Nükleer Enerji Şart!..
25.12.2008

Çok eskiden beri Türkiye'nin gündeminde olup da bir türlü yapılamayan nükleer santrallerin dünya çapında pek çok ülke tarafından kullanıldığını biliyor musunuz?
Bu konuda Google'dan bulduğum bikaç özet bilgi aktarayım:
"Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) verilerine göre halen dünyada 440 nükleer santral faaliyette. 30 kadarı ise yapım halinde. Litvanya, Fransa ve Belçika gibi ülkeler elektrik enerjisinin yüzde 70'e varan kısmını nükleer santrallerden karşılıyor. "
"Fransa, elektriğin yüzde 78'ini, Litvanya yüzde 69'unu, Slovakya yüzde 57'sini, Belçika yüzde 54'ünü, İsveç ve Ukrayna yüzde 48'ini, Bulgaristan yüzde 44'ünü, Ermenistan yüzde 42'sini, Slovenya yüzde 40'ını, Güney Kore yüzde 39'unu, Macaristan yüzde 38'ini, İsviçre yüzde 37'sini, Almanya yüzde 32'sini, Çek Cumhuriyeti yüzde 31'ini, Japonya yüzde 30'unu; Finlandiya yüzde 28'ini, İspanya yüzde 20'sini, Amerika yüzde 19'unu, İngiltere, Kanada ve Rusya yüzde 16'sını nükleer enerjiden üretiyor. "
"Nükleer enerji günümüzde temiz, sera etkisi yapan gazlar üretmeyen ve ekonomik bir enerji kaynağı olarak kabul edilmektedir. Ayrıca, dünya enerji ihtiyacının karşılanmasında kullanılan ana kaynaklardan birisi nükleer enerjidir. ABD’de Three Mile Island (1979) ve Rusya’da Tchernobyl (1986) olaylarından bu yana geçen 20 yılda nükleer enerji üretiminde, Uluslararası Nükleer Enerji Ajansına (AIEA) göre güvenlik konularında önemli adımlar atılmış ve yeni nesil teknolojilere geçilmiştir. Dünyada toplam 445 adet nükleer santral, dünya elektrik enerjisinin yüzde 16’sını üretmektedir. AB ülkelerinde nükleer enerjinin toplam enerji içindeki oranı yüzde 35’i bulmaktadır. "
"Yüzde 70 ithal kaynaklı girdilerle enerji üretimi yapılan Türkiye, enerjide dışa bağımlı durumda. Türkiye'nin 2007 yılı sonunda enerji kaynakları ithalatının 35 milyar dolara ulaşması bekleniyor.."
"Dünyadaki faal nükleer santrallerin ülkelere göre dağılımı ise şöyle: ABD 104, Fransa 59, Japonya 55, Rusya 31, Güney Kore 20, İngiltere 19, Kanada 18, Almanya ve Hindistan 17, Ukrayna 15, Çin 11, İsveç 10, İspanya 8, Belçika 7, Çek Cumhuriyeti 6, Slovakya ve İsviçre 5, Macaristan ve Finlandiya 4, Bulgaristan, Romanya, Arjantin, Meksika, Güney Afrika, Brezilya ve Pakistan 2, Litvanya, Ermenistan, Slovenya ve Hollanda 1 adet."
Maalesef bu konuda da çok geç kalındı. Yanıbaşımızdaki Ermenistan ve Bulgaristan bile nükleer elektrik üretirken bizde hala birileri çevre kirliliğinden, yenilenebilir enerjilerden bahsederek sözüm ona doğa dostu yaklaşımlar sergileyerek nükleer karşıtlığı yapıyorlar.
El insaf!..
