Yasaklanan sitelere girmek suç mu?

22.06.2009

"DNS Ayarları ve Yasaklanan Sitelere Erişim" başlıklı yazım hakkında şuna benzer bir soru/yorum gelmişti:

Soru: "DNS değiştirmek güvenli mi? Yani yasak olan bir olguyu delmiş oluyorsun, bu yasal mı? Yasaklanmış sitelere girenlerin başı ağrır mı?"

Kısa bir cevap yazmıştım ama asıl cevabım daha uzun olduğu için yeni bir konu açarak yazmaya karar verdim.

Bence;
DNS ayarlarını değiştirmek neden yasak olsun ki? Herkes kendi şahsi bilgisayarında her türlü konfigürasyonu yapabilir ve buna kimse karışamaz. Sonuçta bunlar teknolojinin sağladığı imkanlardır. Kimse falan DNS'i veya falan proxy'yi kullanamazsın diyemez ancak site yasaklamalarında yapıldığı gibi bunların da yetkili kurumlar tarafından engellenmesi yoluna gidilebilir.

İşin aslı şu; yasaklanan sitelere erişim, tam anlamıyla engellenmiyor ve bazı teknik açıklar bırakılıyor. Bu yasakları uygulayanlar da bu açıkların farkındalar ve engellemediklerine göre, ya buna göz yumuyorlar ya da yapabilecekleri başka bir şey yok.

Eğer istenirse, yazıda bahsettiğim, "yasaklı sitelere erişim yöntemleri"nin hepsi yetkililer tarafından engellenebilir ama bunun için servis sağlayıcıların çok yüklü miktarda yatırım yapmaları gerekir. Bu durumda örneğin TürkTelekom'un URL Filtreleme yapması gerekebilir veya örneğin yurtdışındaki DNS'lerin kullanımı engellenmek istenebilir, ki bu durumda UDP 53 numaralı DNS portunun bloklanması için firewall gerekir. Bunların yapılabilmesi de bir servis sağlayıcı için oldukça zor ve maliyetli işlerdir.

Ayrıca ilginç bir bilgi paylaşmak istiyorum. Alexa'ya göre şu an, Türkiye'den en çok girilen siteler listesinde YouTube hala beşinci sırada!

1-google.com.tr, 2-facebook.com, 3-google.com, 4-live.com, 5-youtube.com

Yani Türkiye'deki kullanıcılar tarafından en çok ziyaret edilen beşinci site YouTube, hem de yasak olmasına rağmen. Sanırım bu durum, yasağın ne derece işe yaradığını açıkça gösteriyor..

Serdar Kocaoğlu - MCSE:S
22.06.2009

Yazının Tamamı..

Yılmaz bunlar ne? Takozdur ağam!

15.06.2009

Yıllardır gizli bir savaş yaşanıyor ülkemizde, hem de derin bir savaş!
Gerçekten çok önemli ve kritik bir eşikten geçiyoruz. İlerde çok anlatılacak ilginç bir zaman dilimi bu zamanlar. Neden ilginç? Çünkü, bu savaş hiç bir zaman bugünkü kadar açık ve savaşın tarafları hiç bu kadar belirgin olmamıştı. Son bir kaç senede güçler dengeye ulaştı, saflar netleşti ve kılıçlar çekildi. Artık geri dönüş yok..

Savaşın bir tarafında, bu ülkenin gerçek sahibi olan Müslüman Türk Milleti, diğer tarafında ise yıllardır milletin ensesinde boza pişiren, her zaman milletin önünde bir takoz olmayı marifet sayan, ne olduran, ne öldüren, Türkiye'yi yarı baygın, hasta bir adam olarak tutmaya çalışan derin devlet var. Derin Devletin artık bir derinliği kalmadı, özellikle Ergenekon'la birlikte kabak gibi deşifre oldular. Yapılanmaları ve kimlerin bu işin içinde olduğu artık herkesin malumu. Derin suların çekilmesiyle sığ sulardaki balıklar gibi apaçık görünüyorlar, sazan gibi zıplayıp can çekişiyorlar..

