bir bilseniz bakınca. Çünkü teori maymundan geldiğini söylemiyor, orta ataya sahip olduğumuzu belirtiyor. Hepsi bu ve bunu alıpta hayvandan geldiğine inananın hayvandan farkı yoktur sığılığına indirgemek sığlık değildir de nedir?
"Aksi ispatlandı bir kaç güç odağı bu teoriyi yaşatıyor işte" diyen kişi de biliselliği, bilimin ilerleme metodlarından bihaber olduğu gerçeğini gözümüze sokuyor sadece. Daha fazla bilgi ( en azından temel, anlaşılır bilgiler) için:
http://evrimianlamak.org

Biraz daha sorgulayıp bakın dünyaya, inanca bu kadar zeval geleceği düşüncesini bir kenara bırakın ve inceleyen. hangi pencereden bakarsanız onu görürsünüz.

Serdar Kocaoğlu 05 05 2009 11:57  

porahov, evrim teorisinin ispatlanması mümkün değil ama diyelim ki ispatlandı, bu asla bizim inancımızı sarsmaz, "Allah demekki öyle yaratmış, evrimi yaratılışa sebep yapmış" deriz, çünkü sebepler Allah'ın yaratmasına perde vazifesi görür. Ayrıca evrim teorisinin yaratılışla çelişmediğini savunan birçok bilimadamı var olduğu gibi evrime inanan dindarlar da çoktur. Benim vurgulamak istediğim asıl konu evrimin dinsizliğe, ateizme dayanak yapılması, insanların inkarcılığa sevk edilmesidir.
Bu arada şunu da belirteyim, benim 32 dişim tam ve yerli yerinde, övünmek gibi olmasın :)
Ayrıca maymunlara takılan biz değiliz, evrimciler. İnsana en çok benzetilen ve insan olmadan bir önceki aşamanın maymun olduğu evrim teorisinin iddiasıdır..

Adsız 05 05 2009 15:55  

Biz okulda okurken ingilizce dersinde en sevdiğim cümle "once uppon a time" idi.
Yani bizim deyişimizle "evel zaman içinde kabur saman içinde devler berber iken pireler tellak iken "...

İnsan oğlu her zaman o şeytanın vesveseleriyle başbaşa kalmıştır. Aklı selim halis yolda olanlar destur çekmiş allah yolunda ilerlemiştir. Bazıları ise TANRI olma ihtirasıyla çabalamış ,çabalamış ama bir yere varamış. Netice olarak ben olamıyorsam neden tanrı olsun demiş ve herşeyi inkar etmeye başlamış. Gerçek bilimin içine cehalet tohumlarını, zerrelerini biraz biraz atmıştır. Şu an söyleyin bana bu bilim sıfırdan insan yapmak için çabalamak istemiyormu. "Bknz : The DOLY" ...

Evet doğru bir cümle . Görmek ve bakmak arasında fark vardır. Birde koşullandırma diye bir şey vardır... Ağaç küçük yaşta eğilir. Zamanında S.S.C.B bunu yapmadımı veya benzer demir perdecik ülkeleri. İnsanları maymunlarla denk göstermediler mi... Birde soruyorum bu evrimden geriye kalmış gerçek hiiiiç biiir fosil yok...Belkide maymununda atası samçata idi. (bakmayın samçata ne diye öyle bişey yok ben icat ettim)...

Benim atam Adem ve Havva. Ne netedraller ne hötödraller ne de samçatalar.

Deseler ki mecbur ikisinden birine inanacaksın ; biri yaradılış destanı biri evrim teorisi. Yaradılış destanı bile evrim safsatasından daha mantıklı gelir bana...


" Artık, hep çalacağım. Atla kaçarlar ise düşürüp çalacağım. İçip içip esrirler (sarhoş olurlar) ise birbirlerine düşürüp döğüştüreceğim. Suya girseler, ağaçlara çıksalar bile yine çalacağım"

M.B ERLİK

Adsız 06 05 2009 00:42  

Evrim var demek; milyonlarca harfin tesadüfen bir araya gelerek, yüzlerce ciltlik larus veya britanika ansiklopedilerin oluşabileceğini söylemek kadar yanlış ve saçmadır.

Google 06 05 2009 13:45  

21. YY'da BİLİM ÇAĞI'nda hala evrime inanmak saçmalık ötesidir. İslam ve Bilim tezata düşmez. Aksine Bilim, İslamı doğrular. Evrim deli saçmasıdır, inananda bilimden habersiz, at gözlüğü takmış, kör ve cahil insandırki beni hayretler içinde bırakır o insanlar bu deli saçmasına inanarak.

Dünyayı da yörüngesinde maymunlar yürüyor değil mi? Bu doğal düzen maymunların eseri?

