Yakın Tarihin Gerçekleri..

11 Mayıs 2009

illuminati piramiti

ABD'de Texas Üniversitesi profesörlerinden Texe Marrs'ın "Bilinen Tarihin Bilinmeyen Yanları" adlı kitabında 10 bölüm yer alıyor:
1) Dünyayı yöneten Yahudi ailesi: Rotschild
2) Osmanlı devletinin planlı olarak nasıl dağıtıldığı
3) Arap birliğinin nasıl parçalandığı
4) 1.Dünya Savaşı
5) Kukla Diktatör Hitler
6) 2.Dünya Savaşı
7) İsrail'in Kuruluşu
8) Kennedy Suikastı
9) MOSSAD Suikastları
10) 11 Eylül Saldırıları

DÜNYAYI YÖNETEN AİLE: ROTSCHILD AİLESİ

Çoğu kişi Rotschild ailesinin adını bile bilmez. Bu ailenin adı, ne Forbes dergisinin düzenlediği ''Yılın Zenginleri'' bölümünde yer alır, ne de dünya jet-sosyetesinin partilerinde geçer. Ancak birçok ülkenin diplomatı bu ailenin adını duydukları zaman beş dakika durmak zorundadır.
Çünkü bu aile dünya tarihi sahnesinde 1590 yılından beri vardır ve dünya, bu Yahudi ailesinin çok gizli faaliyetleri neticesinde bugünkü şeklini almıştır. Çoğu kişi dünyada hiçbir ailenin böylesine bir gücü elinde tutabileceğine inanamaz. Çünkü bir ailenin böylesine siyasi ve ekonomik bir gücü nasıl elde ettiğini bilmiyordur. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki aile derken üç-beş kişilik çekirdek bir aileden bahsetmiyorum. Rotschild ailesinin bugün 1000-1500 civarında ferdi olduğu bilinmektedir. Bu aile fertlerinin her biri, dünyanın gelişmiş, ya da gelişecek olan ülkelerinde, çok derin faaliyetler sürdürmek üzere dağılmışlardır. Dünyada olan her siyasi ve ekonomik gelişmeyi, İsrail devletinin çıkarlarına uygun düşecek şekilde düzenlemek en kutsal görevleridir.

Ailenin geçmişi 16.yüzyıla dayanıyor. Aile İngiliz Kraliyet Saraylarında kralın yaverliğini yapan bir aile olarak ortaya çıkıyor önceleri. Kralın izlemesi gereken siyaseti ve dış politika stratejilerini bu aile belirliyor. Sadece bununla da yetinmeyip kraliyet saraylarındaki tüm ihaleleri kazanarak bu ihaleleri başarıyla sonuçlandırıp, hatırı sayılır bir servetin de sahibi oluyorlar.

İngiliz saraylarındaki kariyerleri sayesinde kolayca kazandıkları astronomik paralarla tarihin ilk bankacılık faaliyetini gerçekleştirip, İngiliz çiftçilerine de astronomik faizlerle tarım kredisi vermeye başlıyorlar ve 50 sene geçmeden neredeyse İngiltere devletinden daha zengin bir hale geliyorlar. Faaliyet alanını iyice geliştirip derinleştiren Rotschild ailesi Avrupa'daki tüm imparatorlukların saraylarında söz sahibi oldu. Sadece İngiltere'de değil, Avrupa'nın dört bir yanında tarımla uğraşan insanlara yüksek faizle kredi vererek, altın ve gümüş komisyonculuğu yaparak servetlerini iyice büyütüyorlar.

Ekonomik gücü, aklın ve mantığın sınırlarını zorlamaya başlayan Rotschild ailesi, daha da karanlık ve karlı bir işe girişiyor.

İşin adı "Savaşa giren devletlere faizle borç vermek"

Bunun ilk icraatını İngiltere-Fransa savaşında gerçekleştiriyorlar. İngiltere'ye savaşa girmesi için faizli borç olarak 35 ton altın veriyorlar. İngiltere, Fransa karşısında yeniliyor ve Rotschild ailesine olan borcunu ödeyemiyor. Borcun oluşturduğu mükellefiyetten dolayı, İngiliz Merkez Bankası yani Bank of England Rotschild ailesine devrediliyor.

Burada ingiltere ordusu bu yılan aileyi ezebilse idi bugün dünya belki çok farklı olacaktı.

Rotschild ailesi İngiliz devletinin bu devretme işlemini bir şartla kabul ediyor: İngiliz sterlinini kendilerinin basması şartı. İngiliz hükümeti bu şartı o dönemde kabul etmek zorunda kalıyor ve İngiliz sterlinini basma yetkisi bu Yahudi ailesine veriliyor. Görünüşte ekonomi hakkında pek bilgisi olmayanlar için bu durum pek bir şey ifade etmeyebilir. Para basma yetkisini başka bir kuruluşa ya da şirkete vermek demek aynı zamanda ülkenin bağımsızlığını da bu kuruluşa satmak demektir. Çünkü bir ülkenin bankası o ülkenin parasını basarken bastığı para karşılığında o ülkenin hazinesine değerli maden koymak zorundadır.

Örneğin Türkiye Merkez Bankası, devlet matbaasında 20 TL basıyorsa, devlet hazinesine de 20 TL değerindeki altını, elması ya da petrolü koymak zorundadır. Aksi halde basılan para, kağıt parçasından başka bir şey olmaz. İşte Rotschild ailesinin de yaptığı şey budur. İngiliz sterlinini basarak İngiliz hükümetine faizle borç olarak vermiş ve karşılığında altın ve elmas almıştır. Bu şekilde bir yılda 12 ton altın kar ettiği ekonomi tarihçileri tarafından söylenir.