Bu derin savaşın galibi, eninde sonunda milletimiz olacaktır..

Serdar Kocaoğlu
15.06.2009

İlgili Yazılar:
Derin Devlet Nedir?
"Biz asılız, bu ülkede bizim istemediğimiz şey olmaz!"
Sabetaycılık nedir? Sabetaycılar Kimlerdir?
Kek Türkler!
Derin Devlet Gerçeği
Gizli Dünya Devleti
kurtlar vadisi pusu, yılmaz bu ne, odundur ağam, cevat akarsu,ergenekon, derin devlet, millet, savaş, türk, müslüman, zaman, türkiye

Yazının Tamamı..

Kurtlar Vadisi, Sezon Finalinde Saçmaladı!..

12.06.2009

kurtlar vadisi pusuKurtlar Vadisi ilgiyle takip ettiğim bir dizi. Bunun sebebi, dizinin; mafyalar, çeteler, derin devlet, istihbarat servisleri, terör örgütleri, gladyo ve bunların birbirleriyle ilişkileri hakkında derin bilgilere ışık tutuyor olması. Dizi bu yönüyle, Türkiye'de yaşanan bir çok hadisenin anlaşılmasını sağladı. Bazı konularda çok net olmasa da en azından fikir verebiliyor.

Aslında dizide anlatılanlar, yıllardır bilinen ve üzerine sayısız makale ve kitaplar yazılan bilgiler ama bizim okumayı sevmeyen milletimiz, bunları maalesef diziden öğrenmek zorunda kaldı. Bu arada, Ergenekon'un ortaya çıkar çıkmaz herkes tarafından kolayca anlaşılmasında da bu dizinin rolü çok büyük oldu bence. Bu yüzden önemli bir yapım..

Gelelim dizinin son bölümüne. Son bir kaç aydır, diziye baya bir hareketlilik ve heyecan gelmişti ama her bölümde rastlamaya alıştığımız kurgu ve mantık hataları, bugün yayınlanan sezon finali ile resmen zirveye ulaştı. Son zamanlarda hiç bu kadar saçmaladıklarını görmemiştim. Sanki sırf final havası verilmek için yapılmış her şey. Bu kadar sevilen ve ilgiyle takip edilen bir diziye böylesine saçma bir bölüm hiç yakışmadı.

Bazı fanatiklerin "ne saçması ya süperdi, beğenmiyorsan izleme" dediklerini duyar gibiyim. O zaman birileri bana şu soruların cevaplarını versin:

1- Bir başbakan, görevden alacağı ve sevmediği bir adama geçmiş olsuna gider mi? Hadi gitti, O'nu görevden alacağını ve yerine kimin devam edeceğini söyler mi? Madem geçmiş olsuna gidecek kadar seviyor veya görevden alınacağını söyleyecek kadar güveniyor, neden görevden alıyor?

2- Başbakanın Cuma Namazına gideceği camiyi İskender nereden biliyor da bir gün önceden suikastçiye söylüyor?

3- Diyelim ki İskender istihbaratçı olduğu için biliyor. Peki Polat nasıl öğrendi hangi camiye gideceğini? Nezaretteki Polat, Başbakanın derin kebap İskenderi ziyaret edeceğini polislerden duyunca bakın neleri çözümledi: başbakana suikast yapılacağını, suikastin camide yapılacağını, caminin açık adresini anlayıverdi..

4- Camide suikastçi için ayrılan bir kişilik boşluk herkesin dikkatini çekmiştir sanırım. Bir başbakanın gittiği camide başbakanın arkasına oturmak bu kadar kolay olmasa gerek. Bu kadar sıkı korunan bir başbakanın bulunduğu camiye basit bir alçı numarası ile silah sokulabilir mi?