Peki evrimi iddia edenler, son 2009 yıldır tesadüfen çıkan bir canlı oldu mu? Yada insanda herhangi evrimsel bir değişme oldu mu?

Hala neyi iddia ederler anlamam. Neyse, bu konu hakkında söyleyecek cok sözüm var..

Güzel paylaşım için teşekkür ederim Serdar Bey.

simonsen 06 05 2009 19:21  

Darwin'in Evrim Teorisi(dikkat edilirse bu bir teoridir)insanin once maymun olup sonradan insana donustugunu belirtmez.Atalarinin ayni olabilecegini soyler.Bunu da bilimsel verilerle ortaya koyar.Yani dayanagi bilimdir.

melancoly 06 05 2009 23:51  

Değerli Arkadaşlar Evrim hakkında Söylenecek ve Anlatılacak O kadar Çok Şey Var ki...

Sizlere Yaşanmış Gerçek Bir Olayı Anlatmak İstiyorum.

Konumuz Evrim Safsatası Bu Safsataya İnanıpta Sonra Gerçeği Anlayan İnsanlar Var Elbette...

Birgün Üniversitede Ateist Hocanın Birisi Derste Dünyanın İnsanların Her Zerrenin tesadüfen

Oluştuğunu Israrla ve Hararetli Bir Şekilde Anlatıyormuş.Öğrencilerden Birisi İtiraz

Edecekmiş Fakat Sabırla Beklemiş ve Tenefüste Tahtaya Kocaman Bir Eşek Resmi

Çizmiş.Sonra Eşeğin altınada o Hocanın Adını Yazmış Hoca Tekrar Derse Girip O Resmi

Görünce Küplere Binmiş ve Hangi Densiz Bunu Yaptı Diye Bağırmış Sınıftakilere.Resmi

Yapan Öğrenci Ayağa Kalkıp Dalga Geçer Gibi Başlamış Anlatmaya.Hocam Siz Çıktıktan

Sonra Öyle Bir Rüzgar Estiki Pencere Açıldı Tesadüfen Tebeşiri

Havaya Kaldırıp Tesadüfen Eşek Resmi Çizildi Ve Tesadüfen Sizin Adınız Yazıldı

Hocam.Deyince Hoca Tekrar Küplere Binmiş ve Evladım Dalgamı Geçiyorsun Benimle Hiç

Öyle Şey Olurmu Bunu Biriniz Yaptınız Yoksa Senmi Deyince Öğrenci Cevabı

Yapıştırmış.Yaaa Hocam Siz Bir Eşek Resminin Dahi Tahtaya Çizilmesinin Tesadüfen

Olacağına İnanmıyorsunuzda Bu Koca Kainatın İnsanların Her Zerrenin

Tesadüfen Oluştuğuna Nasıl İnana biliyorsunuz??

Adsız 07 05 2009 19:08  

Delinin biri kuyuya bir taş atıyor ardından ... diye gider cümle...

Bu eşşek resmi olayı çok güzel bir örnekti :D .

Bunu bilim zaten kanıtadıysa halen niye TEORİ diye bahsediyorsunuz. Tam bir paradox dasınız beyler.Ya gerçekler diye bahsedin ya teori demekten vazgeçin. Anlayamadım ruhu halyenizi.


M.B ERLİK

Kenan Ören 09 05 2009 15:23  

Bilim ve yaratılış bir noktada buluşabilir..Bilim evrimin varlığını ve sürdüğünü kanıtladı, ama nasıl başladığını açıklayamadı..Yaratılış herşeyin nasıl başladığını açıkladı, ancak neden türlerin değiştiğini açıklayamadı..Bana göre Tanrı evrimi yaratmış olabilir..Böylece iki teori de birleşip anlamlı bir bütün oluşturur..Tanrının herşeye gücü yeter, evrimi yaratmaya da..İnsan nasıl ki bir sürecin sonunda oluşuyorsa, tüm diğer türler de Tanrı'nın yarattığı bu evrim sürecinin sonunda oluşabilir..
Bence evrimin Tanrı'dan gelmiş olabileceğine inanmak, Tanrı'nın gücünden emin olmaktır..