Rotschild ailesinin en büyük girişimi ise İngiltere ile Amerika'daki kolonilerin savaşı olmuştur. Savaş sırasında Rotschild ailesi çok gizli bir biçimde Amerikan kolonilerini desteklemiştir. Amerika'nın İngiltere'ye karşı direnişini yöneten kişilere yüklü miktarda silah yardımı yapılmış, İngiltere'nin bu savaşta yenilmesinin sağlanacağı garanti edilmiş ve karşılığında, kurulacak olan Amerika devletinin resmi para birimini basma yetkisi istenmiştir. İngiltere ile savaş konusunda çok umutsuz olan başkan Washington ve ekibi bu teklifi hiç düşünmeden kabul etmiştir. Aile böylece günümüzde tüm dünyada çok popüler olan Amerikan dolarını basma yetkisini de elde etmiştir. İşte bu da Amerikada Federal Reserve Bank'ın özel sektör elinde olmasının açıklamasıdır..

Savaşı Amerikan kolonileri kazanmış ve İngiltere Amerika'dan elini ayağını çekmek zorunda kalmıştır. Savaştan yenik çıkan İngiltere bu sefer Amerika'ya yardım ettiği için Fransa'ya saldırmıştır. İngiltere, Rotschild ailesinin kendilerine finansal destekte bulunacağına güvenerek bu savaşa girdiyse de Rotschild ailesinden umdukları desteği bulamamışlardır. Rotschild ailesi el atından Fransa'yı destekleyerek Amerikan kolonilerinin bağımsızlığını garantilemek istemiştir. Bir taraftan da İngiliz borsası üzerinde spekülasyona girişmiştir. İngiltere-Fransa savaşı sırasında borsada müthiş bir hareketlenme olmuş ve borsada oynayan halk, savaşı kazanacaklarını düşünerek girişimlerini arttırmıştır. Bunu fırsat bilen Rotschild ailesi ''İngilizlerin savaşı kazandığı'' iddiasını ortaya atarak İngiliz halkının her şeyini borsaya koymasını sağlamıştır. Ancak, generaller ve ordudan geriye kalanlar yurda döndüğünde, İngiltere'nin savaşta kaybettiği ortaya çıkmıştır. Borsa anormal derecede yükselmiş ve böylece kağıtları elinde tutan Rotschild ailesi bu ticaretten en karlı çıkan isim olmuştur.

İngiliz tarihçilerin Kara eylül diye nitelendirdiği bu olay ile Rotschild ailesi adeta İngiltere devletinin mülkiyetini ele geçirmiştir. İyice palazlanan Rotschild ailesi, Kenan diyarında Tanrı'nın kendilerine sözde vadettiği İsrail devletini kurmak için hazırlığa başlamıştır.

Osmanlı Devleti'nin parçalanması için gerekli olan her şeyi yapmışlardır. Osmanlı devletine komşu olan ülkeleri finanse ederek Osmanlı'ya karşı savaşmaları için kışkırtmışlardır. Böylelikle sudan bahanelerle Osmanlıya saldıran Rusya, Avusturya ve diğer komşu devletler, Osmanlıyı askeri ve ekonomik güç olarak iyice yıpratarak azınlık unsurların ayaklanmasını sağlamışlardır.

Osmanlı devleti nereye koşacağını şaşırmış ve neticede isyan eden azınlıkların ayrı devletler kurmasına engel olamamıştır. Osmanlının en çok dış borcu Rotschild ailesinin sahibi olduğu Bank Of England bankasınadır. Osmanlı Devleti, Rotschild ailesine olan borcunu ödeyecek durumda olmadığından Rotschild ailesi bunu fırsat bilmiş, Osmanlıya iğrenç bir teklifte bulunmuştur.

Sultan 2. Abdülhamit ile görüşen Lord Baron Rotschild "Kudüs şehrinin, Filistin'in, Suriye'nin ve Güneydoğu Anadolu bölgesinin, yeni kurulacak olan Yahudi devletine verilmesi karşılığında, Osmanlı devletinin tüm dış borcunu silme ve Balkanlar'da, Afrika'da kaybettikleri toprakları geri verme" teklifinde bulunmuş, ancak Abdülhamit teklifi şiddetle reddetmiştir. Abdülhamit, dinen böyle bir tutum sergileyerek büyük bir sevaba girmişse de Osmanlı devletinin yıkılma sürecini hızlandırmıştır.

Daha sonraları Enver Paşa, Abdülhamit'in bu tutumunu tarihi bir hata olarak değerlendirmiştir. Enver Paşa'ya göre Kudüs şehri ve Kenan diyarı Yahudilere geçici olarak verilmeli ve Osmanlı tekrar eski gücüne kavuştuktan sonra bu topraklar geri alınmalıydı.