5- İskender camiye neden gider? Suikast yaptıran adam camiye gider mi? Giderse nasıl yapılacağını mı izler? Yoksa şüphe çekmemek için başbakanın yanına oturmak mı ister? En azından başbakana görünmek istemez mi?

6- Polat'ın senaryo gereği ölmesi mümkün değil, ölürse dizi biter. Bunu herkes bildiği halde Polat son anda yetiştiği camide neden vurulur? Herkes 3 ay boyunca acaba öldü mü diye merak mı edecek? Bu adam nasıl olsa ölmez diye her sene 2 kere vurulmak zorunda mı?

7- Erhan, dizinin en gereksiz ve baştan beri sevmediğim elemanlarından birisi olduğu halde, bu bölümde Vasati 40 Çöp Kav Cevat tarafından neden yakılmadı? Daha önce o kibritin birini yakmadan söndüğü olmamıştı.

8- Dizide vakit doldurmak için kullanılan Elif, Ebru gibi lüzumsuz karakterlere daha ne kadar katlanmak zorundayız acaba?

Bunun gibi daha bir çok lüzumsuz olaylar ve mantık hataları. Bu diziyi eskiden beri sırf değindiği konular yüzünden izliyorum, yoksa izlenecek bir kalite ve senaryosu olduğundan değil..

Serdar Kocaoğlu
12.06.2009

İlgili Yazılar:
Yılmaz bunlar ne? Takozdur ağam!
Sahtekarlığa Var Mısın Yok Musun!
Çok mu güzel hareketler bunlar?
Zeitgeist Addendum Belgeseli
kurtlar vadisi, pusu, sezon finali, bölüm, dizi, film, televizyon, polat alemdar, cavit, cevat akarsu, iskender büyük, ergenekon, derin devlet, türkiye, memati, güllü erhan, abdülhey, başbakan, suikast, senaryo, elif, ebru

Yazının Tamamı..

Kek Türkler!

08.06.2009

Türk Milleti olarak biraz saf olduğumuz doğru. Bu saflığı aslında samimiyetimize, sıcak kanlılığımıza veya art niyetsiz oluşumuza da bağlayabiliriz ama bu yüzden çok fazla keklendiğimiz de bir gerçek. Şimdi bu da nerden çıktı derseniz, Yusuf Gezgin'in aşağıdaki yazısını okuyunca anlayacaksınız. Artık keklenmeyelim diyorum ve yazıyı ilginize sunuyorum.. S.K.

KEK TÜRKLER

Tarihte Türk ismiyle Orta Asya’da kurulan ve Göktürk Kitabeleri denilen ilk Türkçe anıtları bırakan, iyi işler yapmış GökTürkler vardır. Bir de 20. yüzyılı; Türk ve Müslüman olmayan naylon Türkçülerin arkasından koşarak ıskalayan, 21. yüzyılda hala ayıkmayan, Türk'üm, Türkçüyüm diyen, hamasi sloganlar atan ama Türklerin enerjisini emen, emeklerini heba eden, kripto vatandaşların oltasına gelen KEK-TÜRKLER var.