Serdar Kocaoğlu
25.12.2008
nükleer, santraller, elektrik, enerji, mühendislik, ihale, türkiye, dünya, santral sayısı, nuclear, kaynak, teknoloji



11 yorum var.. (Yorum Oku - Yorum Ekle):
yapılması daha mantıklı.Ancak mühendisler bu santralleri yaparken hani o yıkılma olasılığını çok çok düşürmeliler.Hiç hata yapılmamalı böyle bir işe girişirken.ben Türkiye deki mühendislere güveniyorum ama bazı kötü niyetli insanların bu işlere karıştırılmamalarını düşünüyorum.(eksik malzemeydi, bi yanlışlık olmuş gibi açıklamalarla çok büyük kaypılar geri getirilemez.)
#mustafa can poyraz -
korkma tarıma bişey olmaz.
kurulmazsa geleceğinin mahvolma ihtimali daha yüksek..
Serdar Bey,
Yenilenebilir enerji kaynaklarının yaratılması enerji ihtiyacı açısından yadsınamaz düzeyde bir ihtiyacı karşılayabilecektir. Yazınızda sıraladığınız ülkeler, Kyoto Protokolü kapsamına girip kendi karbondioksitinin onlara yarattığı zararı başka ülkelerdeki yenilenebilir enerji kaynakları yaratılması sonucu alınacak olan sertifikalarını parayla satın alıp yani bir çeşit kredi sağlayıp kendi günahlarını affettirircesine işin bürokrasisini sürdürüyorlar. Bu şeye benzemiş, "herkes yapıyorsa doğrudur ve biz de yapmalıyız.." malesef öyle olmayabiliyor. Nükleer Enerji'nin sağlayacağı kaynak çok ciddi düzeyde evet, ancak usulsüzlük ülkemizde o kadar üst düzeyde ki insanlarımıza vereceği zararları öngörmek mümkün değil. Umarım usulüyle yapılır ve "bize bir şey olmaz" mottosu hiç kullanılmaz... Saygılar.
Yorumunuz için teşekkürler. Yenilenebilir enerji kaynaklarından ihtiyacımız olan enerjiyi üretebilmemiz için nükleer santralin en az 10 katı yatırım yapmamız gerekir. Ayrıca ülkemizde o kadar yenilenebilir enerji kaynağı olduğunu da zannetmiyorum. Ne yeterince gün ışığımız, ne rüzgarımız, ne de suyumuz var..
Ayrıca bu işi o kadar basite indirgiyorsunuz ki, bu çaptaki bir proje sanki apartman yapan müteahhitlere verilecek! Bu işi sadece daha önce yapan, uluslararası referanslara sahip tecrübeli yabancı firmalar yapabilir, en azından şimdilik..
merhaba serdar bey,
nukleer enerji su an en tehlikeli enerji kaynagi ! o saydigin ülklerin anukleer atik sorunlarindan haberin varmi ? ben almanyada yetisdim ve nukleer karsitiyim !!! hayati seven nukleere hayir demesi gerek !!!
su an var olan teknolojilerin en verimlisi ve temizi JEOTERMAL enerji ! ilave olarak da photovoltaik, rüzgar ve su'dan elde edilen enerjiler ! bu konularda arastirmani tavsiye ederim !
asil sorun dagitim !!! üretilen enerji'nin %70e kadar santral'dan evlere gelesiye tüketiliyor ... yolda yani !
cözüm yerel ufak capta tüketiciye yakin santraller ...
metin bey, Almanya'da nükleer karşıtı olarak yetişmişsiniz ama almanların 17 adet nükleer santral kurmalarına engel olamamışsınız :) Ayrıca almanların harcadığı enerjinin üçte biri nükleerden üretiliyor.
Acaba bizde 1 adet bile nükleer santral olmaması hiç mi ilginç gelmiyor sizlere? Avrupalılar insan haklarına ve sağlığına bizden çok daha fazla önem verdikleri halde neden kurmuşlar bu kadar santrali?
Bize bu teknolojiyi bu kadar kötülemelerinin altında başka sebepler yatıyor olmasın?!..