Atatürk'e göre ise Osmanlı devleti böyle bir şey yapsaydı bile yıkılmaktan kurtulamazdı çünkü Osmanlı üzerine korkunç oyunlar oynanıyordu. Özetleyerek anlattığım bu süreçten sonra Rotschild ailesi bütün gücüyle 1. Dünya savaşının çıkmasını tezgahlamıştır. Rotschild ailesinin hesaplarına göre 1. Dünya savaşı ve Arabistanlı Lawrence'in faaliyetleri, Arapların birçok parçaya bölünmesi ve İsrail devletinin kurulması için yeterliydi. Savaş gerçekleşmiş, Almanların önderliğindeki İttifak devletleri grubu savaşı kaybetmişlerdi. Rotschild ailesinin hesapları tutmuş ve İsrail devletinin resmi kuruluşunun ilan edilmesine ramak kalmıştı. Ancak tarihi rüyaya çeyrek kala Rotschild ailesi ayrıntılarda küçük bir hata yaptığını fark etti. İsrail devleti kurulmaya hazırdı ama, dağ ve ovalardan ibaret olan İsrail topraklarında kim yaşayacaktı? Avrupa'nın gelişmiş kentlerindeki rahatlığa alışmış olan Yahudiler, İsrail'de yaşamaya nasıl ikna edilecekti? Esas sorun buydu. Bu sorunun giderilmesi için Rotschild ailesi radikal kararlar aldı ve yeni bir savaş için gerekli olan ortam hazırlanmaya başlandı.

KUKLA DİKTATÖR HİTLER'İN ORTAYA ÇIKIŞI VE 2. DÜNYA SAVAŞI

Almanya, Birinci Dünya savaşından adeta bir enkaz halinde ve oldukça demoralize bir biçimde çıkmıştı. Devlet tüm ekonomik ve askeri gücünü kaybetmişti. Ve çok ağır yaptırımlar içeren savaş tazminatı anlaşmalarına imza atmışlardı. Ancak Almanya'nın borçlu olduğu ülkelerin merkez bankalarının %85'i Rotschild ailesine ait olduğundan Almanya nerdeyse sadece Yahudi Rotschild ailesine borçluydu. Rotschild ailesi, Almanya'nın, bu yüklü borcun onda birini dahi ödeyemeyeceğini biliyordu.

Rotschild ailesi, Alman Merkez Bankasının kendilerine devredilmesi karşılığında dış borçlarının silinmesini teklif etti ve Almanlar teklifi kabul etmek zorunda kaldı. Aslında bu durum sonun başlangıcıydı. Bırakın savaşacak parayı ve silahı, savaşta askere alacak erkek vatandaşı bile kalmayan Almanya tekrar tüm dünyaya kafa tutacak gücü nereden ve nasıl bulabilirdi? Ancak daha onlar intikam planını yapmadan önce, Rotschild ailesi onlar için çok gizli bir plan yapmıştı bile.

Bu plana göre sahte ama çok inandırıcı bir faşizm rüzgarı Avrupa'da esecek ve Yahudilere en ince ayrıntısına kadar planlanmış bir şekilde şiddet ve baskı uygulanarak İsrail'e göç etmeye mecbur bırakılacaklardı. Bu planın ilk bölümü Almanya'nın ekonomisinin ayağa kaldırılması ve hızla silahlanmasının sağlanmasıydı. Muazzam bir ekonomik ve askeri güce kavuşan Almanya'nın başına 1. Dünya savaşında er olarak savaşan fanatik milliyetçi Hitler getirildi. İtalya ise Alman Faşizmi'nin etkisi altında kalmış ve iktidara Mussolini gelmiştir. Mussolini'nin iktidara gelmesi Rotschild ailesinin bir planı değil kendiliğinden gelişmiş bir olaydı ama bu durum Rotschild ailesinin ekmeğine yağ sürmüştü.

Hitler, hitabet yeteneği ve ürkütücü karizması ile Alman halkını yediden yetmişe peşinden koşturmuştur. Hitler'in konuşmalarında ve toplantılarında ise şaşırtıcı bir biçimde ana hedef Yahudilerdir.

Hitler'in iktidara gelmesinden önce kardeş gibi bir arada yaşayan Alman ve Yahudi halkları birbirlerine hiçbir zararlarının dokunmamasına rağmen oluşturulan yapay kaos ortamı yüzünden birbirleri ile kanlı bıçaklı hale gelmişlerdir. Savaştan önce Yahudi işadamlarına Nazi gençlerinin düzenlediği saldırılar, ev kundaklamalar ve cinayetler ortamı iyice germiştir. Zengin olan Yahudiler bir yolunu bulup Almanya'yı terk etseler de, fakir olan zararsız Yahudiler bir yere gidecek paraları olmadığından oldukları yerde kalmışlardı.

Hitler savaşı başlatmış ve Almanya'nın sahte intikam harekatı başlamıştı. Almanya savaşın ilk yıllarında başarı göstermiş ve Fransa, Yugoslavya, Çekoslovakya, Avusturya ve Belçika gibi ülkelerin tamamını çok kısa sürede ele geçirmişti. Özellikle Paris'e 2 saatte giren Nazi orduları İngiltere ve İspanya'nın iyice ürkmesine neden olmuştur. İngiltere'yi hava saldırıları ile darmadağın eden Nazi orduları bir taraftan da sözde Yahudi soykırımı yapmaya başlamıştır.

Yahudiler bir bir katledilmiş ve imha fırınlarında yakılmıştır. Ortada öyle korkunç bir ortam vardır ki, savaştan sonra bölgeyi teftişe gelen Amerikalı generaller bile uçaklarından iner inmez havadaki pis kokudan dolayı hava alanında kusmuşlardır. Havadaki pis kokunun nedeni ise sürekli olarak yakılan insan cesetleri ve çürümüş cesetlerdir. Savaştan sonra tam bir korku ülkesine dönen Almanya'da ortaya atılan iddialara göre neredeyse hiç Yahudi bırakılmamıştır.