KEK-TÜRKLER, 20. yüzyılda Türk olmayan ama Türkçülüğün esaslarını yazan, Türk milliyetçiliğinin temellerini atıp liderliğini yapan bir kısım Sebatay ve Ermeninin ardında koşturmakla geçirdiler ömürlerini. Türkçülük yapıyoruz ve Türkiye’yi kurtarıyoruz zannederek, üretilmiş birkaç sloganın ardından global projelerin malzemesi oldular. Kardeşin kardeşe kırdırıldığı, Türkün Türk’e vurdurulduğu, ülkenin kan gölüne çevrildiği cepheleşmelerde kendilerini bir ülkünün, bir misyonun sahibi zannederek anarşinin, kargaşanın, şiddetin tarafı oldular. 1980 öncesinin alacakaranlığında Komünizme karşı mücadele ettikleri, devleti kurtardıkları, mukaddesatı korudukları söylendi kendilerine, buna inandılar ve bu inançla mücadele ettiler. Pek çok ülkücü genç canını feda etti bu yolda. İnşallah, o ölenler (samimi iseler) şehit olmuşlardır. Ama 1980 darbesi patlayan flaş gibi bütün gerçekleri ortaya çıkardı, Rusya’dan beslendiği söylenen, komünizmi getireceği korkusu pompalanan aşırı sol grupların da; devleti, mukaddesatı, Türklüğü koruduğu zannı ile hareket eden ülkücü grupların da ipi ABD’ye çıkıyordu. ABD güdümündeki derin devlet gladyo, hem solu, hem sağı beraberce kullanıyordu ve bunlar eliyle bir ülkenin önünü kesiyor, ayağa kalkmasını engelliyor, insanlarımızı birbirine kırdırıyordu. 1980 darbesiyle her iki tarafın da biraz aklı erenleri nasıl keklendiklerini anladılar. Aklı başına gelen solcuların pek çoğu liberalleşti, ticarete atıldı ve hayattan zevk almanın yolunu seçti. İdeolojinin karın doyurmadığının farkına vardı. Bu gün medyada yer alan "tatlısu balıkları"nın pek çoğu dünkü aşırı solculardır. Ülkeyi kurtardığını düşünen ülkücülerin aklı erenleri ise, ya mutaassıp birer dindar oldular veya dünyalarını kazanmaya yöneldiler.

1980 darbesi hem solcuların hem sağcıların aynı karanlık el tarafından nasıl kullanıldığını ve keklendiğini ortaya çıkardı. Ama aradan geçen 30 yıla rağmen hala parlak sloganların, içi boş hayallerin, sonuçsuz hamasetlerin peşinde koşarak ülkücülük yaptığını sanan yığınla "Kek Türk" vardır. Ulusalcılarla kek Türkleri ayrı tutmakta fayda var. Ben ulusalcılıkta en küçük bir iyi niyet ve millilik görmüyorum. Onların Türk'ten anladıkları kripto ecnebi "Beyaz Türk"; ulustan anladıkları ise manevi ve tarihi değerlerden arındırılmış, son 80 yıla hapsedilmiş suni bir topluluktur.

KEK Türklerden kastım; aslı kara olan, ama ne idüğü belirsiz, ucunun nereye çıktığı belli olmayan hareketlerin ardından gözü kapalı, sloganların talimatıyla yürüyen ve Türkçülük yaptığını zannederken, Türklük ve millet aleyhine kullanılan Kara Türklerdir. Yazılarımda sıkça belirttiğim gibi, bana en ağır gelen şey Anadolu'nun gariban insanlarının münafıkça akımların arkasından gitmeleri ve inandıkları ideallerin aksine kullanılıyor olmalarıdır. Kara Türkleri ayıktırma niyetiyle yazdığım her yazıdan sonra maalesef "satılmış, hain, sen Türk olamazsın" gibi ithamlarla, iftiralarla karşılaştım.

Daha önce, 1980 öncesinde sabahlara kadar duvarlara ülkücü sloganlar yazdığımı, pek çok arkadaşımın o bulanık, sisli ortamda öldürüldüğünü, pek çoğunun dayak yediğini, hapse girdiğini yazmadım. Yani kendimin de bir dönem keklenenlerden olduğunu şimdiye kadar ifade etmedim. Derdim; Anadolu’nun ezik, mağdur, son iki asrın çilesini, sıkıntılarını, savaşlarını, muhaceretlerini omuzlamış bu kesiminin uyanmasını sağlamak! Daha fazla istismar edilmesinin önüne geçmek! Bunun için de çok şey istemiyorum, sadece bu kesimin yediğimiz onca kazıktan sonra daha dikkatli olmalarını, her parlak sloganın, fikrin; her güzel konuşanın, iyi nutuk atanın arkasından gitmemelerini öneriyorum. İnsanların nutuklarına değil, yaptıklarına, fiillerine dikkat etmelerini, keklenmemelerini arzu ediyorum. Kişileri, olayları ve yaşanan süreçleri inandığınız değerlere ve hedeflediğiniz ideallere, ülkülere yaklaştırma açısından sorgulamalarını salıklıyorum.