Serdar Kocaoğlu 11 05 2009 02:33  

Kenan Ören, Yorumunuz sanki biraz deizm kokuyor.
Ne evrim kanıtlanabilmiştir, ne de yaratılış açısından türlerin değişiminin açıklanamaması gibi bir durum sözkonusudur.
Evrim, 150 senedir kanıtlanamamış bir teoridir. Teoride iddia edildiği gibi türlerin değişimini ispatlayacak bir ara tür veya geçiş türü bulunamamıştır.
Bir de, bence insanlık tarihi öyle sanıldığı gibi yüz binlerce yıl da değildir, yapılan karbon testleri acaba ne kadar doğrudur, bu da araştırılması gereken ayrı bir konu. Evrimcilerin iddiasına dayanak yapılan bu yüzbinlerce yıl da yalan olabilir.. Belki de insanlık tarihi en fazla 10.000 yıldır, ne dersiniz tarihçiler?

by ene 18 05 2009 08:58  

Evrim e inanan insanların ortak özelliği , ibadet etmek külfetinden kaçmak

Yanı bu saçmasapan iddia durup dururken çıkmamış, saçma sapan çünki kâinatda ki bu muntazam ve bir gaye ve hikmete binaen kurulmuş düzen; değil evrimi kabul etmek , Kudreti Nihayetsiz ALLAH (c.c) 'ın ortaklarını dahi reddediyor..

Bu insanlar şayet bir maymunu veya eşşeği(!)ata olarak görüyorlarsa kendi bilecekleri iş..

İnsan şayet vicdanından sorsa; ölüp yok olmak ve toprağa karışmakdan razımıyım diye, kalb ve vicdanları '' hayır '' diyecek..

Oysaki bir midenin ihtiyacı için kâinatta nice leziz sofralar kurulmuş, her insanın ortak derdi olan ''ebedi yaşamak '' meselesi nasıl göz ardı edilirdi?

Şöyle düşünün ; bir ziyafet etmeyi sever zât, muhteşem bir sofra kursa, MUHTAÇ misafirleri davet etse ama sofrada kuş sütü dahi var ,hayalinideki en muazzam hali ile hazır bir ikram olsa..

Daha sonrada , misafirperver bu evsahibi deseki; '' yiyin için istediğiniz gibi keyfedin.. ama işiniz bittiğinde sizi az ilerdeki idam sehbasında asacağım'' sizce bu misafirler lezzet alabilirmi?

ve bu evsahibine şefkatli, ikram etmeyi sever denilirmi?

Elbette aklı olan kaşığı elinden düşürür ve derki ; '' yahu ne böyle ikram et nede sonunda idam et''

Böyle ikram eden zat şefkatini hiçe indiren fiilden uzaktır ..ve Ahireti verecektir.

Şimdi kainatta baharatımızdan tutunda temel ihtiyacımıza kadar herşey mükemmel hazırlanmış ve ikram edilmiş, bütün meyvelere güzel tatlar ve iştihayı açan güzel kokularla donatılmış, insana şefkat ve akıl nimeti verilmiş...

Bunların neticesinde AHİRET yok diyen ya AKLI ÇALIŞMIYOR

YADA ''KEL EN AMİ BELHUM ADALLA'' AYETİNE UYUYOR..

BENİM İÇİN DAHA DÜNYADA İKEN ŞEFKÂT VE MERHAMETİ İLE BÖYLE İKRAM EDEN ZAT , BİRDE HAYVANDAN AYIRAN AKLI VEREN ZAT BANA ZULM ETMEZ ..

iNSAN HAYVANIN AKSİNE AKIL OLDUĞU İÇİN GEÇMİŞTEN GELEN ELEMLER VE GELECEKTEN GELEN ENDİŞELER İLE MUHATAB, TEVEKKÜL TESLİM İMAN OLMAZSA ;

MAYMUNDAN GELDİM DİYE SAÇMALAYACAK..

NE DİYELİM ALLAH AKIL VERSİN , HA DESENIZKİ BAZILARI PROF. ADAMLAR AKILLI, HAYIR EFENDİM AKIL İLE ZEKA FARKLI ŞEYER..

Serdar Kocaoğlu 23 05 2009 15:35  

Belki dikkatinizi çekmiştir; geçenlerde Google, anasayfasına bir fosil resmi koydu ve ara (geçiş) türlerine bir örnek bulunduğunu yani devrim teorisinin ispatlandığını iddia etti.
Bahadırhan arkadaşımızın kaliteli blogunu yeni keşfettim ve bu konuyla ilgili çok güzel bir yazısına rastladım. Yazısından biraz alıntı yapmak istiyorum. Şöyle diyor Bahadırhan:

"Evrim sahtekarlıklarından sadece bir tanesini örnek vereyim:

Yıl 1912 amatör paleontolog Charles Dawson, Piltdown'da bir çukurda bulduğunu söylediği çene ve kafatasından oluşan iki parçalık fosil ile evrimin kayıp halkasını keşfettiğini iddia etmişti. Bu fosilin maymun ve insan arasında bir geçiş türüne ait olduğunu, çene kısmının maymunlara, kafatasının ise insanlara ait özellikler arzettiğini, dolayısıyla bir ara fosil olduğunu iddia ediyordu. Uzun yıllar bu fosil sanki evrimin kanıtıymış gibi lanse edildi. Yıl 1949'a gelindiğinde yeni bir yaş bulma testi olan "flor testi" keşfedildi. Tabi bu test söz konusu fosil üzerinde de denendi. Sonuç çok şaşırtıcıydı: Çünkü çenede hiç flora yoktu, muhtemelen toprak altında bir kaç yıl kalmıştı; tam aksine kafatası bir kaç bin yıllık çıkıyordu. Sonuçta çenenin yeni ölmüş bir orangutana, kafatasının yaklaşık 500 yıl önce ölmüş bir insana ait olduğu anlaşıldı. Dişler sonradan eklenmiş ve eklem yerleri anlaşılmasın diye törpülenmişti. Tüm parçalar eski görünmesi için potasyumdikromat ile lekelendirilmişti. Bu sahtekarlık da böylece ortaya çıkmıştı. Anlayacağınız bu yeni bir olay değil, Evrim Teorisine inananlar bunu hep yapıyorlar.

Google'ın da böyle bir yalana alet olması, alelacele bu "kayıp halka bulundu" resmini Türkiye anasayfasına yerleştirmiş olması açıkçası beni çok şaşırttı bir o kadar da üzdü diyebilirim."

Kaynak: Kayıp Halka Bulundu İddiasıAçıkçası ben Google'ın yaptığına Bahadırhan kadar insaflı yaklaşamıyorum ve bunu kasıtlı yaptıklarına da adım gibi eminim. Google elindeki gücü işte böyle de kullanabiliyor arkadaşlar..

MeLaNcHoLy 24 05 2009 11:41  

Bu konu ile ilgili haberi okumuştum bununla ilgili bir videoyu paylaşmak istiyorum

-bağlantı adresi-

http://www.bbc.co.uk/mediaselector/check//turkish/meta/dps/2009/05/090522_ida_fossil?size=16x9&bgc=003399&lang=tr&nbram=1&nbwm=1&bbram=1&bbwm=1

Mehmet Önder 25 05 2009 19:04  

Evrim bir safsata değildir.Evrimi tam olarak bilmediğiniz için böyle düşünüyor olabilirsiniz.Lütfen dinsel gözlüğünüzü çıkalıp, bilimsel açıdan incelemeye ve anlamaya çalışın.

Serdar Kocaoğlu 26 05 2009 01:05  

Ben, evrim safsatadır diyorum ve neden böyle düşündüğümü/inandığımı da anlatıyorum. Siz ise safsata değildir diyorsunuz ama sizin değildir demenizle evrim ispatlanmış olmuyor.

Her ne hikmetse, evrimciler bilimden ve bilimsellikten bahseden yorumlar yazıyorlar ama tek bir bilimsel delil bile ortaya koyan yok! Oysa bilim, sebepler ve sonuçlarla uğraşır, delillere bakar. Hal böyle iken, siz kendinizle çelişkiye düşüyorsunuz, bilime körü körüne taassup içinde inanıyorsunuz ama ona da yanlış inanıyorsunuz.

Asıl sizlerin sözde bilimsel gözlüğünüzü çıkarıp bakmanız ya da gerçekten bilimsel olmanız lazım.

Bilim, bilimsellik diyerek, zihinleri bulandırmaya çalışmaktan bir adım bile öteye gidemiyorsunuz. Hem bu bilim ne menem bir şeydir ki, bizler anlamıyoruz? Teorinin anlaşılmayacak gizemli bir yanı yok, herkes gayet güzel anlıyor ama siz anlaşılmadığını ileri sürerek, ispatlanamayan bir teoriye gerçeklik payı vermeye çalışıyorsunuz.

Bu nasıl bir bilimdir? Nasıl bir bilimselliktir? Nasıl bir gözlüktür böyle??

Adsız 29 05 2009 02:01  

Canlı hücre yapısını bırakın, sadece bir atom alalım, içine bakalım ve raslantı sonucu milyonlarca yılda oluştuğu iddia edilen elektron yapısını inceleyelim. Bir atom içinde en çok dikkat çeken nokta, çekirdeği kuşatan elektronların atomun içinde en ufak bir kazaya yol açmamaları. Kaza olsa ne olur? Felaket olur, madde olmaz, biz olmayız!..

Destek Veriyorum 08 07 2009 19:24  

Evrim teorisi daha temelinden çökmüş bir teoridir. Çünkü evrimciler henüz canlılık için gerekli olan tek bir proteinin bile oluşumunu açıklayamamaktadırlar.

Yorum Gönder

-> "Anonim" seçeneğiyle isim vermeden yorum yazılabilir.
-> "Adı/URL" seçeneğiyle sadece isim verilerek de yorum eklenebilir.
-> Yorum yazarken anlaşılır olmaya ve Türkçe yazım kurallarına uymaya çalışınız!



Bu Sayfayı Facebook'ta Paylaş

YUKARI