Ancak Sovyet araştırmacılar durumun hiç de öyle olmadığını savaşta katledilenlerin sadece %15'in Yahudi olduğunu net ve çarpıcı belgelerle kanıtlamışlardır.

Bu belgelere göre savaşta öldürülenlerin çoğu ermeni, çingene ve Polonyalılardı. Geriye kalan zengin Yahudiler Rotscild ailesinin kurduğu paravan şirketler aracılığı ile ve Amerikan askerlerinin denetiminde, gizlice (Amerika'ya değil) İsrail'e kaçırılmışlardır. İsrail'e getirildikleri dönemden İsrail devleti kuruluncaya kadar olan süreçte tabiri caizse Allah'ın dağında prefabrik usulü yapılmış evlerde kalmışlar ve büyük zorluk çekmişlerdi. Kaçmak için girişimlerde bulunanlar ise Tevrat'ın emrettiği bir biçimde idam edilmişlerdir. Neticede yaratılan sahte milliyetçi bir hava ile sözde Yahudi soykırımı yapılmış, tüm dünyada Yahudilere yönelik şiddet eylemlerine girişilmiş ve Yahudiler İsrail'e göç etmek zorunda bırakılmışlardır. Yani Rotschild ailesi 1. Dünya savaşında yarım bıraktığı işi 2. Dünya savaşında tamamlayabilmiştir.

Aşırı dindar bir aile olan Rotschild ailesi, kendilerine göre, Tanrı'ya olan sözü yerine getirmiştir.

BAŞKAN KENNEDY'NİN ORTADAN KALDIRILMASI

2. Dünya savaşından sonra kurulan İsrail devletinde her şey 1960 yılında John Fitzgerald Kennedy'nin Amerikan başkanı olmasından sonra değişmiştir. Kennedy Amerikan tarihinin en genç ve ilk katolik başkanıdır. John F Kennedy'nin babası Joseph Kennedy de politikacı olup aynı zamanda İngiltere büyükelçiliği yapmıştı. Ne babası, ne de Başkan Kennedy Yahudilerle iyi geçinebiliyordu.

Babası büyükelçilik yaptığı dönemde Londra'da Yahudilerin boy hedefi haline gelmiş ve çeşitli saldırılara maruz kalmıştı. Sigmund Rotschild, Kennedy'ye "Başkan seçildiğinde Ortadoğu'da İsrail tarafını tutan bir politika izlemesi karşılığında, milyonlarca doları bulan seçim kampanyası masraflarını karşılamayı" teklif etmiştir. Ancak Kennedy böyle bir teklifin bir daha yapılmamasını rica etmiş ve kendisini hakarete uğramış hissettiğini belirtmiştir. Kennedy, İsrail lobisinin Amerikan devleti üzerindeki faaliyetlerinden son derece rahatsızdı. Kennedy'ye göre lobilerin faaliyetleri, Amerikan bağımsızlığına vurulmuş bir darbeydi.

KENNEDY İLE İSRAİL BAŞKANI BEN GURİON'UN NÜKLEER KAVGASI

İsrail kurulduğu günden beri Ortadoğu'da süper güç olma hayali ile hareket etmiştir. Bu yüzden İsrail Devleti hızlı bir "nükleer silahlanma programı" izlemeye başlamıştır. İsrail'in Dimona çölü'nde kurduğu nükleer santralinde peynir-ekmek gibi atom bombası ve nükleer başlıklı füzeler üretmesi Başkan Kennedy'yi çok rahatsız etmiştir. İsrail'in nükleer füzelerinin Ankara, İstanbul, Şam, Tahran, Bağdat ve Riyad gibi şehirleri vuracak kapasitede ve menzilde olması Kennedy yönetimini önlem almaya mecbur bırakmıştır.

Kennedy, Ben Gurion'a yazdığı sert bir uyarı mektubunda; İsrail'in nükleer programını durdurmaması durumunda Amerikan yönetiminin yaptırım uygulamaktan kaçınmayacağını belirtmiştir. Ben Gurion da cevap olarak gönderdiği mektupta Kennedy'ye Genç Adam diye hitap etmiş ve bazı ağır ithamlarda bulunmuştur. Bu mektuplaşmalar iyice çığırından çıkmış ve hakaretleşmeye dönüşmüştür. Bu durum üzerine tepki olarak Ben Gurion istifa etmiştir. Ünlü Yahudi politikacı Henry Kissinger, "İsrail'in nükleer programına son vermesi İsrail'e büyük zarar verir" diyerek Kennedy'yi ikna etmeye çalışmış ancak başarılı olamamıştır.

Kennedy bununla da yetinmemiş ve 4 Haziran 1963'te Amerikan Temsilciler Meclisi'ne danışarak çıkarttığı 11110 sayılı kanunla Amerikan Dolar'ını basma yetkisini Rotschild ailesine ait olan Federal Reserve Bank'ın elinden alarak Amerikan Merkez Bankası'na vermiş ve "bir ülkenin parasının denetimin şahısların elinde olmasının büyük bir sorun olduğunu" belirterek kendi sonunu hazırlamıştır. Federal Reserve Bank, İsrail'in en büyük gelir kaynağıdır, tabiri caizse şah damarıdır. Kennedy, dolar basma yetkisini Federal Reserve Bank'ın elinden alarak adeta İsrail'in şah damarını kesmiştir.