Türkiye’de bir dönem büyük bir deprem olmuş ve ülkenin bütün köşeleri işgal edilmiş, bütün değerleri altüst olmuştur. Bu toprakların gerçek sahipleri olan Kara Türkler hayatın her alanından dışlanmış, yokluğa, yoksulluğa, cehalete mahkûm edilmiştir. Türk ve Türkçü vurgular, milliyetçilik gibi kavramlar Türklerin aleyhine, Türkleri sindirmek için kullanılır hale gelmiştir. Bu depremden sonra sinirlerimizi ele geçiren haramiler, bize ait kalelerin, bize ait mevzilerin başına geçmişler ve ideallerimizin, söylemlerimizin içini boşaltmışlardır. Kandırılmaya müsait bazı Kek-Türkleri yanlarına çekerek Kara Türklere, Anadolu insanına karşı kullanmışlardır. Mübalağalı şekilde Türkçü vurgular yapan organizasyonların, partilerin, derneklerin nirengi noktalarına, adında Türkçülüğe ait vurgular taşıyan gayrı milli ve gayrı Müslim naylon Türkçüler geçirmişlerdir. Bu organizasyonlarla bir kısım Kara Türkleri peşlerinden sürükleyerek, hem Türk insanının enerjisini emmiş, hülyalarını boşa çıkarmış; hem de ülkede çatışma, kamplaşma ve vuruşmalara zemin hazırlamışlardır.

Bu ülkede Türkçülüğün temellerini atanların, Türkçülüğü ideoloji haline getirenlerin hiç birisi Türk değildir, Türkleşmiş hiç değildir. Sadece bir projenin gereği olarak o role büründürülmüş kimselerdir. Moiz Kohen iken Munis Tekinalp olan haham çocuğu da, Ziya Gökalp de, Adıvar’lar da Köprülüler de Türk değildir. Müslüman olduklarını da düşünmüyorum. Türkçülüğün daha sonraki "bol Türk soslu" isimler taşıyan liderleri de Türk değildir. Efsanevi liderin memleketinin neresi olduğuna, dedelerinin mezarlarına, geriye doğru asıllarına, akrabalarına ait bir bilgisi, malumatı olan var mıdır? Bu ülkede herkesin köyü, kökeni, dedesi, ninesi ve onların mezarları bellidir. Bu Türkçülerden pek çoğunun çocukları bilinir; ama ne kardeşleri ne dedeleri, ne amca çocukları bilinmez. Çünkü soyağacı çıkarıldığında ailenin diğer dallarına hangi misyonlar verildiği, nelerle meşgul oldukları ortaya çıkacaktır. Onun için bu tür insanların yukarıya doğru soyağaçları, kökleri, akrabaları bilinmez. Mübalağalı Türk vurgularıyla bu şüpheler izale edilmeye çalışılır. Çoğu zaman ispatı mümkün olmayan destansı hikâyelerle bunların kökü, kökeni kutsallaştırılır ve bizim kek-Türkler bunlara kolayca inanırlar.

Şimdi bu sayın Kek-Türklerimize sorarım: bu ülkede yıllardır Türkçü akımlar vardır. Türklüğe bu akımların, bölme-vuruşturma, kan dökme dışında hangi katkısı olmuştur?

Beyler! bu işler sloganla, hamasetle, içi boş örgütlerle yapılmaz. Bu tür örgütlerin, KEK-Türklerin keklenme süresini uzatmak ve kontrol etmeye devam etmek için üretilmiş naylon organizasyonlar olduğunu hala anlayamadınız mı?

