Beyaz Türklerin Kara Ayakları

15 Şubat 2008

Bu ülkede vatandaşlar bir tasnife göre "Beyaz" ve "Kara" olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Aidiyetlerinin yanında, yaşam standartlarından, "seçkin"liklerinden dolayı da onlara "Beyaz Türkler" deniyor olabilir. Beyaz Türklerin kahir ekseriyetinin "Sabatayist" denilen vatandaşlardan oluştuğu, Süryani, Ermeni, Rum gibi yerli ecnebilerin dahi "Beyaz Türk" sınıfına giremeyecekleri iddia edilmektedir.

Sabataycı denilen kesimin tamamı "Beyaz Türk" müdür? Onlardan da gariban, karnını zor doyuran insanlar çıkmakta mıdır? Sabataycı bir işçi, pazarcı esnafı ya da bakkal var mıdır? Sorularının cevapları yeterince bilinmemektedir. Sabataycı listelerinin yayınlandığı kitaplara girmek için yazarlara para teklif edenler; "Ne olur beni de Sabataycı isimlere ekle" diye yalvaranlar olduğuna göre, Sabataycı olmakla "Beyaz Türk" olmak, "seçkin" olmak, "zengin" olmak arasında doğrusal bir korelasyon var demektir. En azından halkın zihninde böyle bir kanaat bulunmaktadır.

"Kara Türkler", bildiğiniz Türkler; Çanakkale’de ölen, Sarıkamış’ta donan, Yemen’de kavrulan, enflasyonların vurduğu, krizlerin yıktığı, işsizliğin, yoksulluğun terk etmediği Anadolu insanlarıdır. Hakarete uğrayan, itilen, kakılan, küçümsenen, üçüncü sınıf vatandaş muamelesi gören, bazı kurumlara sokulmayan Türklerdir.

"Kara Türk" dedimse kara kafalı, esmer adamlar aklınıza gelmesin. Bunların içinde sarışını ve kumralı da vardır. "Kara" olmak sadece Türklere münhasır değildir. Bu ülkedeki bütün yerli halklar; Kürt, Boşnak, Çerkez, Arap vs de "Kara Türk" tasnifinde kabul edilmektedir.

Ayrıca, "beyaz" olmak için didinen, aslı "kara" grileşmiş tipler mevcuttur.
Son yıllarda beyaz Türklerle ilgili pek çok kitap çıktı. Bu kitaplar çok satanlar listesinin hep üst sıralarındaydılar. Medyada bolca reklamı yapılan, Beyaz Türkleri sevimli, tehlikesiz, yararlı hatta gerekli gösteren bu yayınların Sabataycılar tarafından kafa karışıklığı oluşturmak, muhtemel husumetlerden korunmak için özellikle yayınlatıldığı düşünülmektedir. Kitaplarda ve bazı internet sitelerinde yayınlanan "Sabataycı listeleri"ne alakasız kimseler eklenerek Sabataycılıkla ilgili iddialar sulandırılmakta, gerçek bilgilerin inandırıcılığı sarsılmaktadır.

Memlekette çetelerin ve mafya tarzı yapılanmaların bütün tetikçileri orta halli veya gariban ailelerden çıkmaktadır. Abdullah Çatlıdan M. Ali Ağca’ya, Kartal Demirağ’dan Alpaslan Aslan’a ondan Yeşil lakaplı zata, hatta "iyi çocuk" Ali Kaya’ya kadar hepsi ortalama Anadolu insanlarının çocuklarıdırlar. Tabiri diğerle Kara Türklerdir. Bu durum bazılarının yaptığı gibi övünülesi bir şey midir? "Türkiye seninle gurur duyuyor" denilecek kahramanlık mıdır? Yoksa ayakçı, tetikçi olarak kullanılmanın alameti midir?

Tetikçilikte, mafya, çete işlerinde durum böyle iken Ekonomik, siyasi vb açılardan en etkili insanların arasında Kara Türk bulmak neredeyse imkansızdır. Ülkede birilerinin işleri taksim ettiği, bir işbölümü yaptığı anlaşılmaktadır.

Beyaz Türk-Sabataycı korelasyonu ne kadar somuttur tartışılabilir. Fakat tartışma götürmez bir şey vardır ki; bu ülkede mafya, derin devlet, çete, ulusalcılık vs denen oluşumların ayakları; tetikçiler, tahrikçiler, figüranlar, örgüt elemanları hep "Kara"dır. Yukarılara doğru çıktıkça bu tür yapılar alacalaşmakta, tepe noktalarda ise "Beyaz"laşmaktadır. Kürtçü yapılanmalarda, ulusalcı şoven yapılarda, şiddeti ve silahlı muhalefeti mücadele yöntemi olarak seçen pek çok oluşumda bunu görmek mümkündür.

Atatürk Dönemini istisna tutarsak; son 150 yıllık tarihimizde derin, karmaşık olaylarda hep aynı tablo yaşanmış, "baş beyaz", "ayak kara" olagelmiştir. Geçen bu kadar zamana, yenen tarihi kazıklara rağmen ulusalcılar, Türk ve Kürt şovenler kendilerinin "Kara Ayaklar"dan başka bir şey olmadıklarının farkına varamamışlardır. Hala hamasi mavallarla avunmakta, kendilerini vatanperver, milliyetçi, halkçı vs olarak görmeye devam etmektedirler.

Bu "Ayaklar" hep reaksiyoner ve muhaliftirler, şiddete eğilimlidirler. Neden uyguladıkları olumlu bir projenin olmadığını, "öteki"nden arınmış bir aksiyona sahip olmadıklarını sorgulayacak tahlil yeteneğinden mahrumdurlar. "Kara Ayaklar"ın cepheler, düşmanlıklar oluşturmaktan, gençleri heyecanlarına esir etmekten başka ülkeye kazandırdıkları bir şey yoktur. Her nerede ortalığı karıştıran bir ekip görürseniz bilin ki görünen "Kara Ayaklar"ın üstünde "Beyaz Kafalar" vardır.

Bu memlekette yüzey kara, derinler beyazdır. Ayaklar kara, beyinler beyazdır. Denklem buna göre kurulmuştur. Denklemle oynamak ateşle oynamaktır.

Bu ülkede "Kara Türkler"in heyecanlı, hamasi olmaktan çok; sakin, akıllı ve uyanık olmaya ihtiyacı vardır. Kendini kontrol edemeyen, taşkın "Kara Türkler"in Beyazlara "Ayak" olmaktan başka çaresi yoktur.

Yusuf GEZGİN - Aktif Haber

0 yorum var.. (Yorum Oku - Yorum Ekle):

Yorum Gönder

-> "Anonim" seçeneğiyle isim vermeden yorum yazılabilir.
-> "Adı/URL" seçeneğiyle sadece isim verilerek de yorum eklenebilir.
-> Yorum yazarken anlaşılır olmaya ve Türkçe yazım kurallarına uymaya çalışınız!



Bu Sayfayı Facebook'ta Paylaş

YUKARI