Neticede İsrail için Kennedy'nin etkisiz hale getirilmesi farz olmuştur. Kennedy'nin seçimleri kaybetmesini beklemek boş bir umuttu, çünkü Kennedy halktan büyük destek görüyordu. Kennedy'ye seçimler kaybettirilse bile sonradan kazanması yüksek ihtimaldi. Üstelik Kennedy'nin kardeşi de gelecek vaad eden bir politikacıydı. Tek bir çare gözüküyordu: suikast.

Kennedy bir şekilde öldürülürse Amerikan yasaları gereği yerine yardımcısı getirilecekti. Kennedy'nin yardımcısı Lyndon Johnson'dı. Johnson tam bir İsrail taraftarıydı. Üstelik Kennedy ile hiç iyi geçinemiyordu, söylentilere göre Kennedy kendisini kovmaya çalışıyordu. İsrail, suikast kararı alır ve bunu, Amerikan derin devleti içindeki bağlantılarını kullanarak gizlice uygulamaya koyar. Kennedy'yi öldürmek için en uygun ortam seçim kampanyaları için geleceği Dallas'tır.

Dallas'ta her zamanki gibi üstü açık araba ile halkı selamlayacak olan Kennedy'yi korumakla görevli CIA ajanları özel olarak ayarlanacak ve başkanın güvenliği sabote edilecekti. Böylece suikast çetesi Kennedy'yi rahatlıkla öldürebilecekti. Suikast çetesi için değişik rivayetler vardır. Kimileri Kennedy'yi Fransız suikast çetesinin öldürdüğünü, kimileri ise Kübalı sürgünlerin öldürdüğünü iddia eder ancak kesin olan bir şey var ki, Kennedy'yi öldürenler çok profesyonel ve acımasız keskin nişancılardan (sniper) oluşan bir suikast timidir.

Kennedy'nin ziyaretinden önce, yani 21 Kasım 1963 akşamı Dallas'ta bardaktan boşalırcasına yağmur yağmıştır. Ancak şehir halkı buna rağmen başkanı en iyi şekilde karşılamak için elinden geleni yapmıştır. 22 Kasım 1963 sabahı Washington D.C.'den Air Force One uçağı ile gelen Başkan Kennedy ve eşi, sabah 09'da şehir merkezinde Dallas valisi Connaly ile birlikte kahvaltı ettikten sonra üstü açık bir limuzine binerek halkı selamlamaya başlamışlardır. Tam 6 aracın olduğu kortejde en son arabada Başkan Kennedy ve Vali Connaly vardır. Önde motosikletli SS korumalar ve yanda CIA ajanlarının bulunduğu arabalarla Kennedy'nin arabası Kortejle birlikte Elm caddesinden Houston'a doğru beklenmedik bir dönüş yapar. O sırada silah sesleri yükselmeye başlar. Polisler telsizle anons etmeye başlar: ''Korteje ateş ediyorlar yere yatın'' diye. Tam 6 el silah sesi duyulur. Birinci mermi arabayı ıskalar ve alt geçitte bekleyen Edmund Harris adındaki taksi şoförünün kulağını parçalar. İkinci mermi Kennedy'yi tam omzundan vurur. Üçüncü mermi Kennedy'yi ıskalayıp ön koltuktaki vali Connaly'i omzundan vurur. Dördüncü mermi Kennedy'yi boynundan vurur, aynı mermi başkanın vücudundan çıkıp Vali Connaly'i sırtından vurur. Beşinci mermi arabayı ıskalayıp dikiz aynasını kırıp dışarı çıkar. Ve Altıncı mermi... Altıncı mermi başkan Kennedy'yi tam kafasından vurur. Başkanın kafasını parçalayan mermi bulunamaz.

Suikasttan sonra yapılan araştırmalarda Kennedy'yi sözde komünistlerden vatan haini Lee Harvey Oswald'ın vurduğu iddia edilir. Ortada altı mermi olmasına rağmen Oswald'ın tek katil olduğu görüşüne varılır.

İddialara göre Oswald, Texas Okul kitapları bürosunun altıncı katındaki pencere dibinden İtalyan yapımı "Mannlicher Caracano" marka sniper tüfeği ile altı kez ateş ederek Başkanı öldürmeyi başarmıştır.

Lee Harvey Oswald apar topar hapsi boylamıştır. Deliller birden çok sayıda keskin nişancının olduğunu göstermesine rağmen, İsrail denetimindeki Amerikan derin devleti, suçu Lee Harvey Oswald'ın üzerine atarak diğer delilleri bir bir yok etmiştir. Suikastı gören 57 kişi ölü bulunmuş, ölümler kaza veya intihar ile açıklanmıştır. Lee Harvey Oswald ise suikastten iki gün sonra, mahkeme çıkışında yüzlerce FBI ajanı ve polisin arasında Yahudi bir bar işletmecisi olan Jack Ruby tarafından öldürülmüştür.

Bu Amerikan milliyetçisi Yahudi, Lee Harvey Oswald'ı öldürmesinin nedenini ise "komünistlerden Amerika'nın aldığı intikam" olarak yorumlamıştır. Birden çok sayıda keskin nişancı tarafından vurulan Kennedy'nin otopsisini Amerikan ordusundaki üst düzey amiral ve generaller yürütmüş ve otopsideki suikast delillerini bir bir sabote etmişlerdi. Ailesi, Kennedy'nin kafasının kesilerek incelenmesini ve böylelikle gerçek suikastçıların bulunmasını istediğinde ise, Amerikan birimleri konuyu şiddetle reddetmişlerdir. Kennedy apar topar gömülerek konu örtbas edilmiştir.