Bu ülkede pek çok kritik noktaya, kuruma hakim olan kripto ecnebiler, hem diğer unsurları tahrik etmek, hem de Türk unsurunu kontrol etmek ve enerjisini heba etmek için Türkçülüğe ciddi yatırımlar yapmıştır. Dün Sebatayların, Siyonistlerin yapılandırdığı, Türkçü soslara sahip akım ve görüşlerin içinde bu gün maalesef (kripto) Ermeniler çok etkin ve etkilidirler. Türkçü, ulusalcı görünen pek çok şahsiyetin üstü hafifçe kazındığında altından Ermeni kimlikler çıkmaktadır. Ergenekon örgütünün son dönemde medyaya düşen pek çok aktörü enteresan bir şekilde Ermeni kökenlere sahiptirler.

Sayın KEK-TÜRKLER! Sloganların, içi boş hamasi söylemlerin peşinden sorgulamadan koşma dönemi hala bitmedi mi?

Adının sağına soluna bol "Türk"lü ünvanlar kondurmuş münafıkların izinden gözü kapalı yürümeyi ne zaman bırakacağız?

Kek-Türkler, eline Türkçülük ve milliyetçilik bayrağını almış Türk Milletini, milliyetçileri çıkmaz sokaklara sokan, sürekli duvarlara toslatan kripto ecnebilere hala itibar etmektedirler. Türk varlığına ve huzuruna kasteden Ergenekon’u Türklük adına müdafaa edebilmektedirler.

Ergenekon çerçevesinde yürütülen mücadele, gücünü Türk insanından alan milli kuvvetlerle, İsrail-ABD güdümündeki kripto ecnebilere karşı yürütülmektedir. Ama her türlü hokkabazlığı, madrabazlığı meslek edinmiş bu cenahlar, pek çok Kek-Türk’e kendilerini "milli", kendileriyle mücadele edenleri ise "ABD uşağı", "gayrı milli" diye boyayıp pazarlayabilmektedirler.

Kek-Türklere ve aldatılan, milli duygularına hitap edilerek dolmuşa bindirilen kara Türklere tavsiyem: bari Ergenekon’dan içeriye tıkılanların hayatlarına, akraba bağlantılarına, geçmişlerine, yaptıklarına bakın! Ortalama Anadolu insanı ile ortak paydaları var mı ona bakın!

KEK-TÜRKLER, Türk’ün 5000 yıllık en eski kurumu Türk ordusunu, 1908'den sonra eline geçiren çapulcu ecnebilerden ibaret sanıp, kripto yapıların temizlenmesini "asker karşıtlığı" olarak görebilmektedirler. TSK’nın gerçek manada bir Türk ordusu olması için çetelerden, kanun dışı yapılardan temizlenmesinden rahatsızlık duyanlara şahit olmaktayız.

Milletin kendine dönüş çabasının bir sonucu olan "bağırsak temizleme mücadelesini" bir gruba, bir cemaate mal ederek meseleyi hem sulandıran, hem de küçük gösterenlere şaşırıyorum.

Ergenekon’un ve kurumlara, topluma yerleşmiş çetelerin, kanserli hücrelerin tasfiyesi; 2 asır önce planlanan, 100 yıldır icra edilen örtülü bir işgalden kurtuluş mücadelesidir. Ergenekon’un tasfiyesi bünyenin kanserlerden temizlenmesi, sinirlerimizin iltihaplardan arındırılması çabasıdır.

KEK-TÜRK dedimse, Kürtler kendilerini bu tasnifin dışında zannetmesinler. Onlar da Kürt haklarını savunduğunu iddia eden ama ucu Ergenekon’la aynı yere çıkan PKK ve onun siyasi uzantıları tarafından keklenmektedirler. Bu ekiplerin projelerine malzeme olarak 1000 yıllık kardeşlerine ve ülkelerine karşı mücadele eden Kürtleri de Kek-Türkler arasında sayabiliriz.