Prof.Dr. H. Mehmet ŞAHİN'in göndermiş olduğu konferans daveti aşağıdadır, ilgilenenlere duyurulur:
Değerli Araştırmacı,
Günümüz sanayi toplumlarının enerji girdileri büyük oranda fosil yakıtlara dayanmaktadır. Fosil yakıtlardan kaynaklanan enerji ve çevre sorunlarının ön plana çıktığı günümüzde fosil yakıtların kullanımının azaltılmasıyla yaşanan bu sorunların çok aza indirileceği artık tam olarak anlaşılmıştır. Bu amaçla, nükleer ve alternatif enerji kaynaklarının birlikte ele alınacağı, Türkiye'de ilk defa düzenlenen Uluslar arası katılımlı bu konferansta; akademisyenleri, araştırmacıları, iş adamlarını ve diğer ilgilileri bir araya getirerek, Üniversitelerde ve Endüstride yapılan çalışmaları tartışmak, kamuoyuna duyurmak, bilimin yayılmasına katkıda bulunmak, kurumların bilgi birikimini uygulayıcılar ve bilimsel çevreler ile paylaşmayı amaçlanmaktadır. Bu çerçevede;
· Fisyon enerji sistemleri ,
· Füzyon enerji sistemleri,
· Manyetik hapsetme ve plazma sistemleri,
· Plazma parametreleri teşhis ve tayini,
· Hızlandırıcı sistemleri,
· Transmutasyon ve yakıt çevrimi,
· Radyasyondan korunma ve koruyucu sistemler,
· Enerji yönetimi ve politikaları,
· Güneş enerji sistemleri,
· Rüzgar enerji sistemeleri,
· Biyokütle sistemleri,
· Biyoyakıt,
· Jeotemal enerji sistemleri,
· Hidrojen enerji sistemleri,
· Hidrojen üretim metotları,
· Hidrojen depolama teknolojileri,
· Hidro-enerji sistemleri,
· Enerji verimliliği,
· Enerji-çevre teknolojileri
· Diğer alanlar
gibi belirtilen fakat bu konularla sınırlı olmayan Uluslararası Katılımlı Nükleer ve Alternatif Enerji Kaynakları Konferansı geniş katılımlı olarak gerçekleştirilecektir. Konferans dili Türkçe olsa da konferansa Türkçe ve İngilizce bildiriler kabul edilmektedir. Bildirilerin tam metinleri teknik açıdan ve konferans konularıyla ilişkisi bakımından Bilimsel Program Komitesi üyeleri tarafından değerlendirilecektir. Bilim Kurulumuzun seçeceği bildirilerin bazılarının bir Ulusal Hakemli Dergide basılması düşünülmektedir.
Konferans ile ilgili detaylı ve güncel bilgilere konferansın resmi web sitesinden erişilebilir. Konferansımıza sunulacak bildirilerin elektronik ortamda kabul edildiğini belirtmekte fayda görüyoruz. Düzenleme Kurulu adına konuya ilgi duyan tüm kişi, kurum ve kuruluşları önemli ve güncel olan bu konferansa katılmaya ve katkı sağlamaya davet ederiz.
Saygılarımızla,
Prof.Dr. H. Mehmet ŞAHİN
Konferans Düzenleme Kurulu Eşbaşkanı
Gazi Üniversitesi
almanyada cevreci ve yesiller senelerdir nukleere karsi ugrasiyorlar .... evet cok seyler basaramadilar ... cünkü nükleer lobbisi asiri güclü ... ve onlar küresel isinmayi firsat buldular ve yine harekete gectiler ... nükleer belki CO² salgilamiyor ama atiklari cözülmemis bir risk halen ... eski maden-"boshluklarinda" depolanmis bidonlar artik sizmaya basliyor ve cözüm yok !!!
baska sebepler dedigin herhalde türkiyenin nükleer teknolojisine sahib olmasini istemeyen kitlelerden bahsediyorsun ...
ama avrupadaki karsitlar somut nedenlerle o teknolojiyi red ederken kesin türkiye onlarin aklinda degil !!!
radioaktif gelecek hepimizin aleyhine ...