Başkan Kennedy'nin suikast sonucu öldürülmesinden sonra başkan adayı olan kardeşi senatör Robert Kennedy de bir basın toplantısı sırasında İsrail işbirlikçisi Filistinli bir genç tarafından kurşunlanarak öldürülmüştür.

KENNEDY SUİKASTININ SONUÇLARI

İsrail, Kennedy'nin kapattığı Dimona çölündeki nükleer santralini tekrar açmış ve nükleer silah üretimine eskisi gibi devam etmiştir.

Başkan Kennedy'nin çıkarttığı, Federal Reserve Bank'ın elinden Amerikan dolarını basma yetkisini alan 11110 sayılı kanun iptal edilmiş ve Amerikan dolarını basma yetkisi tekrar Rotschild ailesine ait olan Federal Reserve Bank'a verilmiştir.

II. Dünya savaşından sonra ılımlı ve sakin bir politika izleyen Amerika devleti özellikle Kennedy suikastından sonra soğuk savaş sürecini de başlatmıştır. Amerika ile Sovyet Rusya arasındaki soğuk savaştan tüm dünya devletleri çok olumsuz yönde etkilenmiştir. Amerika ile Sovyet Rusya arasındaki silahlanma rekabeti adeta bir sidik yarışına dönmüştür.

Amerika tüm dünya genelinde emperyalist faaliyetlerine hız vermiş ve Vietnam'a saldırmıştır. Vietnam'da binlerce kişinin ölmesine ve birçok ülkenin bu savaştan dolaylı olarak zarar görmesine neden olmuştur.

Amerika'da İsrail lobisi ise iyice pervasızlaşmış ve yönetimde söz sahibi olmuştur. Amerika İsrail Devletinin yaptığı katliamlara sesini çıkaramaz hale gelmiş ve İsrail ile suç ortaklığı yapmaya başlamıştır. En basitinden örnek vermek gerekirse İsrail devletinin çok gizlice yürüttüğü "Samuel Vanunu'yu kaçırma operasyonu"na istemeden şahit olan bir Amerikan Fırkateynindeki 23 deniz piyadesi İsrail hücum botları tarafından açılan ateşle öldürülmüştür. Denize düşüp kaçmaya çalışan askerler bile İsrailliler tarafından öldürülmüştür. Olayın basına sızmasına izin verilmemiş ve yahudilerin kontrolündeki Amerikan basını konuyu haber bile yapmamıştır.

CIA tüm dünyada komünizmle mücadele doğrultusunda adına GLADIO denilen ve Beyrut'taki gerilla kamplarında eğitilen katillerden ve paralı askerlerden oluşan gizli bir ordu hazırlamış ve bu paralı katilleri maaşa bağlayarak dünyanın her yerinde komünistleri öldürmekle görevlendirmiştir.

Bu bağlamda Türkiye'deki 70'li yıllardaki anarşi, cinayetler, katliamlar, terörist eylemler ve 12 Eylül darbesi hep Gladio'nun eserleridir.

Gladio ordularının kurulması ne tesadüfse Kennedy suikastından hemen sonraya denk gelir.

Amerika'nın "Büyük Ortadoğu Projesi" başlamıştır. Büyük Ortadoğu Projesinin diğer adı ise Büyük İsrail Devleti projesidir. Kennedy suikastından sonra Büyük İsrail Devleti Projesine hız verilmiştir. Büyük İsrail Devleti Tevrat'ta Tanrı Yehova'nın Yahudilere vaad ettiği topraklardan oluşmaktadır. 11 Eylül saldırıları, Münih'teki eylemler ve daha birçok terörist eylem aslında Büyük İsrail Devleti projesinin bir parçasından başka bir şey değildir.

Kaynak: Makalenin yazarı belli değil, birçok sitede yayınlanmış bir yazı olduğu için artık anonim sayılabilir..

İlgili Yazılar:
Dünyayı Yöneten Aileler
Gizli Dünya Devleti
Rothschild Hanedanlığı
Derin Devlet Nedir?
Derin Devlet Gerçeği

14 yorum var.. (Yorum Oku - Yorum Ekle):

Sade 14 05 2009 10:41  

Güzel bir yazı ama yazıda yüzlerce soru işareti var. Olumlu olumsuz sorulabilecek sorular yazıya eşlik ettiğinde yazının bazı kısımları havada kalıyor ve bazılarıda doğruya yaklaşıyor gibi ama dediğim gibi yinede güzel bir yazı. Kanıtlar eşliğinde güclendirilebilirse sanırım daha az soru işaretine meyil verebilirdi.

Serdar Kocaoğlu 14 05 2009 12:21  

Sade, öncelikle bu uzun yazıyı okuma ve yorum yazma zahmetinde bulunduğun için teşekkür ederim.
Benim bu tür yazıları yayınlamaktaki asıl amacım insanları farklı düşünmeye sevketmek, öyle değil böyle de olabileceğini göstermek, olaylara farklı bir bakış açısıyla da bakılmasını sağlamaktır.
Elbette bu bilgilerin doğruluğu kesin değildir, ispatlanmış değildir. Zaten öyle olsaydı tarih kitaplarında bunları görürdük. Ama bu tür bilgilerin aksi yönünde de bir bilgi yok. Dünyanın genel seyrine bakınca bana bu tür bilgiler daha mantıklı ve gerçekçi görünüyor.