İki asırdır kekleniyoruz. Kılıktan kılığa giren bu kripto ecnebilerin tezgahına geliyoruz. Bazıları için daha uyanma vakti gelmedi mi?

Yusuf Gezgin / Aktif Haber

İlgili yazılar:
Beyaz Türklerin Kara Ayakları
Sabetaycılık nedir? Sabetaycılar Kimlerdir?
Gizli Dünya Devleti
Derin Devletin Derin Analizi
Türkiye'deki Derin Yapının Deşifresi
Dünyayı Yöneten Para Baronları
Rothschild Hanedanlığı
türk, türkler, göktürkler, türk milleti, yusuf gezgin, türkçe, türkiye, müslüman, kripto, gizli, ecnebi, yabancı, azınlık, türkçülük, milliyetçilik, milli, turancılık, faşizm, kafatasçılık, sabetay, sebataycılık, sabetaycılar, ermeni, rum, yahudi, dönme, anarşi, komunizm, darbe, 12 eylül, ihtilal, ülkücüler, rusya, abd, israil, gladyo, gladio, nato, cia, cunta, derin devlet, ergenekon, kontrgerilla, alparslan türkeş, sol, sağ, ideoloji, siyaset, çatışma, slogan, ulusalcılık, beyaz türkler, anadolu, ziya gökalp, halide edip, adnan, adıvar, moiz kohen, akım, siyonist, siyonizm, asker, ordu, tsk, pkk, kürtler

Yazının Tamamı..

Tehlikeli Aramalar

05.06.2009

Çoğumuz hemen hemen her gün arama motorlarını kullanıyoruz; makale, kitap, haber, program, mp3, video, film, oyun vb. arıyoruz. Ama kullanıcıların çoğu masumane bir şekilde yaptıkları bu aramaların aslında ne gibi tehlikelere yol açtığının farkında bile değil. Kullanıcıların özellikle bedava, film, indir, download, mp3 gibi aramalar yaparak girdikleri sitelere çok dikkat etmeleri ve şüpheyle yaklaşmaları şart. Konuyla ilgili McAfee bir rapor hazırlamış:

McAfee'nin, araştırmasına göre, ekran koruyucu, şarkı sözü ya da bedava müzik indirme platformları arayan kullanıcılar, pek de farkında olmadan bilgisayarlarını tehlikeye sokuyorlar. Küresel ölçekte yapılan değerlendirmede; bedava kelimesi yüzde 7.3 ile şarkı sözü aramaları ise yüzde 5.1 bir oranla en riskli arama kelimeleri arasında yer alıyor.

McAfee'nin araştırması en büyük arama motorlarını kapsıyor. İncelenen arama motorları arasında; Google, Yahoo, Microsoft Live, Ask ve AOL bulunuyor. Araştırma ile 2600'e yakın popüler "anahtar kelime" ve oluşturdukları riskler analiz edildi. Her bir kelime için, gelen ilk 5 sayfadaki arama sonuçlarının kullanıcılar açısından güvenliği değerlendirildi.

İlgili Yazılar:
Dünyanın en tehlikeli web siteleri
İnternet Bankacılığı Kullanımı ve Güvenliği
Çocuklar için İnternet Kullanımı Sözleşmesi
İnternetten film ve mp3 indirmek engellenebilir mi?
Türkiye'de İnternet Kullanımı ve Zararları
İnternetin Faydaları
Google'ın Marifetleri
Microsoft, Google ve Yahoo'dan İnternet Kısıtlamalarına Karşı İşbirliği

Yazının Tamamı..


Bu Sayfayı Facebook'ta Paylaş

Son Yorumlar

Kimse Yok Mu?

İstatistikler

  • Mayıs Ayı Ziyaretçi Sayısı: 14.701

RSS

İzleyenler

YUKARI