http://www.atomkraftneindanke.ch/
http://www.no2nuclearpower.org.uk/
saygilarimla
hayiiiiirrr nukleer sart degil nukleer santral kurulunca disa bagimlilik sona erecekmis inananin bunu soyleyen memleketin bakani bakanin acaba zenginlestirilmis uranyum fabrilasi mi var maalesef zenginlestirilmis uranyumu disaridan satin alacagiz yine disa bagimliyiz hidrolik barjlar ve gunes enerjisi cok maliyet gerektirmiyor ve en onemlisi cevreye zarar vermiyor
Metin Münir'in Milliyet'teki yazısı:
Yeni Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız’ın önünde bulduğu darmadağınıklardan biri nükleer santral konusudur.
Beş ay önce yapılan ihaleye bir Rus-Türk ortaklığından başka teklif veren olmadı. Şartname profesyonelce hazırlanmamış olduğu için dünyanın bütün uzman şirketleri uzak durdu.
Konuyu yakından izleyen endüstri kaynaklarından öğrendiğime göre, TETAŞ (Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt) elindeki teklif konusunda Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na olumsuz rapor verdi.
“Kamuoyuna açıklamıyorlar ama TETAŞ’ın raporu negatif” diye konuştu bir kaynağım. “‘Çok pahalı’ dediler. Dünyada fiyatlar 2-6 sent arasında değişiyor. Teklif edilen fiyat bunun iki mislinden fazla. Tesis maliyetleri de yüksek.”
Ancak enerji işlerinin ekonomik olduğu kadar siyasi boyutu da olduğu için son sözü Erdoğan söyleyecek. Değerlendirme yapılmış olduğu halde TETAŞ’ın kararını açıklamamasının nedeni budur.
Bürokraside genellikle böyledir. Beklenilir, yukarıdan gelen sinyale göre tavır alınır. Ama emir demiri kesse bile sonuç değişmez: Nasıl bir çiçekle bahar olmazsa bir teklifle de nükleer enerji endüstrisi kurulamaz.
Sonuca varılamadı
Bu aşamaya kadar olup bitenler şunu gösterdi: Ne bürokraside ne de Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nda (TAEK) bu karmaşık işi, profesyonel bir biçimde, ihale aşamasından üretim aşamasına götürecek bilgi birikimi ve irade vardır.
Sonuca varılamamasında eski Bakan Hilmi Güler’in kötü yöneticiliğinin de büyük bir rolü oldu. Güler bir lütuf havasında yağlı kontratı kapmak için şirketlerin sıraya girmesini bekledi. Koşulları ticarileştirmek için yapılan önerilere kulak asmadı.
Artık yapılması gereken, ihaleyi feshetmek, nükleer santral konusunda uzman uluslararası bir danışmanlık firmasıyla anlaşarak doğru adımlarla yeni bir ihale açmaktır.
İyi bir şartname hazırlanmadan nükleer santral yapacak finansman bulunamaz.
Uzun bir aradan sonra Avrupa’da ilk nükleer santral Finlandiya’da yapılıyor. Orada bu iş nasıl tereyağından kıl çeker gibi becerildi de biz nesillerden beri ihale ardına ihale iptal ediyoruz?
Bu sorunun cevabı zor değil. Ama zor olmayan cevapları bulmak için dürüst olmak gerek.
Ancak yine de bu konuda esas eksiklik hükümette değil, devletin örgütsel yapısındadır: En iyiler işe koşulamıyor, en iyi yöntemler aranıp bulunamıyor, uzun vadeli düşünülemiyor, rasyonel ve bilimsel olunamıyor.
Ve, belki de en önemlisi, rant kafalardan silinemiyor... Kısacası alaturkalılıktan vazgeçilemiyor.
Türkiye’de nükleer santral yapmayı ilk deneyenler çoktan öldü. Bu iş o kadar eski.
Böyle giderse daha çok nesil geçer.
Bu da bizi ilginç bir labirente sokuyor. Yasal çerçeveyi bile sağlamayı beceremeyen bir ülke nasıl nükleer santral çalıştıracak?
17.06.2009
Yorum Gönder