MeLaNcHoLy 15 05 2009 10:34  

Herkese Selamlar!

Makaleyi okuduktan sonra kukla diktatör hitler tarafından yahudilerin %15inin katledildiğini asıl katledilenlerin ise ermeni, çingene ve Polonyalılar olduğunu
öğrendim bu bir veri ne derece doğru bilmiyorum ve buradan aklıma şu söz geldi;
"Yahudileri tamamen yok etmediğim için bir gün hepiniz bana küfür edeceksiniz." (Adolf Hitler)
Burada hem anlam hem de gerçeklik bakımından çelişkiye düştüm.
Tabi ki makale ile yahudilerin kendilerini dünyaya anlatış tarzları da çelişiyor.
Yahudi Sistemi öyle bir planlanmış ki bu sistem gelecekteki 3-5 yılı değil 100-200 Yılı kapsıyor.
Kendilerini Dünyaya Ezilmiş Bir millet olarak gösterip Dünyayı Ellerinde Tutuyorlar.
Yani Kısacası Bir avuç insan Dünyaya Hükmediyor.Nasıl Bu işi yapıyorlar Nasıl oluyor da Kendilerini kabul ettiriyorlar?
Bu işi elbette silah ile yapmıyorlar,cihat etmiyorlar yaptıkları tek şey kendi menfaatlerine insan düşüncesini değiştirip nalıncı keseri gibi hep kendinden yana yontuyorlar.Çok kısa bir örnek ve ilginç bir fıkrayla sözlerimi tamamlamak istiyorum...
örneğin Hristiyanlardan intikam almak ve onların Allaha inançlarını değiştirmek için onlara bir komplo kurmuşlar ve satanizmi (şeytana tapınma) ortaya çıkarmışlardır.

-Hitlerin Yahudileri yaktığı sırada Cani Bir Nazi Subayı varmış. Adam O kadar yahudi yakma Heveslisiymiş ki Günde Bir yahudi dahi yaksa kendisini Karlı Hissediyormuş.Yahudiler Bu Nazi Subayından İntikam Almaya Karar Vermişler.Yahudiler Güçlendikleri Sırada Bu Adamı Bulursak Yakacağız Demişler.Bu haber Nazi Subayının Kulağına Gidince Brezilyaya kaçmış ve Yeni Kimlikle Orada 15 Yıl Yaşamış.15 yıl Sonra Nazi Subayını Yahudiler Bulmuş ve Demişler ki Söyle Son Arzunu Seni Yakacağız;Nazi Subayı Demiş Ki Bana Bir Yahudi Hahamı(Yahudi Din Adamı) Getirin Demiş.Getirmişler ve Hahama Demişki Beni YAHUDİ Yap...

Herkes Şaşırmış! Neyse Yahudi Yapmış Haham ve Nazi Subayı demiş ki Evet Şimdi Beni YAKIN Dünyadan Bir Yahudi Daha Eksilecek :):)

Teşekkürler

Saygılar

İyi Çalışmalar Dileğiyle...

sürç ü lisan ettiysem hoş görüle

aşevi 16 05 2009 15:31  

allahın belaları geberesiceler.... sinir oldum ya okurken..

Selçuk 17 05 2009 19:34  

Bu konularla ilgili tuğla gibi bir kitap önerebilirim. iş bankası yayınlarından Daniel YERGIN in PETROL kitabı. Şahane bir kitaptır. Bu ve bunun gibi ailelerin petrolle yoğrulan serüvenlerini anlatır. O kitapla Fahir ARMAOĞLU'nun 20 yüzyıl siyasi tarihi beraber okunursa, siyasi tarih ile bu ailelerin tarihi arasında nasıl bir alaka olduğu daha kolay görülüyor.

Serdar Kocaoğlu 18 05 2009 01:00  

Selçuk, bu senaryoda eksik kalan en önemli parçayı hatırlattığın için teşekkür ederim.
Evet, gerçekten de bütün bu anlatılanların ve bu ailelerin petrolle çok sıkı bir ilişkisi vardır.
Hatta diyebiliriz ki; her iki dünya savaşının da altında yatan en önemli sebeplerden biri petroldür, belki de İsrailin kurulmasından bile önemlidir. Çünkü bu vahşi ve şeytani yapılanmanın aslında Yahudiliği de kullanıyor olma olasığını da yabana atmamak lazım. Muhtemelen bu yapılanmanın dinle falan da ilgisi olmayıp en önemli itici gücü paradır. Para, yani güç neredeyse bu şeytanları orada aramak lazım..

Serdar Kocaoğlu 18 05 2009 15:50  

Bir kitap da ben önereyim:

Antoine Zischka "Petrol Savaşının Kirli Tarihi" adlı kitabını şöyle anlatıyor:

Bu kitap üç beş gün içinde yazılmış değildir. Bu kitabın yazarı olarak, birçok defa dünyayı dolaştım ve içinde bunalıp kaldığımız genel karışıklıktan çıkıp kurtulacak bir kapı aradım. Tam 10 sene gerçeğin peşinde koştum ve gerçeği öğrenebilmek için her çareye başvurdum. Dünya hakkında tam bir fikir edinebilmek ve birbirine bağlı olayların içyüzünü öğrenmek için çırpındım. Nihayet, yaşadığımız devrin bütün kanlı anlaşmazlıklarının, bütün gizli savaşların, bütün mücadelelerin hep aynı şahsiyetlerin eseri olduğu sonucuna vardım. Petrol saltanatını kuran adamlarla ve petrol uğrunda ölmeye mahkûm insanlarla görüştüm. Nihayet, ciltler dolusu ekonomiyle ilgili raporlar okuduktan ve muhtelif şirketlere ait birçok belgeyi inceledikten sonra, petrol dramının senaryosu gözümün önünde canlandı; dünya yüzünde cereyan eden mücadelelerin hepsinden daha kanlı bir dram!. Yaşanan mücadele sonunda bazı insanlar petrol saltanatı kurmayı başardılar. Başkaları da dünyayı tehlikeden, petrol krallarının görmedikleri yahut görmek istemedikleri bu tehlikeden kurtarmalıdır.

ERLİK 20 05 2009 19:54  

Teşekkürler bu bilgiyi paylaştığın için. Arkadaşlar bende sizlere .
Şeytanın dini Masonluk adlı kitabı okumanızı tavsiye ediyorum.

Sağlıcakla...

ERLİK M.B

nkvd12 24 05 2009 23:45  

hitler ile ilgili olan konu hiç inandırıcı gelmiyor..

yahudilerle almanlar ne zaman kardeşçe yaşamışki ..almanlar fakirlik sefalet çekerken yahudiler zenginlik içinde yaşıyordu..

olay sadece hitlerdemi bitiyor.. diğer nazi liderlerinide yahudilere karşı bir nefretleri vardı..zaten hitler kavgam kitabındada yazmıştı yahudi karşıtlığını..DAHA hitler lider bile değilken nasıl bir anlaşma yapabilirki o aile ile??

yani o göçü sağlamk bir dünya savaşı çıkarıp yahudilere katladerekmi yapılıyor..

BÖLE BİŞE TAHMİN EDİLMESİ MÜMKÜN DEĞİL BENCE ..ZATEN İNGİLİZLER YERLEŞTİRDİ YAHUDİLERİ ORAYA

-BİR DÜNYA SAVAŞI ÇIKACAK
-YAHUDİLER KATLEDİLİOR DİYE BAŞKA MİLLETLER KATLEDİLCEK
-SONRADA İNGİLİZLER ALIP YAHUDİLERİ FİLİSTİN TOPRAKLARINA YYERLEŞTİRCEKLER?

BU ŞİMDİ PLANLANMIŞ BİŞEYMİ BU YAZDIKLARIM İLE BERABER EN AZ 30 SENELİK BİR SÜREÇ..

Enes 17 06 2009 11:47  

Arkadaşlar farkındamısınız bilmiyorum ama bu kitabı hiçbir yerde bulamıyorum. Gizli bir el kitapları toplatmış olabilir mi?

Serdar Kocaoğlu 17 06 2009 14:12  

Kitabın bulunmadığını bir arkadaş daha söylemişti. Bunun üzerine Google'dan biraz arama yaptım, yazarın diğer kitapları bulunduğu halde buna rastlayamadım. Acaba Türkçe'ye çevrilmemiş olabilir mi diye düşündüm ama emin değilim. İşin aslını bilenler paylaşırlarsa sevinirim..

Adsız 14 09 2009 18:36  

YA BEN 17 YASNDAYM WE HEP DUYMSTM Bİ GRUP WAR WE DÜNYAYI ONLAR YÖNETİYO FİLAN AMA OYUNUN BU KADAR BÜYÜK OLDGNU HİÇ BİLMİODUM YAKLASK 5 ASRLIK Bİ SERÜVENMİŞ MEGER BİLGİLENDRDĞNZ İCN GERCEKTEN COK TESEKKÜR EDERM

er - han 11 10 2009 05:16  

Bu yazıyı paylaştığınız için teşekkür ederim. Sitenizi henüz keşfettim, ilgimi çeken yazılarınız var, biraz dinlenip onları da okuyacağım inşallah :)
Benden de bir kitap önerisi:
Henry Ford' un "Beynelmilel Yahudi" adlı kitabını okumanızı şiddetle tavsiye ediyorum. Tam bir Amerikan milliyetçisi ve dindar bir Hıristiyan olan ve Ford Şirketlerinin kurucusu Henry Ford, Yahudiler tarafından kendisine yapılan komplolara karşı atakta bulunarak Yahudilik ve Yahudiler hakkında çok geniş araştırmalar yaptırıp bu kitabı hazırlatır. Sonra kızılca kıyamet kopar ve yayınlanan her nüsha para karşılığında dünyanın her yerinden toplatılır. Ford özür dilenmeye zorlanır. O da özür dilediğini yazılı bir belgeyle Yahudi örgütlere gönderir. Aslında belgede imzası bulunan Ford değil yanında çalışan biridir. Yahudilerin gerçek yüzünü anlatan çok önemli bir kitap.

er - han 11 10 2009 05:32  

Bir şey daha ekleyeyim; "Samuel Vanunu' yu kaçırma operasyonu" ndan bahsedilmiş, ben Samuel Vanunu' yu Kurtlar Vadisi dizisindeki bir karakter olarak biliyorum. Google' da araştırdım biraz ama farklı birşey bulamadım. Bunun hakkında bir bilginiz var mı?

Yorum Gönder

-> "Anonim" seçeneğiyle isim vermeden yorum yazılabilir.
-> "Adı/URL" seçeneğiyle sadece isim verilerek de yorum eklenebilir.
-> Yorum yazarken anlaşılır olmaya ve Türkçe yazım kurallarına uymaya çalışınız!



Bu Sayfayı Facebook'ta Paylaş

YUKARI